– Ajanslar mı kazanır devlet mi?-
– Partici/Fanatiklerin Finali-
– Gözden ırak okumalar-
– Kayda girsin diye yazdım; Teknik işler meraklısına yazdım-
Türkiye’de “Bölünmüş sosyoloji” var; cepheleşmiş milyonlar var. Sosyal medya ise “Politik Büyüteç” olarak aktif. Konuyu önemsemeyen ve de sadece “lehte mi; aleyhte mi!” ip ucu arayan kitle psikolojisiyle sürüklenmekten de keyf alan tipolojiler var. Kuşkusuz bir de “CEPHELEŞEMİŞLER TV” ligi var. Bu kanallarda bam başka Türkiye’ler İzliyoruz.
Soru şu: Bu “durum” ve “iklim” acaba devletin toplumu yönetmesini nasıl etkiliyor? Bir başka pencereden aynı soru: Devlet bu arada topluma hissettirmeden hangi operasyonları sürdürebiliyor? Gözlerden ırak ne işlerle meşgul?
Gelin; ana akım medya ve sosyal medya ekranından uzaklaştırılmış ve başka koridorlarda yürütülen operasyonları birlikte deşifre edelim. Biraz teknik ve yorucu analizler; fakat buna değer!…
*** 1) ” İkinci Yüzyılın Vatandaşlık Tipolojisi: Muhafazakar Ulusalcı”.dır
“Kemalizmden arıtılmış Atatürkçülük” ve “İslamcılıktan arıtılmış Muhafazakarlık” politik çiftleştirme yöntemiyle sentezlendi ve ikinci yüzyılın “Vatandaşlık ideolojisi” olarak bir program dahilinde etkinleştiriliyor. Bu şu demek: geçen yüzyılda “Atatürk” ve “İslam” üzerinden yürütülen bütün sosyolojik kamplaşma/kumpas projeleri demode/son kullanma tarihli sayılarak tedavülden kaldırılıyor.
CHP-Atatürkçülük ve AK Parti-İslam ilişkisinin finalinin resmediliş şekli iki cephede de “tersten düzleştirme” yöntemiyle koparılıyor; yani bağımsızlaştırılıyor. Bu şu da demek: Toplum mühendisliğinde yeni bir döneme/tekniğe dönüldü: Nedir o? “Siyasallaştırarak dönüştürmek!”. Yani neyin içini boşaltacaksan; önce onu siyasallaştıracaksın! demektir.
CHP’ye “İslam”ın; AK Partiye de “Atatürkçülük”ün ihale edilmesi bu strateji ürünüdür.
O nedenle! Dikkat! .. 2028/Öncesi seçim “iktidarı” değiştirme odaklı değil; “Yeni toplum modeli” odaklı sosyolojik yatağın yön değiştirmesi hesaplı olacaktır. Muhalefet bunun için “kaldıraç” olacak; iktidar da “kar küreci” kılınacaktır.
Seçmen artık partide yoğunlaştırılmıyor; Partiler arası mobilize ediliyor.
*** 2) Türkiye “Yurtta sulh-Cihanda sulh” anlayışını “Bölgede aktif-küreselde aktif” içtihadıyla resmediyor.
“Neo Osmanlıcılık” veya “Neo Batıcılık” vuruşturularak/kırdırtılarak; “Turkey değil Türkiye” stratejisine geçiliyor. Bu şu demek; “Türkiye’nin etrafı düşmanlarla çevrili” rayından “Türkiye komşularıyla güçleniyor” rayına oturtulmak isteniyor. Bu şu da demek; “İç politika dış politikayı belirlesin!” döneminden “Dış politika iç politikaya yön versin!” dönemine evriliyor. Demek ki; “Ne kadar askeri risk; o kadar politik güç; ne kadar politik güç o kadar ekonomik istikrar; ne kadar çok istikrar; o kadar kuşatıcı devlet!” denklemi işletiliyor. Biz bu süreci şu cümle ile de resmedebiliriz: “İkinci Ulusalcılık” dönemi başladı ve bu yeni tanımda etki alan “Bölgesel güç” içeriklidir.
*** 3) “Ara iktidar: Dijital dünya” ile “Ana iktidar: Siyasi erk Evleniyor!”.
Devlet artık MİT ağı veya “Kontrgerilla” imkanlarını aştı; “Çoklu dijital kontrol ağları” ile çalışıyor. Dolayısıyla dijital mecralarda “bin bir göz” kurmuş durumda devlet. Fakat devletin bir köstebek sorunu var: Ajanslar
Bütün partiler ajanslarla çalışıyor ve seçmeni gerçekten uzak tutarak; “algı: tek gerçektir!” kampanyası yürütüyor. Ancak hiç bir ajans yoktur ki; içinde devletin güvenlik-istihbarat etkisi/kontrolü olmasın. “Tavşan kaç; tazı tut!” en çok dijital mecrada iş görüyor. Kuşkusuz bu piyasanın bir “yan etkisi” var: Şöhret böcekleri.
Şöhret böcekleri; güvenlik ve istihbarat açısından; birer dinleme-görüntü alma böceği gibi çalışıyor. Şöhret böcekleri “Tivit şehveti” ve “konuşuluyorum” histerikliği içinde kendini tatmin etmekle meşgul olsa da; aslında işlevi; “sosyolojik takip” için araçsallaştırılmış durumda. 2023 seçimlerinde “İktidardayız! Erdoğan gitti!” vehmini de bu şöhret böcekleri sağlamıştı; Şimdi de “Türkiye’nin yeni lideri belli: İmamoğlu” resmi çizmeleri aynı sürecin bir başka yönü. İktidar ise “Propagandist”lerle çalışıyor. O nedenle iktidar yanlısı olan ve sosyolojik alandan kayıt geçen kimse yok; daha çok iktidarın dilini volümleştiren işlevi var. Bu şu demek: CHP 2029’den beri ajanslarla yönetiliyor; İmamoğlu tamamen bir ajans ürünü. Bu şu demek: Devlet şöhret böcekleriyle tespit yapıyor; ajanslarla operasyon.
*** 4) İstatistik yerini “Yapay Zeka”ya bırakıyor.
Yapay zeka sosyolojinin asabını bozacak etkidedir. Bireyler zekalarını ve niyetlerini Yapay zeka ile “mübalağacı” ve “tezgahcı” kılmaya hevesli. Gerçekten de “Avatarların iktidarı” diyeceğimiz “Sanal devlet-sanal toplum” modeline hızla ilerliyoruz. Yani “Oy” yerini “Dijital hamle”ye bırakıyor. Sandıktan çıkamayanların “Dijital hamle” kampanyalarıyla yasal olanı meşruiyet dışına çıkarma gayretleri artacak. CHP’nin bütün hamleleri bu içeriktedir. Özgür Özel’in “Getird sandığı; kazanırsan; 5 yıl meşru başkansın! Muhalefet eden namerttir!…” diyor; Ancak iki yıl önce yapılmış ve seçilmiş Erdoğan’ı seçildiği yıl “bu seçim gayr-i meşrudur!” diyen yine kendisi. Fakat CHP üzerinden bir şey ölçülmek isteniyor: “Dijital hamle irade oyunu yer!.. mi?”. İktidar sahici oyları dijital hamlelerle korumakta zorlanıyor; Çünkü iktidar “dijital dünyanın dönüştürü ağı”nı henüz tam anlamış değil. Fakat Güvenlik-İstihbarat bunun farkında ve kuluçka olarak muhalefeti kullanıyor!
*** “Erdoğan sonrasını devlet erkene aldı!…”.
Seçmen o kadar “kitlenmiş algı” içinde ki; olup bitenleri “gerçekliğin şimdisi” sanıyor. Daha doğrusu “Her politik maç biriciktir ve maçlar tek tek kazanılır!” sanıyor, Yani eski usul politik mücadele yöntemlerinde ısrarlı. O nedenle rakip Partiye odaklanarak süreci okuyor. Yani iktidar seçmeni muhalif partiye odaklanarak niyet okuyor; muhalefette iktidarın niyetini okuyor. Gerçi iş sosyal medyaya kalınca; herkes herkesin canını okuyor da… Fakat asıl odaklanılması gereken kamplaşmanın malzemesidir. Örneğin İmamoğlu konusunda operasyon “Belediye bütçesi-Kadrolaşma” eksenli yürütülüyor. Bu şu demek; İktidara da hızla dönebilecek bir teknik bu!… O nedenle Soruşturma ekibi “ince işçilik” üzere olmak ve kanıtlamak durumda. Muhalefetin savunmayı hukuk yerine “Politik kumpas/Müstakbel rakip” eksenine oturtması büyük risk.
Kılıçdaroğlu’nun Kurultay adaylığına ilişkin “Aday değilim; Çalanın yüzüne tükürülür!” demesi şu demek: Yeni bilgi ve belgeleri devlete vermeye devam edeceğim!…
SONUÇ; Devlet kendini milletsiz bırakmaz; o nedenle devlet için “Lider üretmek” zor bir mutfak işi değil. Fakat milletin hafızasını yeniliğe hazırlamak çok zor bir iş! Devletin 2028 içn hazırlığı “Yeni hafıza” üzeredir ve sebebi iç politika değil; bölgesel gelişmelerdeki büyük risklerdir. İmamoğlu operasyonu “bir taşla iki kuş vurmak” esprisi taşımaktadır: Devleti ancak temiz eller yönetir!… Kimin eli kimin üstünde; deşifre etmek bir devlet ödevidir!… Yani? Devlet 2023 seçimlerinde şaibe olduğuna inanmıyor! Çünkü kendisi yönetti süreci!… CHP yaşadığı sürecin kendi lehine ve devlet desteğiyle olduğuna inansaydı; bu kadar provaksyona yönelmezdi! Gerçekten de CHP bölünme/parçalanma riskinde ve büyük operasyon yemekte! Ve kuşkusuz kendi içinden köstebekler aracılığıyla!…
Bir kez daha: “Tek başına olmaz! Ya hep beraber ya hiç!” sloganı iktidara karşı değil, CHP içi bir savaşın sloganıdır!…






















