Anadolu’da “Liderlikte FETRET DÖNEMİ” diyeceğimiz dönem: Cumhuriyetin ilanıyla başlamıştır/başlatılabilir. Çünkü bu topraklarda “GEN-HAFIZA-İNANÇ” kabulü “LİDER AİLE” rol modeli üzeredir. Aslında insanlık tarihinin ana gövdesi de “LİDER AİLE” kodludur.
Modernleşme yani “AİLE LİDERLİĞİNE SON VERME KÜLTÜ” zamanla siyaset tarihini de çarpıtarak gelecek nesillere aktarmış ve “LİDER AİLE” tarihini “KRALLAR/SULTANLAR TARİHİ” diye genellemiş ve algıyı bunda boğmuştur.
Kuşkusuz “LİDER AİLE” geleneği ile “KRALLIK/SULTANLIK” arasında çok net “açık ara” fark vardır ve bunları karıştırmak-katıştırmak beraberinde “TARİHE ŞAŞI” bakmayı getirir. Çünkü “LİDER AİLE” geleneğini sadece resmi alandaki “OTORİTEYE LİDER AİLE-SARAYA AİLE” eşiğine indirgemek ve sonrasında da bunu sanki gayr-i meşru göstermek; hatta bunun adını da “”CUMHURİYET” sanmak;
Söz konusu “Tarihin ilk düğmesini yanlış iliklemekle başlayan ve finalde “iki yakayı bir araya getirememek” ile sonuçlanan bir “TOPLUMA GİYDİRİLMİŞ DELİ GÖMLEĞİ” olacaktır.
***
Gelin şu kritik soruyu soralım: CB Erdoğan’ın oğlunu veya damadını AK Partinin başına getireceği iddiasını/olasılığını yani AK Partinin devamlılığında veliahtın aileden biri olacağı seçeneğini; “LİDER AİLE” ile “KRALLIK/SULTANLIK” arasındaki açık ara fark üzerinden müzakere edelim. Acaba hangisi; deşifre edelim!
Hatta… Andolu tarihine bakın; doğal alana ( halkın günlük alanına); sivil alana ( örgütlü yapılara ) ve resmi alana ( otorite-devlet alanına) üç alanda da LİDER AİLELER görürsünüz. Yani üç alanı da etkinleştiren-yöneten hep ailelerdir. Anadolu tarihi eşittir Aileler tarihidir.
Dolayısıyla aileleri bir an unutun-hafızadan yok edin; “Anadolu Tarihi” diye birşey kalmaz! Doğal alanda Meslek-Zenaat-Sanat’a bakın: Aileler; Cemaat ve Tarikatlara bakın; yine hep aileler! ve resmi alan zaten Aileler!… Ve hepsinde OĞUL-DAMAT zaten veliaht!
OĞUL-DAMAT üzere hesaplar-politikalar bir ANADOLU MUTFAĞI türüdür!
***
Dolayısıyla kritik soru(n) çok yerinde olacaktır: CUMHURİYET özü itibariyle “LİDER AİLE” geleneğine son vermek midir; Yoksa sadece resmi alanda otoritenin-devletin bir Ailenin tekelinde veya onlara tapulaştırılmış haline son vermek midir?
Ve “Liderlikte FETRET DÖNEMİ” neden Cumhuriyetin ilanı ile başlamıştır? diyoruz; Ayrıca Cumhuriyet ilan edilmiş bütün ülkelerde aynı fetret dönemi söz konusu mudur?
( İnce ara bir soru: Mustafa Kemal Atatürk’ün “AİLE” olarak soyunun devam etmemesinin Cumhuriyet’e katkısı nedir?…)
Seri yazımızın ekseni ise aynı kalacak tabi: Erdoğan’ın “DAMAT” veya “OĞUL” üzerindeki planının bağlamı nedir: “LİDER AİLE” geleneği mi; yoksa “Cumhuriyeti Aileleştirmek!” mi; Yoksa “Erdoğan sonrası AİLE’nin korunması stratejisi” mi?
OĞUL-DAMAT GELENEĞİ BİR TEOLOJİ KONUSU MU?
Yaratılış formunda Kadın-Erkek-Çocuk üzere planlanmış olmak çok açık göstermektedir ki “AİLE” bir Tanrı buyruğudur. İlana-Hukuka bağlanmamış Erkek-Kadın ilişkisinin “zina” etiketi de Aile’nin vurgu amaçlı söylüyorum garantörünün bizzat yaratıcı olduğunu betimlemektedir.
Fakat “LİDER AİLE” aşaması; Yaratıcı/Tanrı ile İnsan arasında bir “Sözleşme/Antlaşma/Dilek-Kabül” olarak tariflenmiştir. Yani tarafların olduğu bir ahitleşme seçeneğidir.
Nitekim Hz. İbrahim Aleyhisselam duasında “LİDER AİLE / SOYDAN İMAM” talebi vardır ve Allah bunu kabul ederek bir ahde bağlar: ” Zalim olmamak kaydıyla; soyunu LİDER AİLE/İMAM kılacak ve destekleyeceğim!” diye mühürler.
Nitekim Müslümanların inandığı Son Vahiy/Kur’an açıkça bu ahit üzere LİDER AİLE: İBRAHİM ve soyunun aile liderliğini uzun uzun anlatır!…
Nitekim; Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık diye bugün de taraftarı olan “DİN” yolları tek bir ailenin: İbrahimi ailenin çocuklarının/kuzenlerin arasındaki “yol tutuş/İstikamet” tartışmasından ibarettir. Çünkü; Hz. Musa da, Hz. İsa da ve Hz. Muhammed de aynı ailedendir: LİDER AİLE: İBRAHİM!
( Bugün İsrail Devleti meşruiyetini ve Yahudiler de yapıp ettiklerini bu LİDER AİLE ahdine bağlarlar… )
Öyle ki; Kur’an’da da açıkça anlatıldığı üzere ontolojik iktidar / VAHİY de “LİDER AİLE” üzere inmektedir ve de aynı ailenin Çocuk/Kardeş/Damat/Kuzen/Oğul arasında döndürülmektedir.
Dolayısıyla OĞUL-DAMAT-YEĞEN-KARDEŞ-KUZEN arasında dolaşacak iktidar kültürü ( Vahiy tarihi de böyledir… ) bizzat Ontolojik yani teolojik bir kabulden gelmektedir. Nitekim Son nebi sonrası ŞİİLİK-SÜNNİLİK ayrışması da bu konudaki zihniyet farkından doğmaktadır. Şiilik “LİDER AİLE” orjinli üzere kurulu; Sünnilik ise daha çok “Cumhur onaylı Aile” doktrini üzeredir.
Nitekim Müslümanların tarihindeki bütün SARAY (Boylar-Beyler) ve TARİKAT tarihinde istisnasız Şeyh-Mürşid’te haleflik-seleflik halef-selef zinciri hep Oğul-Damat-Yeğen-Kuzen zinciri üzere yürütülmüştür. Hatta çoğu ayrıca kendi zincirini Hz.İbrahim’in zincirine nispet ederek yüceltmekten de geri durmamıştır. Yani “Hane-i Saadet” ile “Hanedan” hep DNA zinciri gibi kullanılmıştır.
***
Peki; kritik soru şudur: Rahmetli Necmettin Erbekan’dan sonra Yeniden Refah partisinin genel başkanının oğlu Fatih Erbakan olması ile ( Bu arada Erbekan’ın damadı ile oğlu arasındaki miras kavgasını hatırlayalım ayrıca..) CB Erdoğan’ın “Partisiz Cumhurbaşkanı” formülünü devreye alıp partinin başına ya Oğul ya da damatlardan birini geçireceği iddiası-öngörüsü-ajandası şu tabloyu mu çizmektedir: Milli Görüş zaten “Liderli Aile” görüşü müdür?
Yoksa; Liderlerin kendilerinin vefatından sonra hem ekonomik hem politik açıdan bir mal ve soy kırımına uğramamak için tedbir amaçlı bir ” ÇELİK KASA” gibi veya “panik odasına kapanmak” gibi tamamen “Aileyi kollama” üzerine bir yol haritası mıdır?
Nitekim; Cumhuriyetin ilanından sonra “Osmanlı Aile“sine reva görülen mal ve soyun kırımına ilişkin uygulamalar; Ve tabi “Hain aile” itibarsızlaştırılması da ek olarak; Erbakan hocayı da Erdoğanı da ailesini sağlama alma duyarlılığına mı yönlendiriyor?
Veya daha açık bir soru: 17-25 Aralık operasyonu ve 15 Temmuz operasyonu gerçekleşmiş olsaydı, Erdoğan ailesinin başına gelecekleri göz önüne aldığımızda; Erdoğan’ın ailesinin kendisinden sonra mal varlığını ve can emniyetini garanti altına almak amaçlı bazı planlarının olması doğal/anlaşılır değil mi?
Yoksa gerçekten; CB Erdoğan tıpkı Necmettin Erbakan ailesinin daha sonra iddia edeceği üzere; partinin zaten ailenin bir malı ( ancak kamusallaşmış malı )olarak görmesinden kaynaklı bir Hanedan programı peşinde mi?
Değilse…. Erdoğan’ın veliahtı olarak iki damat ve bir oğulun sürekli gündem olması/oldurulması sadece muhalefetin tipik Osmanlı ailesine düşmanlık hezeyanı gibi alışkanlığından mı kaynaklanıyor? Yoksa gerçekten CB Erdoğan “LİDER AİLE” inancından kaynaklı bir aile hakkı olarak mı görüyor partinin başına aileden birini geçirmeyi?
– Aile Politik bir Örgüt müdür? –
İnsan’ın üç çember/halka/alan üzere kimlik/edinim içinde olduğunu gözlemliyorum: Günlük hayat ( Doğal alan) – Örgütlü alan (Sivil alan ) ve Otorite alanı ( Resmi alan/Devlet).
Aile bireylerinin genelde/çoğunlukla Doğal alan/Günlük hayatla sınırlı bir etkinleşme içinde ömürlerini tükettiğini biliyoruz. Dolayısıyla Ekmek-Tanrı-Özgürlük üçgeninde “özel hayat”larını sürer ve bu dünyadan göç ederler. Doğal alanda ailelerin geride bırakmak istediği iki ana kazanım var: Maddi miras ve sağlıklı nesil. Özellikle Eğlence, Müzik, Fikir, Gelenek, Yaşam standardı… gibi etkileşim parkurları ile yetinen bir Aile kültürüdür…. Çoğu sadece “Seçmen”dir ve günü geldiğinde gider Oy kullanır ve iktidar doğal alanı bunaltmadığı sürece destek görür.
Türkiye’de doğal alanda aileler Cumhuriyetten bu yana politize edilmiştir. Yani bir partiye angaje edilmiş ve çoğunlukla da ön yargılı-ötekileştirici-mesafeci seçmen tipolojisi sahibi ailelerdir. Toplumun ezici çoğunluğu Laikçi-Şeriatçı, Ulusalcı–Ümmetçi, Türk-Kürt; Sünni-Alevi karşıtlanması üzerinden bölünmüş sosyolojisinin aileleri kılınmışlardır. Yani doğal alan bölünmüş sosyoloji üzeredir ve ailelerin doğal alandaki pozisyonu seçmen olarak manipülatif karakterlidir ve geniş bir kuşak tarafından ısrarla sürdürülmektedir.
***
Örgütlenmek ( Dernek-vakıf-cemaat-örgüt-kulüp-tarikat… bu kapsamdadır…) alanı olan sivil alana “ailece geçiş” çok azdır. Yani aile bireylerin hepsinin veya çoğunun sivil alanda etkinleştiği ve bunu kuşak haline getiren aileler azdır. Fakat sivil alana birlikte geçen ailelerde “Kariyer-Statü-Standart” ile “Hizmet-Kabul-İmaj” iç içe yaşanır. Genelde toplumdan topladıkları para ve itibar/güven üzerine hayat sürerler. Çoğu zaman bu yaşam tarzını ya Din ya da Milliyetçilik adı altında meşrulaştırırlar. Bir yüzleri doğal alan dönüktür; sosyal projelerle etkileşime girmektedirler; diğer yüzleri ise otoriteye-devlete dönüktür ve hem finanslar destek almayı hem aileyi devlette bir yerlere yerleştirmeyi önemsemektedirler….
***
Bir de “Ailece resmi alana talip” olan kuşaklar-aile tipoloji vardır ki; Aile neredeyse “Mini parti” gibidir. Neredeyse bireylerin hepsi/istisna olsa bile “Politik” hesap-kitap içindedir. Sabah işe gider gibi mesai olarak politik mesai yapan; bütün birikimlerini politik alandan ( resmi alandan-otoriteden-devletten sağlamak üzere) kazanmaya odaklıdır.
Ailece resmi alan merkezli hareket edenler; Devlet kademelerinde memur-yönetici olmayı veya İHALE-ATAMA-RANT pastasından pay almayı bir yaşam tarzı haline getirmişlerdir. Aynı zamanda bu aileler kurucu sıfatı taşımaları durumunda partiyi “Hisseleri olan Mal” görmektedirler ve bunu hakları olarak savunmaktadırlar; Çünkü başından beri işin içindeler ve emek vermektedirler…
Kuşkusuz resmi alana mesken kurmuş aileler arasında ayrıca bir rekabet ve hem hased hem hasad üzere kurgulu bir nizalaşma-komplo veya uzlaşma-vardiye usulü yer değiştirme süreci de var…
Mesela Osmanlı döneminde resmi alan zaten bu tipolojideki ailelerden oluşmaktaydı. Cumhuriyet ilanıyla birlikte “Rejim aileler rejimi olmayacak; Halk rejimi olacak!…” denmiş olsa da; Cumhuriyet tarihi de bize göstermiştir ki adı Cumhuriyet de olsa resmi alanı parmakla sayılı aileler yönetmeye devam etmektedir, bir farkla tabi; Halkın seçtiklerini beklemek ve yönetmek durumunda kalarak!…
( Türkiye’de nedense ya Burjuva aileler veya Sebatayist aileler gündem olur… Ancak bir de partilerin resmi alana “Çaktığı” aileler var…)
Dolayısıyla resmi alanda da yüzlerce aile hakimiyeti ile karşılaşmak mümkün…
***
Türkiye’de çok eğlenceli ve safsata bir beklenti vardır: Seçilenler ailelerine iltimas geçmesin; ayrıcalık yapmasın; hatta sadece soyadı aynı değil; aile şeceresinden biri mümkünse yönetici yapılmasın, ihale verilmesin… Devletin İHALE-ATAMA-RANT imkanlarından mümkünse aile fertleri-akrabalar faydalandırılmasın!…Vesaire. Bu beklentinin bir safsatalaştırılmış hayal ve “politik fıkra” olduğunu hem biliriz hem yaşarız. Zaten bu insanı-toplumu ve devleti tanımamak demektir. Zaten pratiklerde de resmi alanı mesken tutmuş ailelerin devletin imkanlarıyla nasıl buluştuğu ve iktidar olsun muhalefet olsun parti yöneticilerinin ailece resmi alanı yaşam tarzı edinmiş olanların durumunu “malumu ilan” kabilinden biliyoruz…
***
Asıl kritik soru şu: Doğal alanda kalmış aileler ile sivil alanda etkinleşmiş ailelerin bu resmi alandaki ailelerle ilişkisi nasıl? Doğal alan ailelerinin resmi alan ailelerine bakışı-algısı nasıl? Tabi resmi alan ailelerinin de doğal ve sivil alandaki ailelere bakışı-tutumu nasıl?
Kesintisiz 23 yıl iktidarda olan AK Partinin de doğal olarak; oy veren doğal alan aileleri olacak, hem oy veren hem iş tutan sivil alan aileleri var olacak ve tabi ki partinin “Kurucu aileler” sıfatı taşıyanların 23 yıl kesintisiz devlet yönetiminin her türlü imkan-güç-avantaj-etkisinden faydalanan Politik aileleri olacaktır. Eşyanın-İnsanın-Politikanın doğasında var!…
Ve Kuşkusuz lider olarak CB Erdoğan’ın da kesintisiz lider kalmasından kaynaklı soyadı Erdoğan olan veya farklı olsa da aynı geniş aile şeceresinden olanların yani sülalesinin içinde doğal alan ailesi, sivil alan ailesi ve resmi alan ailesi olacaktır. Çoğunlukla resmi alan ailesi olsa da diğer iki aile tipolojileri de vardır.
Asıl kritik soru şudur: resmi alan ailelerinin özellikle otorite-devlet imkanlarını yönetmeleri sebebiyle; ve özellikle sivil alan ailelerinin onlardan beklentileri sebebiyle ve sokakta denk gelindiğinde doğal alan ailelerinin ricaları nedeniyle… Hem dünya hem ahiret hayatlarını nasıl organize ettiğidir?
***
Doğal alan ailelerinin resmi alandaki aileler hakkında kamuoyuna yansıyan olaylarda “Muhalefetin iftirası” kabulü; sivil alan ailelerin aynı durumda ailece göğüslerini siper etme çabası ve resmi alandaki ailelerin de genelde “Amaçları davayı kirletmek, bizi bölmek!..” demesi en yaygın tutum olsa da;
asıl kritik soru şudur: “Tarafların karşılıklı rızası” olsa da; sonuçta doğal, sivil ve resmi alan ifadesinin önünde “AİLE” sıfatı var! Asıl önemli olan “AİLE” ne durumda?
***
Milli görüş kökenli olsa da çok değişmiş AK Partide; Erdoğan sonrasında oğul veya damatlardan birinin liderliğinde “Yeniden AK Parti” kurulur mu tartışmasına-polemiğine iki özne-pencere ile bakabiliriz:
Birinci pencere; Muhalefetin tezgahı, manipülasyonu bunlar!…
İkinci pencere; Erdoğan sonrası “Yeniden AK Parti” dönemi zorunlu ancak buradaki “Yeni” sıfatını en iyi Erdoğan şeceresinden bir aile mi yoksa yine resmi alandan bir başka aile mi üstlenecek?
Sahi; Erdoğan ailesi dışındaki seçeneklerde; adı geçen isimlerin aileleri; doğal alan ailesi mi? sivil alan ailesi mi? Yoksa onlar da resmi alan ailesi mi?






















