1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. MEKKE ANLAŞMASI YUNANİSTAN’I NEDEN TEDİRGİN ETTİ? ATİNA’DA “PATRIOTLARI GERİ VERİN” ÇAĞRISI?

MEKKE ANLAŞMASI YUNANİSTAN’I NEDEN TEDİRGİN ETTİ? ATİNA’DA “PATRIOTLARI GERİ VERİN” ÇAĞRISI?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Atina’da yalnızca Ortadoğu’daki yeni bir güvenlik düzenlemesi olarak görülmedi. Yunanistan açısından asıl mesele, yıllardır Türkiye’yi dengelemek için kurulan bölgesel ilişkiler ağının önemli halkalarından biri olan Suudi Arabistan’ın Ankara ile doğrudan kolektif savunma mekanizmasına girmesi. Yunan basınında Patriotların geri çağrılması tartışması da bu nedenle yeniden alevlendi.

Atina’yı asıl rahatsız eden ne?

Mekke Anlaşması’nın Yunanistan açısından en önemli sonucu, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkinin artık yalnızca diplomatik ve ekonomik ortaklık olmaktan çıkıp savunma alanında kurumsal bir boyuta taşınması.

Anlaşmanın en kritik hükmü, üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırının diğerlerine de yapılmış sayılması.

Ankara anlaşmayı herhangi bir ülkeyi hedef almayan, kolektif caydırıcılığa dayalı savunma düzenlemesi olarak tanımlıyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da anlaşmanın Türkiye’nin NATO dahil mevcut ittifaklarıyla çelişmediğini ve üçüncü bir ülkeye karşı oluşturulmadığını açıkça belirtiyor.

Fakat Atina’nın hesabı başka.

Çünkü Yunanistan’ın temel güvenlik rakibi olarak gördüğü Türkiye artık Suudi Arabistan’ın yalnızca ticari ortağı değil, savunma ortağı.

İşte Yunanistan’ın alarm düğmesine basmasının temel nedeni bu.

“Patriotları geri verin” neden yeniden gündeme geldi?

Yunanistan’ın Suudi Arabistan’da 2021’den bu yana Patriot hava savunma sistemi bulunuyor.

Sistem, Suudi Arabistan’ın kritik enerji altyapısının korunmasına destek veriyor. Yunan hükümeti daha önce bu görevi savunma amaçlı ve ikili anlaşma çerçevesinde yürütülen bir görev olarak tanımlamıştı. Mart 2026’da Yunan Patriotlarının İran kaynaklı balistik füze saldırılarını önlemesi, sistemin sahadaki önemini de gösterdi.

Temmuz sonunda ise Yunan Patriot bataryasının Suudi Arabistan’daki enerji tesislerine yönelik iki balistik füze ve iki İHA’yı engellediği bildirildi.

Yani Atina açısından Patriotlar artık sıradan bir dış görev değil.

Gerçek çatışma ortamında kullanılan stratejik bir hava savunma unsuru.

Tam da bu noktada Mekke Anlaşması geldi.

Yunanistan’da muhalefet ve bazı savunma yayınları şu soruyu sormaya başladı:

Türkiye ile Suudi Arabistan artık kolektif savunma anlaşması imzaladıysa, Yunan Patriotlarının Suudi Arabistan’ı korumaya devam etmesinin stratejik anlamı nedir?

Bu tartışma Yunan basınında oldukça sert başlıklara dönüştü.

Kontra gazetesi 8 Ağustos tarihli manşetinde doğrudan “Patriotları geri getirin” çağrısı yaptı. Yunanistan’daki SYRIZA da Patriot bataryası ve Suudi Arabistan’daki Yunan askerlerinin geri getirilmesini istedi.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var:

Yunanistan hükümeti Patriotları derhal geri çekme kararı almış değil.

Atina, Patriot görevinin devamını artık aylık olarak değerlendiriyor. Bu aylık değerlendirme mekanizmasının Mart ayında, yani Mekke Anlaşması’ndan aylar önce gündeme geldiği Yunan kaynaklarında belirtiliyor. Dolayısıyla “Mekke Anlaşması imzalandı ve Yunanistan Patriotları çekti” şeklinde bir sonuç henüz yok.

Fakat anlaşma, Patriot meselesini siyasi açıdan çok daha hassas hale getirdi.

Çünkü Suudi Arabistan artık Türkiye’nin güvenlik ortağı

Buradaki psikolojik kırılma oldukça önemli.

2021’de Yunanistan Patriotlarını Suudi Arabistan’a gönderdiğinde Ankara-Riyad ilişkileri bugünkü noktada değildi.

O dönemde Türkiye ile Suudi Arabistan arasında ciddi siyasi rekabet bulunuyordu.

Yunanistan ise bunu kendi lehine değerlendirdi.

Atina; İsrail, Kıbrıs, Mısır ve Körfez ülkeleriyle geliştirdiği ilişkiler üzerinden Türkiye’nin bölgesel hareket alanını dengelemeye çalışıyordu.

Suudi Arabistan da bu denklemde önemli bir parçaydı.

Fakat son yıllarda tablo değişti.

Riyad ile Ankara arasındaki ilişkiler hızla normalleşti ve stratejik iş birliği savunma sanayii alanına kadar genişledi.

Şimdi ise bu yakınlaşma bir adım daha ileri taşındı.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan ile kolektif savunma mekanizmasına girdi.

Yunanistan açısından sorun tam olarak burada başlıyor.

Çünkü Atina’nın yıllardır Türkiye’yi dengelemek için kullandığı bölgesel denklemde Suudi Arabistan artık aynı yerde durmuyor.

Atina’nın hesabı neden bozuluyor?

Yunanistan’ın bölgesel stratejisinin önemli ayaklarından biri, Türkiye’nin çevresinde çok taraflı ortaklıklar oluşturmak.

Yunanistan-Kıbrıs-İsrail üçgeni bunun en görünür örneklerinden biri.

Atina ve Lefkoşa, İsrail ile savunma ve enerji alanındaki ilişkilerini güçlendiriyor.

Türkiye ise bunun karşısında Körfez’de Suudi Arabistan ve Katar gibi aktörlerle ilişkilerini geliştiriyor.

Şimdi Mekke Anlaşması bu iki bölgesel ağ arasındaki farkı daha da görünür hale getiriyor.

Yunanistan’ın karşısında artık yalnızca Türkiye yok.

Türkiye’nin Suudi Arabistan’la savunma ilişkisi de kurumsallaşmış durumda.

Üstelik Pakistan da bu yapının içerisinde.

Pakistan’ın Türkiye ile savunma ilişkileri ve Kıbrıs konusunda Ankara’ya verdiği siyasi destek de Atina’nın dikkatinden kaçmıyor.

Dolayısıyla Yunanistan’ın sorusu yalnızca:

“Türkiye güçleniyor mu?”

değil.

Daha kritik soru şu:

“Türkiye’nin çevresinde kurduğumuz dengeleme ağındaki ülkeler Ankara’ya doğru mu kayıyor?”

Patriot meselesinin görünmeyen tarafı

Patriot tartışmasını sadece bir füze sistemi meselesi olarak görmek büyük resmi kaçırmak olur.

Aslında Patriotlar Yunanistan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu güvenlik ilişkisinin sembolü haline geldi.

Atina yıllardır Riyad’a şunu gösteriyordu:

“Biz sadece diplomatik ortak değiliz; gerektiğinde askeri kapasitemizle de yanınızdayız.”

Şimdi ise Suudi Arabistan aynı ülke olan Türkiye ile kolektif savunma anlaşması imzalıyor.

Bu durum Yunanistan’da şu soruyu doğuruyor:

“Biz Suudi Arabistan’ın güvenliğini sağlarken Suudi Arabistan Türkiye’nin güvenliğini de üstleniyorsa, bu ortaklığın stratejik anlamı nedir?”

Yunan savunma çevrelerindeki tepkinin altında yatan temel soru budur.

Nitekim Yunan savunma basınında Patriotların geri gönderilmesi çağrısı yapılırken, Suudi Arabistan’ın Türkiye ile imzaladığı anlaşmanın Yunanistan açısından “derin biçimde dostane olmayan” bir gelişme olduğu savunuluyor.

Bir de IMEC meselesi var

Mesele sadece askeri değil.

Ekonomi de işin içinde.

Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru, yani IMEC, Yunanistan’ın kendisini Avrupa ile Asya arasındaki bağlantının önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırmak istediği projelerden.

Yunanistan’ın Pire ve Doğu Akdeniz üzerinden Avrupa’ya açılan lojistik konumu burada önem taşıyor.

Suudi Arabistan ise bu koridorun temel ülkelerinden biri.

Dolayısıyla Atina’nın Riyad ile ilişkileri sadece savunma anlaşmasından ibaret değil.

Yunanistan, Suudi Arabistan’la ekonomik, enerji, lojistik ve savunma ilişkilerini aynı stratejik çerçevenin parçaları olarak görüyor.

Şimdi Türkiye’nin Suudi Arabistan’la stratejik ortaklığını derinleştirmesi, Ankara’nın bu ekonomik ve lojistik denklemde de daha fazla ağırlık kazanabileceği endişesini doğuruyor.

Yunan basınında Mekke Anlaşması’nın IMEC açısından da değerlendirilmesinin nedeni bu.

İsrail-Yunanistan-Kıbrıs hattı da bundan etkilenir mi?

Burada daha dikkatli olmak gerekiyor.

Mekke Anlaşması doğrudan İsrail karşıtı bir anlaşma değil.

Türkiye de resmi olarak herhangi bir ülkenin hedef alınmadığını söylüyor.

Fakat jeopolitik sonuçlar her zaman anlaşmanın metninde yazmaz.

Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail arasındaki savunma iş birliği son dönemde güçleniyor.

Ortak tatbikatlar, hava ve deniz iş birliği, füze savunma projeleri ve enerji bağlantıları bu üçlü ilişkinin önemli parçaları.

Atina’nın kaygısı şu:

Türkiye bir tarafta Suudi Arabistan ve Pakistan’la savunma bağını güçlendirirken, Yunanistan da diğer tarafta İsrail ve Kıbrıs’la savunma bağlarını derinleştiriyor.

Böylece Doğu Akdeniz’deki rekabet giderek daha geniş bir coğrafi alana yayılıyor.

Yunanistan’ın kaygısı yalnızca Ege Denizi değil.

Ege, Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Kızıldeniz ve Körfez artık aynı stratejik haritanın parçaları haline geliyor.

Atina’nın korktuğu asıl senaryo

Bence Yunanistan’ın asıl tedirginliği Mekke Anlaşması’nın bugün ne yaptığı değil, yarın neye dönüşebileceği.

Çünkü anlaşmanın üç ülkeden oluşan kapalı bir yapı olarak kalıp kalmayacağı henüz belli değil.

Ankara, anlaşmanın başka dost ülkelerin katılımına açık olduğunu söylüyor.

Mısır’ın da ilerleyen süreçte bu çerçevede gündeme gelebileceğine ilişkin değerlendirmeler bulunuyor.

Eğer yapı genişlerse Atina’nın hesabı çok daha fazla değişebilir.

Çünkü Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlüsüne başka bölgesel aktörlerin eklenmesi, Ortadoğu’daki güvenlik mimarisini daha geniş bir çerçeveye taşıyabilir.

Bu durumda Yunanistan’ın bugüne kadar kurduğu bölgesel ortaklıkların karşısında yeni ve daha geniş bir güvenlik ağı ortaya çıkabilir.

Yunanistan neden “şimdi” bu kadar sert tepki veriyor?

Çünkü zamanlama Atina açısından oldukça kötü.

Yunan Patriotları Suudi Arabistan’da gerçek tehditlere karşı kullanılıyor.

Suudi Arabistan’ın savunma ihtiyacı devam ediyor.

Türkiye’nin savunma sanayii Körfez’de giderek daha fazla yer buluyor.

Riyad ile Ankara arasındaki siyasi ilişkiler güçleniyor.

Pakistan da bu denkleme dahil oluyor.

Ve bütün bunların üzerine kolektif savunma maddesi geliyor.

Dolayısıyla Atina’da bazı çevreler için mesele artık:

“Suudi Arabistan’a Patriot gönderelim mi?”

sorusundan çıkıp:

“Türkiye ile ortak savunma anlaşması imzalayan bir ülkenin kritik altyapısını korumaya devam etmek Yunanistan’ın çıkarına mı?”

sorusuna dönüşmüş durumda.

İşte “Patriotları geri verin” kampanyasının arkasındaki temel düşünce bu.

Fakat Atina için Patriotları çekmenin de bedeli var

Burada Yunanistan’ın önünde ciddi bir ikilem bulunuyor.

Patriotları çekmek siyasi olarak Ankara’ya karşı daha sert bir mesaj anlamına gelebilir.

Fakat aynı zamanda Riyad ile yıllardır geliştirilen savunma ilişkisini zedeleme riski taşır.

Üstelik Suudi Arabistan’ın güvenliği konusunda Yunanistan’ın sahada kazandığı askeri tecrübe de önemli.

Yunan Patriotları Mart ve Temmuz 2026’da gerçek tehditlere karşı başarılı önleme operasyonları gerçekleştirdi.

Dolayısıyla Atina bir tarafta:

“Türkiye ile askeri ortaklık kuran Suudi Arabistan’a neden hava savunması sağlıyoruz?”

diye düşünüyor.

Diğer tarafta ise:

“Riyad ile stratejik ortaklığımızı neden bozuyoruz?”

sorusuyla karşı karşıya.

İşte Yunanistan’ın açmazı burada.

Sonuç: Mekke Anlaşması Atina’nın ezberini bozdu

Mekke Anlaşması’nın Yunanistan açısından en önemli sonucu, Türkiye’nin askeri kapasitesinin artmasından bile daha geniş bir mesele.

Ankara’nın bölgesel ilişkiler haritası değişiyor.

Türkiye artık yalnızca kendi askeri kapasitesine dayanarak hareket eden bir ülke görüntüsünden çıkıp farklı bölgesel güçlerle savunma ilişkilerini birbirine bağlayan bir aktör haline geliyor.

Suudi Arabistan’ın Türkiye ve Pakistan’la imzaladığı anlaşma da bunun en somut örneklerinden biri.

Yunanistan ise yıllardır Türkiye’yi dengelemek için Suudi Arabistan, İsrail, Kıbrıs ve diğer bölgesel ortaklarla geliştirdiği ilişkilerin yeni şartlarda nasıl korunacağını hesaplamak zorunda.

Bu nedenle Atina’daki Patriot tartışması aslında Patriotlardan çok daha büyük.

Patriot, tartışmanın görünen yüzü.

Asıl mesele ise Suudi Arabistan’ın Ankara’ya yaklaşması.

Çünkü 2021’de Yunan Patriotlarının Suudi Arabistan’a gönderilmesini anlamlı kılan bölgesel denklem bugün aynı değil.

O gün Ankara ile Riyad arasında rekabet vardı.

Bugün ise Ankara ile Riyad arasında ortak savunma anlaşması var.

Ve Yunanistan’ın korktuğu şey tam olarak bu değişim.

Atina’nın önündeki soru artık “Türkiye’yi nasıl dengeleriz?” değil.

“Türkiye’nin güçlenen bölgesel ortaklıkları karşısında kendi stratejik ağırlığımızı nasıl koruruz?”

Mekke Anlaşması’nın Yunanistan’da yarattığı esas sarsıntı da burada.

Çünkü bir Patriot bataryasının geri çekilmesi teknik bir askeri karar olabilir.

Ama Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan hattının güçlenmesi, Atina’nın yıllardır kurduğu bölgesel denklemin yeniden hesaplanması anlamına geliyor.

Ve Yunan basınındaki sert manşetler, aslında bu stratejik endişenin dışa vurumu.

Analiz: Analiz Vakti Haber Ekibi

MEKKE ANLAŞMASI YUNANİSTAN’I NEDEN TEDİRGİN ETTİ? ATİNA’DA “PATRIOTLARI GERİ VERİN” ÇAĞRISI?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.