Türk siyaseti onlarca yıl “sokak hareketleri/eylemleri” üzerinden dizayn edilmiştir. Sendikaların, İdeolojik örgütlerin ve Askerlerin sokağa inmesi şeklinde tezahür etmiştir.
Siyaseti “Sandık” üzerinden yapma kültürünü AK Parti getirmiş/gelişmiştir. O nedenle “sokak bir demokratik seçenektir” veya “Sivil itaatsizlik bir yasal haktır.” diline halk artık mesafeli/şüpheli yaklaşmaktadır. Bir tek partilerin ittifakı ile mitingler veya sembolik (şiddetten uzak) sanatsal protestoları “makul tepki” görmektedir.
CHP’nin “sokak çağrıları” “sandık dışı çaba” içeriğinde örgütlenmiş görülmektedir; etiketi “makul demokratik tepki” makyajı olsa da.
Erdoğan sokak hareketlerine karşı hep tedbirli ve kazançlıdır. Ancak 2017’den beri sandık sonuçlarını okuma ve yönetme sürecinde zorlanmaktadır.
Muhalefetin “sokak”tan medet ummasının ana sebebi ( 31 mart sandık zaferine rağmen) soruşturmaların içeriğini itibarsızlaştırmaktan ibarettir.
Kılıdaroğlu’nun “Çalmadım” anonsu; “çalanlarla ilgili bilgi-belge-görüntü arşivimi devlete vereceğim.” ilanıdır.



