İsrail’in Gazze saldırıları, Netanyahu’nun iç siyasetteki çöküşünü gizleme çabasına dönüştü. Geçmiş katliamlar bugünkü vahşeti anlamak için yeniden gündemde.
📍 Kudüs – 24 Ağustos 2025 – 23.00
İsrail’in Gazze’de 22 aydır süren işgal ve bombardıman politikası, sadece bölgesel güvenliği değil, aynı zamanda küresel barışı da tehdit ediyor. Başbakan Binyamin Netanyahu, tıpkı geçmişte Sabra-Şatilla’dan, Cenin’den ve Lübnan savaşlarından hatırlanan katliamcı İsrail yönetimlerinin devamı olarak, Gazze’deki yıkımı siyasi ömrünü uzatmanın bir aracı haline getirmiş durumda.
Netanyahu’nun “Siyasi Hayatta Kalma” Savaşı
7 Ekim 2023’ten bu yana dünya çapında Katar, Kahire, Washington gibi merkezlerde barış görüşmeleri yapılmasına rağmen, İsrail savaşı sonlandırmayı reddediyor. Uzmanlara göre bu inat, askeri hedeflerden çok Netanyahu’nun siyasi hesaplaşma korkusundan kaynaklanıyor.
İsrailli analist Meron Rapaport’a göre, Gazze savaşının sürmesindeki en önemli sebep Netanyahu’nun “Filistin devleti” ihtimalini kırmızı çizgi olarak görmesi:
“Gazze ile Batı Şeria arasındaki bir bağ, Filistin devleti anlamına gelir ve bu Netanyahu için kabul edilemez.”
Katliam Geleneği: Sabra’dan Gazze’ye
Netanyahu’nun bugünkü politikaları, İsrail’in kanlı geçmişinden ayrı düşünülemiyor. 1982’deki Sabra ve Şatilla katliamları, 2002’deki Cenin saldırısı, 2014’te Gazze’deki Koruyucu Hat operasyonu ve son olarak 2023 sonrası süregelen bombardımanlar aynı çizginin devamı niteliğinde. İsrail yönetimleri her defasında “güvenlik” bahanesiyle masum sivilleri hedef alırken, uluslararası toplumun tepkisini göze aldı.
Bugün Gazze’de yaşanan tablo da bu zincirin son halkası. Netanyahu’nun koalisyon ortakları Smotrich ve Ben Gvir’in söylemleri, Filistin halkının varlığını “sonsuza dek yok etme” hayalini açıkça ortaya koyuyor.
“Hamas Bahane, Hedef Filistin’in Yok Oluşu”
Ocak 2025’teki kısa süreli ateşkesin ardından bile, Hamas’ın Gazze’deki örgütlü kontrolünün bozulmadığı ortaya çıktı. Bu durum, İsrail’in askeri zafer iddiasını boşa çıkardı. Rapaport’a göre Netanyahu hükümeti “stratejik bir çöküş” içinde.
Ancak Netanyahu, Sky News’e verdiği röportajda şu ifadelerle savaşı sürdürme niyetini net biçimde ortaya koymuştu:
“Hamas ateşkesi kabul etse bile onları Gazze’de bırakmayacağız.”
Bu sözler, İsrail’in gerçekte amacının Hamas değil, Gazze’nin tamamen boşaltılması olduğunu bir kez daha kanıtladı.
İç Siyasette Çöküş ve Şiddet Dalgası Uyarısı
Netanyahu, tartışmalı yargı reformları ile ülke içindeki demokratik denetimi zayıflatmaya çalışırken, yaklaşan seçimlerde popülaritesini hızla kaybediyor. İsrail parlamentosu Knesset’in Arap üyesi Aida Tuma-Süleyman’a göre, Netanyahu’nun bu seçimleri engellemek için her türlü yola başvurması muhtemel:
“Netanyahu seçimleri engellemek için elinden geleni yapacaktır. Aşırı sağın iktidarda kalabilmesi için Yahudi ve Arap seçmenlere yönelik şiddet dalgaları bile beklenebilir.”
İsrail İçinde Büyüyen Tepki
Gazze’deki ölümler, zorla göç ettirmeler ve ekonomik yıkım, İsrail toplumunda da çatlaklar oluşturuyor. Bazı milletvekilleri artık “bu savaşın bitmesi gerektiğini” dile getiriyor. Ancak Netanyahu ve koalisyonundaki aşırı sağcılar, savaşı bir “dini görev” olarak görerek Filistin halkının varlığını hedef almaya devam ediyor.
📣 UZMAN GÖRÜŞLERİ
- Prof. Dr. Mehmet Aydın – Ortadoğu Uzmanı: “Netanyahu, geçmişteki tüm İsrail liderlerinin izinden giderek savaşı kendi siyasi ömrünü uzatmanın aracı yaptı. Ancak bu politika hem İsrail’i hem de bölgeyi çöküşe sürüklüyor.”
- Dr. Selin Karaca – Siyaset Bilimci: “Bugün Gazze’de olanlar, 1982 Sabra katliamının güncellenmiş versiyonudur. Aynı zihniyet, farklı bir coğrafi cephede yeniden sahneleniyor.”






















