1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. Hoşgörü Kimin İçin? Çifte Standardın Aynasında Mizah?

Hoşgörü Kimin İçin? Çifte Standardın Aynasında Mizah?

**Deniz Göktaş, ifade özgürlüğü, mizahın sınırları, din ve mizah, toplumsal hassasiyet, çifte standart, köşe yazısı, düşünce özgürlüğü, kamuoyu tartışması, Türkiye gündemi, hoşgörü, eleştiri kültürü**
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir toplumun olgunluğu yalnızca güldüğü şeylerle değil, neyin karşısında aynı ölçüyü koruyabildiğiyle de anlaşılır.

Son günlerde komedyen Deniz Göktaş hakkında ortaya çıkan tartışmalar, aslında tek bir gösterinin ya da birkaç cümlenin çok ötesinde bir gerçeği yeniden gözler önüne serdi. Tartışmanın merkezinde mizah var gibi görünse de, asıl mesele ifade özgürlüğünün kimler için savunulduğu sorusu.

Türkiye’de uzun yıllardır mizahın sınırları tartışılıyor. “Her şeyin şakası olur mu?” sorusu neredeyse her yeni tartışmada yeniden gündeme geliyor. Ancak dikkat çeken nokta, bu soruya verilen cevabın çoğu zaman ilkelere göre değil, hedef alınan kişi ya da değere göre değişmesi.

İşte asıl problem tam da burada başlıyor.

Bir kesimin kutsalı hedef alındığında “ifade özgürlüğü” deniliyor; başka bir kesimin kutsalı söz konusu olduğunda ise aynı kişiler bu kez “nefret söylemi”, “saygısızlık” ya da “hukuki yaptırım” çağrısı yapabiliyor.

Bu durum yalnızca Türkiye’ye özgü değil. Dünyanın birçok ülkesinde de benzer tartışmalar yaşanıyor. Ancak demokratik toplumların en önemli sınavı, kendi hassasiyetlerini savunurken başkalarının hassasiyetlerini de aynı ilke çerçevesinde değerlendirebilmektir.

Bugün bir komedyen din, Kur’an ya da Allah hakkında yaptığı espriler nedeniyle eleştiriliyorsa, buna tepki gösteren insanların tamamını “mizah düşmanı” ilan etmek sağlıklı bir yaklaşım değildir. Çünkü milyonlarca insan için dini değerler yalnızca bir inanç sistemi değil, hayatın merkezinde yer alan manevi bir anlam taşır.

Aynı şekilde, bir başka komedyen Atatürk, Aleviler, farklı etnik kimlikler ya da başka toplumsal değerler hakkında benzer bir üslup kullandığında da tepki gösterenlerin bunu ifade etme hakkı vardır.

Sorun, bu tepkilerin varlığı değildir.

Sorun, aynı ilkenin herkes için geçerli olmamasıdır.

Bir konuda “Bu kabul edilemez.” diyenlerin, başka bir konuda “Bunda ne var?” diyebilmesi; bir olayda hukuku göreve çağırırken diğerinde hukukun devreye girmesini ifade özgürlüğüne müdahale olarak nitelemesi, toplumdaki kutuplaşmayı daha da derinleştiriyor.

İfade özgürlüğü elbette demokratik toplumların vazgeçilmezidir. Ancak ifade özgürlüğünü savunmanın en zor tarafı, yalnızca hoşumuza giden ifadeleri değil, hoşumuza gitmeyen ifadeleri de aynı hukuk ilkeleri içinde değerlendirebilmektir.

Öte yandan ifade özgürlüğü, eleştiriden muaf olmak anlamına da gelmez. Bir sanatçı, komedyen ya da kanaat önderi yaptığı bir açıklama nedeniyle kamuoyundan sert eleştiriler alabilir. Bu da yine ifade özgürlüğünün doğal bir sonucudur.

Toplumun farklı kesimlerinin kutsalları farklı olabilir. Kimisi için dini değerler dokunulmazdır, kimisi için tarihî şahsiyetler, kimisi için etnik ya da mezhepsel kimlikler büyük önem taşır.

Demokratik olgunluk ise tam burada ortaya çıkar.

Gerçek hoşgörü, yalnızca kendi kutsalına saygı beklemek değil; başkasının kutsalına gösterilen saygıyı da meşru kabul edebilmektir.

Çifte standart, toplumsal güveni zedeleyen en büyük sorunlardan biridir. Aynı olay karşısında farklı ölçüler kullanıldığında insanlar, savunulan ilkenin samimiyetinden şüphe duymaya başlar.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, belirli kişi veya grupları savunmak değil; herkes için geçerli olabilecek ortak bir hukuk ve ortak bir toplumsal nezaket anlayışını güçlendirmektir.

Mizah elbette özgür olmalıdır. Ancak özgürlük ile sorumluluk arasındaki denge de göz ardı edilmemelidir. Aynı şekilde, eleştiri hakkı da demokratik toplumun vazgeçilmez parçalarından biridir.

Belki de kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Kendi kutsallarımıza gösterilmesini istediğimiz saygıyı, başkalarının kutsallarına da göstermeye hazır mıyız?

Bu soruya verilecek samimi cevap, yalnızca bir mizah tartışmasını değil, birlikte yaşama kültürümüzün geleceğini de belirleyecektir.

Hoşgörü Kimin İçin? Çifte Standardın Aynasında Mizah?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.