1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. İsrail-Yunanistan Yakınlaşması Doğu Akdeniz’i Isıtıyor: Atina Yeni Bir Hesaplaşmanın Eşiğinde mi?

İsrail-Yunanistan Yakınlaşması Doğu Akdeniz’i Isıtıyor: Atina Yeni Bir Hesaplaşmanın Eşiğinde mi?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İsrail ile İran arasında ateşkesin sağlanmasının ardından İsrail ve Yunanistan ordularının Ege Denizi’nde ortak askeri faaliyetlere yeniden başlaması dikkat çekti. Atina’da yayımlanan çarpıcı bir analiz ise Yunanistan’ın İsrail politikalarının ülkeyi Türkiye ile tehlikeli bir çatışma sürecine sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Uzmanlar, Doğu Akdeniz’de yeni bir jeopolitik denklemin oluştuğuna işaret ediyor.


Ege’de Yeniden Hareketlilik Başladı

İran ile İsrail arasında yaşanan sıcak çatışmaların sona ermesinin ardından dikkatler yeniden Doğu Akdeniz ve Ege Denizi‘ne çevrildi. Bölgeden gelen son bilgiler, İsrail ve Yunanistan ordularının ortak askeri faaliyetlerini yeniden hızlandırdığını gösteriyor.

Son yıllarda savunma sanayii, istihbarat paylaşımı, hava kuvvetleri eğitimi ve ortak tatbikatlar başta olmak üzere birçok alanda iş birliğini derinleştiren Tel Aviv ile Atina, askeri ilişkilerini yeni bir aşamaya taşırken, bu gelişmenin Türkiye açısından nasıl sonuçlar doğuracağı da uluslararası güvenlik çevrelerinde tartışılmaya başlandı.

Uzmanlara göre bu askeri yakınlaşma yalnızca iki ülke arasındaki savunma iş birliği olarak değerlendirilmiyor. Bölgede oluşan yeni güvenlik mimarisi, Doğu Akdeniz’deki güç dengelerini doğrudan etkileyebilecek nitelikte görülüyor.


Atina’dan Dikkat Çeken Özeleştiri

İsrail ile askeri ilişkilerin derinleştiği bir dönemde bu kez dikkat çekici değerlendirme Yunanistan’dan geldi.

Yunanistan merkezli Banking News, yayımladığı kapsamlı analizde Atina yönetiminin son yıllarda izlediği dış politika çizgisini sert ifadelerle eleştirdi.

Analizde şu başlık kullanıldı:

“Ölümcül hata: Yunanistan tuzağa düştü, Miçotakis ve Dendias ölümcül hatalar yaptı – İsrail bizi Türkiye ile topyekûn bir savaşa sürüklüyor.”

Yunan basınında uzun süredir görülmeyen sertlikte kaleme alınan analizde, Atina’nın İsrail’in güvenlik politikalarına fazlasıyla bağımlı hale geldiği ve bunun Yunanistan’ın ulusal çıkarlarını zedeleyebileceği öne sürüldü.

Analizde ayrıca İsrail ile geliştirilen askeri ortaklığın Türkiye ile ilişkileri daha kırılgan hale getirebileceği değerlendirmesine yer verildi.


Doğu Akdeniz’de Yeni Güç Dengesi Kuruluyor

Son yıllarda Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeler yalnızca enerji kaynakları üzerinden okunmuyor.

Deniz yetki alanları, doğal gaz rezervleri, deniz ticaret yolları, savunma sanayii iş birlikleri ve bölgesel güvenlik politikaları artık aynı jeopolitik denklem içerisinde değerlendiriliyor.

İsrail’in özellikle Gazze’de yaşanan gelişmeler sonrasında bölgesel güvenlik stratejisini yeniden şekillendirmesi, Yunanistan ile askeri koordinasyonu artırması ve Doğu Akdeniz’deki ortak faaliyetlerini yoğunlaştırması dikkat çekiyor.

Bu süreçte Türkiye ise uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını koruma politikasını sürdürürken, bölgedeki askeri hareketliliği yakından takip ediyor.


Türkiye Karşıtı Yeni Bir Güvenlik Hattı mı Oluşturuluyor?

Jeopolitik uzmanlara göre İsrail ile Yunanistan arasındaki askeri iş birliği yalnızca iki ülke arasındaki savunma ilişkilerinin geliştirilmesiyle sınırlı değil.

Son dönemde gerçekleştirilen ortak hava tatbikatları, istihbarat paylaşımı, füze savunma sistemlerine yönelik görüşmeler ve Doğu Akdeniz’de artan koordinasyon, bölgede yeni bir güvenlik ekseni oluşturulduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.

Bununla birlikte bazı uluslararası analiz merkezleri ise bu yaklaşımın uzun vadede bölgesel tansiyonu artırabileceği ve diplomatik çözüm kanallarını zorlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.

Özellikle Ege Denizi ve Doğu Akdeniz gibi hassas bölgelerde askeri faaliyetlerin artması, yanlış hesaplamalara dayalı kriz riskini de beraberinde getiriyor.

Bu nedenle önümüzdeki süreçte yalnızca askeri gelişmeler değil, diplomatik temasların seyri de bölgesel istikrar açısından belirleyici olacak.

Uzman Uyardı: “İsrail, Yunanistan’ı Maşa Gibi Kullanıyor”

İsrail ile Yunanistan arasında son dönemde hız kazanan askeri iş birliği, yalnızca diplomatik çevrelerde değil, akademik dünyada da yakından takip ediliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fırat Demirkol, yaşanan gelişmelerin bölgesel güvenlik dengeleri açısından dikkatle analiz edilmesi gerektiğini belirtti.

Demirkol’a göre Türkiye’nin bugüne kadar Doğu Akdeniz’de izlediği politika saldırgan bir genişleme stratejisi değil, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını korumaya yönelik bir güvenlik yaklaşımı oldu.

Uzman isim, bölgedeki son gelişmeleri değerlendirirken İsrail’in dış politika yaklaşımına ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı.

“Yalnızca Orta Doğu politikasında değil, Doğu Akdeniz’de de, Akdeniz’in genelinde de, farklı coğrafyalarda da Türkiye ile karşı karşıya gelen bir politika sepeti ile hareket edildiğini görüyoruz. Temelde Gazze ve Orta Doğu politikasının yansıması gibi olsa da netice itibarıyla İsrail’in Türkiye ile birçok alanda karşı karşıya geldiğini söylemek mümkün.”

Bu değerlendirme, İsrail’in son yıllarda yalnızca Gazze veya İran eksenli güvenlik politikası yürütmediğini, aynı zamanda Doğu Akdeniz’de de yeni stratejik ortaklıklar kurarak bölgesel güç dengelerini kendi lehine şekillendirmeye çalıştığı yönündeki analizlerle örtüşüyor.

Özellikle enerji güvenliği, deniz yetki alanları, savunma sanayii iş birlikleri ve hava sahası koordinasyonu gibi başlıklar, Tel Aviv’in Doğu Akdeniz politikasında giderek daha fazla önem kazanan alanlar arasında gösteriliyor.


“Türkiye’nin Dikkatini Dağıtmak İstiyorlar”

Demirkol’un en dikkat çekici değerlendirmelerinden biri ise İsrail’in Yunanistan ile kurduğu askeri ilişkilere yönelik oldu.

Uzman isim, şu ifadeleri kullandı:

“İsrail şu anda gerçekten sadece Türkiye’ye karşı farklı bir alanda cephe açmak, Türkiye’nin dikkatini dağıtmak, Türkiye’nin gücünü bölmek açısından Yunanistan’ı tabiri yerindeyse maşa gibi kullanıyor.”

Bu açıklama, bölgede yaşanan gelişmelerin yalnızca iki ülke arasındaki savunma iş birliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ediyor.

Jeopolitik açıdan bakıldığında, Doğu Akdeniz son yıllarda enerji rekabetinin ötesine geçerek küresel güç mücadelesinin önemli sahalarından biri haline geldi. ABD, Avrupa Birliği, Rusya ve Çin gibi aktörlerin farklı düzeylerde ilgi gösterdiği bu coğrafyada her yeni askeri ortaklık, bölgesel güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor.

Bu nedenle İsrail ile Yunanistan arasında artan askeri koordinasyonun Türkiye tarafından yakından takip edilmesi, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, NATO’nun güney kanadındaki güvenlik dengeleri bakımından da önem taşıyor.


Gayri Askeri Statüdeki Adalar Tartışması Yeniden Gündemde

Dr. Demirkol, Ege Denizi’ndeki bazı adaların statüsüne ilişkin tartışmaların da son gelişmelerle birlikte yeniden önem kazandığını belirtti.

Özellikle uluslararası anlaşmalarla gayri askeri statü verilen adaların silahlandırılmasına yönelik iddiaların, hukuki açıdan ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Demirkol, dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

Son dönemde kamuoyunda yer alan, Meis başta olmak üzere Türkiye kıyılarına çok yakın bazı adalarda İsrail’in teknik altyapı kurabileceği, radar ve füze sistemleri konuşlandırılabileceği yönündeki iddiaların henüz resmî makamlarca doğrulanmadığına dikkat çekilirken, bu tür senaryoların uluslararası hukuk açısından yeni tartışmalar doğurabileceği belirtiliyor.

Uzmanlara göre, Ege’deki adaların statüsü yalnızca Türkiye ile Yunanistan arasındaki ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik mimarisini de yakından ilgilendiren hassas bir konu olmayı sürdürüyor.


“Uluslararası Hukuk Açısından Yeni Bir Durum Ortaya Çıkabilir”

Dr. Demirkol, olası statü değişikliklerinin hukuki sonuçlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye, ‘Bu anlaşmalar ortadan kalktı ve Yunanistan burada İsrail ile beraber bana tehdit oluşturuyor. Benim vatandaşlarım, benim ülkeme gelen yabancı turistler sahil turizminde bulunurken yüzme mesafesindeki bir alanda karşılarına toplar, tüfekler, radar sistemleri getirip koyuyorlar. Madem öyle adaları geri alıyorum sizden’ dese, hangi uluslararası hukuk buna hayır diyebilecek ya da Yunanistan hangi güçle buna karşı koyabilecek?”

Bu açıklama, uzmanın hukuki değerlendirmesini yansıtırken; uluslararası hukukta bu tür senaryoların siyasi, diplomatik ve yargısal süreçlere bağlı olarak farklı biçimlerde yorumlanabileceği de unutulmamalıdır. Ege’deki adaların statüsü, çeşitli uluslararası anlaşmalar ve tarafların hukuki tezleri çerçevesinde uzun yıllardır tartışma konusu olmaya devam etmektedir.

Ancak tartışmanın yeniden gündeme gelmesi, Doğu Akdeniz’de güvenlik ve hukuk eksenli yeni bir dönemin başlayabileceğine ilişkin değerlendirmeleri de beraberinde getiriyor.

Türkiye’nin Askeri Kapasitesi ve Uluslararası Hukuk Tartışması

Doğu Akdeniz’de artan askeri hareketlilik yalnızca diplomatik ilişkileri değil, uluslararası hukuk tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı. Özellikle Ege Denizi’ndeki bazı adaların statüsü konusunda uzun yıllardır devam eden görüş ayrılıkları, son gelişmelerle birlikte yeniden uluslararası güvenlik gündeminin önemli başlıklarından biri haline geldi.

Dr. Fırat Demirkol, mevcut statükonun değiştirilmesi halinde Türkiye’nin uluslararası hukuk bakımından farklı hak iddialarında bulunabileceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye’nin şu anda askeri anlamda o adaları geri alabilecek gücü var, Kıbrıs buna dahil olmak üzere. Ama siz bu statükoyu bozarsanız ve buradaki sistemi ortadan kaldırırsanız, uluslararası hukuk açısından Türkiye’ye bir hak doğar.”

Bu değerlendirme, uzmanın hukuki ve stratejik görüşünü yansıtırken; Ege’deki adaların statüsü konusunda Türkiye ve Yunanistan’ın uzun yıllardır farklı hukuki tezler savunduğu da biliniyor. Konuya ilişkin olası uyuşmazlıklar, uluslararası hukuk, diplomatik müzakereler ve ilgili anlaşmalar çerçevesinde değerlendirilmeye devam ediyor.

Ancak uzmanların ortaklaştığı noktalardan biri, Doğu Akdeniz’de askeri yoğunluğun artmasının yanlış hesaplamalara dayalı kriz riskini de beraberinde getirdiği yönünde.


Avrupa Yeni Bir Cephe İstemiyor

Demirkol’un dikkat çektiği bir diğer başlık ise Avrupa’nın mevcut güvenlik tablosu oldu.

Rusya-Ukrayna savaşının üçüncü yılına yaklaşması, Orta Doğu’da devam eden istikrarsızlık ve NATO’nun doğu kanadındaki güvenlik baskısı nedeniyle Avrupa ülkelerinin yeni bir bölgesel kriz istemediğini belirten Demirkol, şu ifadeleri kullandı:

“Tüm bunlara baktığımızda Yunanistan’ın şu ortamda Türkiye ile ters düşmesi doğru değil.”

Uzman isim, Avrupa başkentlerinden Atina’ya daha temkinli davranması yönünde diplomatik mesajlar gelebileceğini de dile getirdi.

“Yunanistan’a biraz itidalli davranın şeklinde bir uyarı gelebilir. Avrupa ülkelerinin halklarında İsrail’in politikalarına karşı ciddi bir rahatsızlık var. Dolayısıyla bu anlamda stratejik davranarak Yunanistan’ın İsrail’e mesafe koymasını isteyebilirler.”

Bu değerlendirme, Avrupa Birliği içinde son dönemde İsrail’in Gazze politikalarına yönelik artan siyasi tartışmaların, dış politika kararlarına da yansıyabileceği yönündeki analizlerle paralellik gösteriyor.


Doğu Akdeniz’de Dengeler Yeniden Şekilleniyor

Son yıllarda yaşanan gelişmeler, Doğu Akdeniz’in artık yalnızca enerji kaynakları üzerinden şekillenen bir rekabet alanı olmadığını ortaya koyuyor.

Bugün bölgede;

  • Enerji güvenliği,
  • Deniz yetki alanları,
  • Savunma sanayii iş birlikleri,
  • İnsansız hava sistemleri,
  • Füze savunma teknolojileri,
  • NATO’nun güney kanadı,
  • ABD ve Avrupa’nın bölgesel stratejileri

aynı güvenlik denkleminde değerlendiriliyor.

Bu nedenle İsrail ile Yunanistan arasındaki askeri yakınlaşma, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkiler olarak değil; daha geniş bir jeopolitik dönüşümün parçası olarak okunuyor.

Türkiye ise hem NATO üyesi kimliği hem de Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’i aynı anda etkileyen stratejik konumu nedeniyle bu yeni güvenlik mimarisinin merkezindeki ülkelerden biri olmayı sürdürüyor.


Önümüzdeki Dönemde Hangi Senaryolar Öne Çıkıyor?

Uzman değerlendirmeleri ve bölgedeki mevcut gelişmeler birlikte ele alındığında önümüzdeki dönemde birkaç temel senaryo öne çıkıyor.

İlk senaryo, İsrail ile Yunanistan arasındaki savunma iş birliğinin daha da derinleşmesi ve bunun Doğu Akdeniz’deki askeri hareketliliği artırması.

İkinci senaryo ise NATO, ABD ve Avrupa Birliği’nin, Türkiye ile Yunanistan arasında yeni bir gerilim yaşanmaması için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması.

Üçüncü ve en olumlu senaryo ise bölgesel aktörlerin karşılıklı caydırıcılığı korurken diplomatik kanalları açık tutması ve güven artırıcı önlemlerin yeniden gündeme gelmesi.

Hangi senaryonun öne çıkacağı ise yalnızca Atina ve Tel Aviv’in atacağı adımlara değil; Ankara’nın diplomatik girişimlerine, NATO’nun yaklaşımına ve bölgesel gelişmelerin seyrine bağlı olacak.


Okuyucularımız Söz Sizde

İsrail ile Yunanistan arasında derinleşen askeri iş birliğinin Doğu Akdeniz’deki güvenlik dengelerini nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz? Sizce bölgede diplomasi mi öne çıkacak, yoksa askeri rekabet daha da mı sertleşecek? Görüşlerinizi yorum bölümünde bizimle paylaşabilirsiniz.

İsrail-Yunanistan Yakınlaşması Doğu Akdeniz’i Isıtıyor: Atina Yeni Bir Hesaplaşmanın Eşiğinde mi?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.