Cumhuriyeti “Sahiplenme” Algısı
“Cumhuriyeti biz kurduk! Dolayısıyla sahibi biziz! Bu ülkedeki yer altı-yer üstü kaynaklarını yönetmek; Devleti yönetmek; Toplumun nasıl davranacağını öğretmek; dünya ile uyumda ve Batılılaşmada yol haritası çıkarmak bize aittir! Bize ayak uyduran Cumhuriyeti sahiplenmiş; bizim dışımızda hareket eden de Cumhuriyet ve Devrimlerinin karşısında yer almış demektir!…”.
Bu zihniyete üç farklı kategoride bakabiliriz: Patolojik sosyoloji, Politik hegemonik ve daha zayıf bir kategori olan Psikiyatrik sosyalleşme.
1️⃣ Patolojik Sosyoloji: Cumhuriyeti “Tapulu Mal” Gören Zihniyet
Cumhuriyete gerçekten “Tapusu bizde!” diyerek rejime “mal muamelesi” yapan, darbelere alkış tutup karşıt görüşlüleri “cahil sürüler” diye aşağılayan bir sosyal tabaka var. Özellikle dindar ve muhafazakâr çevreleri hedef alan bu anlayış, demokratik yolla iktidara gelemeyişini seçmenle açıklıyor ve halkı eğitilmesi gereken bir yığın olarak görüyor.
Bu kesim, medya, iş dünyası ve sanat çevresinde “operasyon davetçisi” bir dil kullanırken, Atatürk algısını bile teolojik sapkınlıkla yoğrulmuş bir noktaya taşıyor. Yine de CHP’nin tamamını bu kategoriyle eşitlemek mümkün değil; ancak bu sosyoloji CHP’de güçlü bir damar olarak varlığını sürdürüyor.
2️⃣ Politik Hegemonik: Cumhuriyetin Elitist Sahipleri
Cumhuriyet kadrolarıyla bağlantılı ailelerden gelen, modernleşme ve laikliği içselleştirmiş, fakat dindarlara karşı gizli bir üstünlük algısı taşıyan kesimlerdir. Darbelere açıkça çağrı yapmasalar da kritik dönemlerde destek verirler.
Bu çevrelerin Atatürk anlayışı daha rasyonel olsa da, “milletin sürekli kontrol altında tutulması gerektiği” fikrinden vazgeçemezler. AK Parti döneminde gerileyen bu elit yapı, refleks olarak Atatürk portrelerini çoğaltarak psikolojik bir tatmin sağlıyor. Özgür Özel ve İmamoğlu gibi isimler, bu çevrelere hitap etmeye çalışsa da tam anlamıyla ikna sağlayamıyorlar.
3️⃣ Psikiyatrik Sosyalleşme: Kontrolsüz Trollerin Çıkışı
İlk iki kategori kadar etkin olmasalar da sosyal medyada sesleri çok çıkan bu grup, CHP içindeki tartışmaları körüklüyor. “Yangında rüzgar” gibi nereye eğilirlerse orayı yakıyorlar. Kılıçdaroğlu’na karşı çıkan, bugün İmamoğlu’na da direnç gösteren bu çevreler, “kim besliyorsa oraya eğiliyor” görüntüsü veriyor.
Özgür Özel ve Cumhuriyetin “Kurtarma” Söylemi
Özel’in “Cumhuriyet işgal altında, kurtarmamız gerekiyor!” söylemleri, CHP’nin içindeki üç farklı kitleye hitap çabasıdır. Ancak Politik Hegemonik kesimler tam ikna olmuş değil; seçenek sıkıntısından dolayı mevcut yapıyı destekliyorlar. İlginç bir not ise şudur: Politik Hegemonik çevre, en çok AK Parti iktidarında para kazandı.
Sonuç: Cumhuriyetin Gerçek Gelişimi
Bu üç zihniyetin varlığı, Cumhuriyetin gerçek ilerlemesinin önündeki asıl engeli oluşturuyor. Cumhuriyet, bu zihniyetlerden kurtulabildiği ölçüde büyüyor, gelişiyor ve etkinleşiyor.
Belki de asıl soru şudur: Diğer siyasi partilerde bu tip çevrelerin karşılığı kimlerdir ve nasıl isimlendirilebilir?























