1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. PAZAR MAKİNİSTİ?

PAZAR MAKİNİSTİ?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

  • Perdesi yırtılmış hayatlar –

İnsan izlediği toplum filiminde kendini yerine koyacağı kahramanı arar; veya izlediği-içinde aktığı hikaye ile kendi hikayesinde benzerlik arar. Bunun iki ana ihtiyacı var; Perdede görünür olmak ve filimin sonunun “Kahramanca” bitmesi; yani kahramanın ölmemesi…

Filmler için nasıl şehir, doğal plato ise; insan için de doğal plato çevresidir. Nasıl senaryo-set çekimleri arasında sahicilik farkı varsa; insanın iç yolculuğu ile çevresinin gördüğü arasında sahicilk farkı da o kadardır.

Fim türleri ile hayat çetelesi aynı raftadır. Çoğu zaman yönetmen kadere benzetilir. Ve ömür en uzun metrajlı fim kadar yaşar. Tabi her insanın gönlünde bir baş rol ve “aşklı muhatap” bulma özlemi vardır. Fakat nasipte çoğu zaman figüranlık kalır. Bazıları için bir kalabalık içinde yüzü zor seçilen biri; en şanslısı da bir otobüste veya kafede bir kaç saniye kameraya takılı yüz olmak vardır.

Başrol genelde yakışlıklı serserilere ve şuh kokulu güzel kadınlara düşer; biri parayı ötekisi ünü imgeler.

Fakat… her sabah milyonlar, film bitince akan jenerik gibi uyanır. Fark edilmek için durdurmak gerekir filmi ve büyütmek gerekir ismi.

Bir tek sinema koltukları fakiri, zengini eşitler; çoğu zaman ” 5 dk fida fim ara”da Alaska, frigo, dondurma eğlencesi adildir. Film bitince herkes seyircidir aslında; film afişinde sadece “Tanrının seçtikleri” gibi duran yüzler vardır.

Zamansız kopan filmlerin en keyifli eylemi “Makinist!….” seslenişiydi. O da kalmadı ya; artık hayat da filmler de makinistsiz… Hayat da dijitalleşti. Artık herkes kendi filimini çekiyor; başrolü kimseye kaptırmıyor… Herkesin afişi kendine!

Seyircisiz kaldı filmler; Çünkü herkes perdede!…

“Perdede yer kalmadı!…” oyunları başladı tabi; çok az da olsa bazı insanlar, koltuğa gömülü kaldı; seyirci kaldı zenginliğe ve şöhrete.Bir de dedesi makinist olan torunlar vardı en arka koltuklarda oturan sessizce.

Bir de ana rahminden çıkarken sonradan babası olacağını öğreneceği adamların ellerindeki kamerayı gören çocuklar çoğaldı. Doğuştan artist, doğuştan babasının çevirdiği filmlerde her rolde işçi kalan. “Bedenim benim!…” diyen anneye de düşüyordu bazı sahneler; çoğu zaman yabancı erkeklerin koynunda ölü bulunan kadın rolünü oynuyorlardı.

Ne ararsan vardı filmlerde sahnelenmiş; tıpkı hayattaki gibi. Öldürmeler, satmalar, inişiler-çıkışlar ve tabi bir de iç geçirilen şiddet ve seksten ödünç kalmış bastırılmış hisler.

Film türleri gibi hayat kategorileri vardı. Kimi aksiyonda kimi dramda ölüyordu. En eğlencelisi.. fakat yine de öldüren Korku serisi olurdu. Yetişkin kategorisi genelde iman gibi sayılıyordu; “Kimde iman var, belli olmaz!…” denilerek aslında çoğu insan ergenlik akidesinde kendini bozuyordu.

Bir de “Gerçek bir hayat hikayesinden alınmıştır!” denilen filmler vardı. İçinde iğrenç ve mide bulandırıcı sahneleri olan. “Hayatta da var bunlardan!…” diyen bir de şeytana ruhunu satmış senaristleri vardı. Aslında hepsinin tek hesabı vardı: Tanrıyı öldürmek!

Çünkü insan kimin yazdığı bilinmeyen sahnelerde ya aşağılanıyor veya öldürülüyordu. Herkes “Tanrının bir oyunu bu!” diye dedikodu yapıyorlardı. Oysa olan herkesteki “Yırtık perdeyi” para ve ün ile dikmekten ibaretti. Zaten yamalı bohça gibi duran perdeler bir tek yazlık sinemalarda ve varoş arsalarda oluyordu. Zenginler mi? Onlar 3D gözlükle izliyordu filmleri.

Bir de unutulmaz sahneler olurdu filmlerde; ya kamyon sözleri gibi etkileyici sözler olurdu veya hiç yaşanmayacak anları iç geçirtecek şuhlukta sunan ilişkilerle doluydu.

Yeni filmlerin vizyonlarında ne afişte ne sahne de ne de rejide olmayanlar merak edilirdir; özellikle Pazar filmlerinde. “Ölmüş!…” derlerdi.

Demek ki; mezara kadar değil; Pazara kadarmış sevilmek, bilinmek.

Merak edilir sorulurdu: “Ne yazıyor acaba; Mezar taşında!”.

Cenazesinde bulunan tek kişi cevap verirdi:

“Herkes bir film çevirir! Fakat çok azına perde ve makinist verilir! Burada yatan sadece koltuk gösteren bir garibandı ve el fenerinin pili bitince; hayattan ayrıldı!….”.

“Pazara günü filmi kopanlar” Romanından uyarlanmıştır.

PAZAR MAKİNİSTİ?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.