1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. KIBRIS “TUFAN” MI SEÇTİ “TUHAF” MI SEÇTİ

KIBRIS “TUFAN” MI SEÇTİ “TUHAF” MI SEÇTİ

featured
Kıbrıs Adası'nda Türklerin uğradığı baskı ve zulmü ortadan kaldırmak amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı'nın üzerinden 45 yıl geçti. "Ayşe tatile çıksın" parolasıyla başlatılan harekat, adada akan kanı durdurdu. 20 Ağustos 1974'de Hamitköy Askeri Harekatı'nda ilçeye gelen askeri vatandaşlar karşıladı. (Arşiv) ( BYEGM - Anadolu Ajansı )
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

  • Kıbrıs seçmeninde bir “Tuhaflık” Kokusu-

Aslında ortada inanılması güç bir “Tuhaflık” var Kıbrısta.

Düşünün, seçim yapılıyor. Cumhurbaşkanı seçimi ve ardından Meclis seçimi!

Peki Kıbrıs bir “Devlet” mi ki; Meclisi var ve hatta Cumhurbaşkanı var! Ve halk seçiyor!

Cevap: “Kıbrıs bir Devlettir! Ne tuhaflığı!… Halkı da var ve seçimle Cumhurbaşkanını da meclisini de seçiyor!…” ise…

O zaman Tufan Erhürman neden “Federasyon” diyor! Hatta halkın % 65’i neden “Federasyon” seçeneğini dillendiren bir adaya bu güçte destek veriyor!…

Siz dünyada “Devlet” olup sonra da gidip komşu devlete ” Sen devlet! Ben Devlet! Olmaz böyle! İki ayrı Cumhurbaşkanı, İki ayrı Meclis! Gel beraber tek meclise sahip olalım; eşit sandalye paylaşalım ve eşit şartlarda vardiyalı Cumhurbaşkanlığı yapalım!..” diyeni gördünüz mü? Bir “Tuhaflık” durumu değil mi?

Seçilen Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ” Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile istişare etmeden dış politika veya önemli konularda tek taraflı hareket etmeyiz!…” diyor. Yani “iki ayrı devlet var! Biz ve Türkiye!” diyor; Ardından “Kafama göre hareket etmeyeceğim!” notunu düşüyor; ancak Güney Kıbrıs Devleti ile diplomaside ısrar edip hem federasyona hem de kara-deniz imkanı olan yer altı kaynaklarını paylaşmalıyız diyor!… Bir tuhaflık yok mu?

Kıbrıslı seçmen ” Dünya bizi tanımıyor! Ne uçağımız direk uçuş yapabiliyor; ne futbol takımımız başka ülkelerle maç yapabiliyor!…” diye uzayıp giden “Yaşam kalitemiz-standardımız düşük!” serzenişinde bulunuyor!

Ancak seçim düzenleyip “Cumhurbaşkanı” seçiyor… Yani “Dünya bizi tanımasa da biz kendimizin devlet olduğunu ilan ediyoruz! Cumhurbaşkanı seçiyoruz; Meclis seçiyoruz!…” diyerek pratiğini de yapıyor. Madem devlet olduğunu zaten bu seçimlerle ilan ediyorsun! Güney Kıbrısla ne konuşacaksın!… “İyi komşuluk!” mu?

Şimdi yukarıdaki cümlelere şu tepkiyi verelim: “Kardeşim!…Bir halk, dünya tanımasa da “Bağımsızlık” ilan edebilir! Hatta bunu halk kendisini referandum ile ilan ettirebilir. Ardından, dünya tanımasa bile, kendi Cumhurbaşkanını seçer, meclis kurar! Ordu düzenler… Vesaire.”. Şimdi Kıbrıstaki durum bu mudur?

O zaman sorumuzu soralım: Sahi Kıbrıs ne zaman bağımsızlık ilan etti ve dünyaya rağmen kendini devlet olarak pratize etti ve yine dünyaya rağmen seçimlerini yapıyor!

Hatta… Kıbrısın bağımsızlık ilan ettiği gün hangisi? Ve kutlanıyor mu?!…


Hemen hatırlayalım tarihi: 15 Kasım 1983

Kuzey Kıbrıs Self Determinasyon ( Diğer devletlerden bağımsız kendi coğrafya sınırlarını, politik durumuna karar vermesi) yöntemiyle kendi kararını verdi!

O zaman; sorun ne? Niye “İki devlet mi? Federasyon mu? Veya Üçüncü seçeneği tartışıyor Kıbrıs!…

Temel mesele: “Dünyanın sizi tanıması, akredite olmanız, meşruluğunuzun uluslararası diplomaside-protokelde yer alması ve doğal olarak siyasi, ticari, kültüre, askeri açıdan dünyaya entegre olmak mı?

Yani “İki devlet olarak dünya bizi tanısın!” ile “Dünya bizi Federatif model ile tanısın!” arasında bir “çözüm için seçenekler” durumu mu var!

Eğer böyle ise; O zaman ortada bir “Tuhaflık” yok !


Sadece dünyanın Kıbrısı “İki devletli ada” olarak tanıması ile ” Federatif devlet” olarak tanıması arasındaki kar-zarar hesabı ve sürdürülebilir konforlu yaşam-zenginlik-güvenlik noktasında hangi seçeneğin gerçekçi ve kazançlı olduğu noktasında bir görüş farkı, içtihad farkı ve yöntem farkı var!…demektir. Durum bu ise; niye tuhaflık arayalım ki! Neden “Tufan ise bir Tuhaf var!” densin ki…

Peki… “İki devlet” seçeneğinde de “Federasyon” seçeneğinde de bir muhatap var: Güney Kıbrıs!

Güney Kıbrıs elli yıldır: iki seçeneği de reddediyor! Yani “Muhatabsızlık!” durumu var!.

O zaman; Türkiye ile Self Determinasyon yöntemiyle kaderini kendisinin çizeceğini dünyaya 15 Kasım 1983’de ilan etmiş Kuzey Kıbrıs halkı neden “Türkiye ne kadar muhatabımız olacak!” tartışması yapıyor? Bir tuhaflık yok mu?

Çünkü “iki devlet” ve “federasyon” seçeneği arasında kar-zarar ve sürdürülebilirlik kararını Kuzey Kıbrıs veya Türkiye vermeyecek ki! Verse de ; kendi çalıp kendi oynamış olacak!… Çünkü bu iki seçeneğin tartılması-test edilmesi için olmazsa olmaz taraf var ve O da Güney Kıbrıs tarafı!

Peki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti “Ya iki devlet ya da Kuzey Kıbrıs Türkiye’ya katılır!” dediğinde bir tuhaflık var mı?

Zaten… 15 Kasım 1983’de alınan karar ile Kuzey Kıbrıs halkı “Türkiye’den de bağımsız olarak kendi kaderimizi belirleyeceğiz!” demiş olmadılar mı?

Türkiye neden 15 Kasım 1983’de Kuzey Kıbrıs halkının kaderini kendisinin tayin etmesine destek verdi ve organize etti.

Şimdi seçimin kazananı “Tufan “mı? “Tuhaflık” mı?

Bir tarafta Kuzey Kıbrıs halkının 15 Kasım 1983 ilanı var ve bu çok nettir ki; Türkiye’den bağımsız bir kader anlayışıdır. Hatta “İki devlet” derken Kuzey Kıbrıs halkının anladığı öncelikle “Kuzey Kıbrıs ayrı Türkiye ayrı devlettir!.

Dolayısıyla İlişkiler iyi olsa da; et-tırnak gibi birlikte hareket edilse bile; iki ayrı devlet ve halk olduğu kabulüne dayanır Self Determinasyon kararı/iradesi!..

Nasıl Azerbeycan ayrı Türkiye ayrı iki devlet ya! Kuzey Kıbrıs halkı da böyle bakıyor konuya. Hani Azerbeycan “Can Azerbeycan!” ya; Kuzey Kıbrıs halkı için de en fazla Türkiye için “Can” olabilir…


Hatta “Türkiye yüzünden 1983’den beri belimizi doğrultamadık!…” diyenler var ya; Hatta “Kaderimizde Türkiye’den çok; Güney Kıbrıs var!” diyecek kadar azgınlaşanlar bile var ya… Hepsi 1983 kararının ayrı dalları…

O zaman şu gerçekle yüzleşmemiz gerekiyor: 1974 Kıbrıs çıkarması, aslında şu anda Kuzey Kıbrıs halkı ile Türk Devleti arasında bir sorun haline getirilmek isteniyor. Veya belki geldi de!…

Tufan Erhürman’ı destekleyen “CPT medyası” hangi manşeti / propagandayı atıyor/yapıyor: ” Osmanlı Kıbrıstan çekildi. Adadaki Türkleri yalnız bıraktı!… Ama Adadaki Türkler ( Osmanlıya rağmen) direndi; varlığını korudu!… Dolayısıyla 1974 çıkarması Türkiye’nin bu topraklarda hak iddia etmesine yetmez! Sadece insanlık görevini yaptı! Başımıza kakmasın! Hatta gölge etmesin!…Kuzey Kıbrıs halkının yaşadığı topraklar Türkiye’nin toprakları değildir!…”.

Şimdi bunda da bir tuhaflık yok mu?

Acaba Tuhaflıkların adayımıydı Tufan!

Yoksa bu seçimde “Türkiye yakamızdan bir düşsün! Sonrasına bakarız; isterse olsun Tufan!” mı dediler.

Hani bizde de “Erdoğan gitsin de ; sonrası isterse olsun Tufan!”a ne kadar benziyor!

Bu benzerlikte bile bir tuhaflık yok mu?

KIBRIS “TUFAN” MI SEÇTİ “TUHAF” MI SEÇTİ
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.