1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. Hangi Cümle “DEVLET”in hangi cümle “BAHÇELİ”nin ?

Hangi Cümle “DEVLET”in hangi cümle “BAHÇELİ”nin ?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

  • Cumhur İttifakında “İki Kıbrıs” Bölünmesi –
  • Düşman başka şey Çözümsüz Komşu başka!-

İçinde “Erdoğan” ve “Bahçeli” geçen cümlede; Cumhur İttifakı tarafında olanların “Aleyhte” sayacakları bir ima, tespit, yorum, eleştiri, hatırlatmaya “tahammül”ü var mıdır? Hayır.

Peki içinde “Erdoğan” ve “Bahçeli” geçen bir cümlede; Muhalefet partilerinin “Lehte” sayacakları bir ima, tespit, yorum, eleştiri, hatırlatmaya “tahammül”leri var mıdır? Yine Hayır.

Bu şu demektir:

Bir “Cümle” var; Ve bununla ilgilenenler var.

Bir de “Cümle alem” var ki, bunlar Cümle ile ilgili değiller; “Politik alem yapmak!” peşindeler.

Şimdi biz bir cümle kuruyoruz: “Kıbrıs seçim sonuçları ne “Federasyon” ne de “İki devletli” kararıdır!…

Bu sonuçlar konusunda Cümle alem polemik, magazin, bildiğini okuma rutinini sürdüre dursun; Biz Kıbrıs seçim sonuçlarının hem sebepleri hem sonuçları hem de olası senaryoları “Cümle”lere dökelim!…

Yazı da Cümle ile ilgilenen ve Cümle kuranlar için:


1) ” KIBRIS TÜRKİYE’YE KATILMA KARARI ALSIN!” CÜMLE MİDİR?

Sayın Erdoğan ile sayın Bahçeli’nin ilişkisi üç boyutludur.
Birinci boyut: Devlet Aklının verdiği görev paylaşımı içindeler.
İkinci boyut: “İyi Polis Kötü Polis” esprisince aynı karakolda mesai arkadaşı polisler gibiler.
Üçüncü boyut: Seçmenlerinin duymak istediklerini kendi mizaçları üzere söylerler.

Fakat yazının odağı “Cümle midir? Cümle aleme selsnmek midir?” olduğu için; Sayın Bahçelinin Kıbrıs seçim sonuçlarına verdiği tepkinin “Cümle mi?” yoksa “Cümle alem için!”mi olduğunu netleştirmemiz gerekiyor.

Federasyon ( Bu da bir Devlet modelidir; Devletsizlik değildir…) modeli ile Ulusal/Butik Devlet modelinin ne olduğunu bilenler; Sayın Bahçelinin “Cümle” kurduğunu düşünürler/algılarlar.

Çünkü Kıbrıs ne Federasyon (Devleti) ne de “İki Devletli” olabilecek!… Kıbrıs, Güneyi ve Kuzeyi ile, bütün şartları gereği zaten ne Federasyon olabilecek durumdadır ne de iki devletli çözüme kavuşabilecek ihtimaldedir.

Ana-Kritik gerekçelerimizi bir-kaç maddede netleştirelim.

  • Federasyon: Tarihsel olarak iç içe iki ayrı dil üzere olan halkların; ayrı butik devlet kuramayacak kadar iç içe olmasından kaynaklı “Birlikte yaşama modeli”ni besleyen bir yönetim şeklidir. “Eşit haklar, Eşit yetki, Eşitlenmiş gelecek” gibi sac ayakları vardır.

Kıbrısta bu durum yoktur; ayrıca elli yıldır Yunanistan/Güney Kıbrıs Rumları şiddetle Federasyona karşılar ve elli yıldır bu gündemi sabote etmekle uğraştılar. Annan planı bile referandumdu; Rum kesimi %99 hayır…dedi. Federasyon için iki taraf mutabakata varsa oturması-yürümesi onlarca yıl sürer… Seçenek değil!….

  • Butik Devlet ( Özellikle Ulus devlet demiyoruz: Çünkü Ulus devlet birden fazla dilin-halkın-etnisitenin ortamında kurucu dil ve kurucu halkın liderliğindeki üniter devlet türüdür: Mesela Türkiye bir Ulus Devlettir!…).

Türkiye “İki devletli” derken Kıbrısta iki ayrı “Butik Devlet” modelinden bahsediyor. Federasyona hayır diyenlerin bu seçeneği masaya bile getirmeleri söz konusu değil. Dünya da masaya getirtmiyor zaten. O nedenle Dünya Kuzey Kıbrıs’ı bu bağlamda tanımıyor ve muhatap almıyor. Yani “Butik devlet” olması için aynı Filistin gibi dünyanın mutabakata varması lazım! Filistin de bile durum belli!… Bu seçenek de , Türkiye’nin bütün stratejisine rağmen sonuçlanmayacaktır…

Kıbrıs tarihini bilenler şunu da tespit eder: Ne Federasyon ne de İki devletli bir finalin Kıbrısa gelmesi “tarihi bir hayal”dir.

Biz daha keskin bir cümle kuralım: Aslında Kıbrıs’ın “Finalsiz/Seçeneksiz” kalması bütün taraflarca Yunanistan-Türkiye ve Bölge ülkeleri hatta dünya tarafından isteniyor!… Yani bütün taraflar bir finale açık olduklarını söylüyorlarsa da; Ancak arka planda stratejik olarak sonuçsuz kalmasının “faydaları” finali zorlamanın sonuçlarına kıyasla daha fazla. Hatta daha da ileri gideyim: Kıbrısta “Kazan! Kazan!” formülü aslında “Finale erdirmemek” üzeredir. Yunanistan da Türkiye de “Çözümsüzlük” seçeneği noktasında paralel mutabakattalar…

Neden sayın Bahçeli’nin “Türkiye’ye katılma kararı alınsın!”a “Bu bir Cümledir!” dedik. Çünkü federasyon ve İki devlet sonuçlandırılabilir finaller değiller!…

Peki “Türkiye’ye katılmak” gibi bir finali görür müyüz? Tabi ki hayır. Kuşkusuz bu da bir üçüncü seçenektir, ancak: Mesela “Kırım” örneği ve Rusya’ya katılmaları gibi… Yürüne bilir yol. Ancak Kuzey Kıbrıs halkı zaten buna dair ne niyeti var ne de kısmeti olacak!..

Ancak sayın Bahçeli’nin çağrısı bir Cümle hükmündedir. Cümle aleme sesleniş değildir!… “Giriş Cümlesi”dir; ama gelişmesi ve sonucu olmayan bir tek cümledir!…


2) KIBRISTA “KAZAN KAZAN!” NEDEN “ÇÖZÜMSÜZLÜK”TEDİR.

“Çözümsüz” bölgeler Savaş ve Barış arasındaki hem dengenin hem tampon bölge işlevi görecek müzakere masasıdır. Yani devletler mutlaka bu tarz çözümsüz bölgeler var ederler!… Özellikle de güçlü ülkeler… Tabi İngilizlerin eline kimse su dökemez bu konuda!.

Asıl kritik soru şudur: Türkiye Kıbrıs’ın “Çözümsüz Ada” olmasını neden istiyor? Mecbur olduğundan mı? Stratejisi gereği mi? Yoksa gerçekten iyi niyetle Kıbrıs’ın “Barış Adası” olmasını istiyor mu?

Biliyorsunuz; Savaş-Barış etkileşiminde “Düşman-Dost” tarafı çok kullanılır ve çok beylik bir laf gezdirilir ortalıkta: “Bir zamanlar bir birine düşman olanlar gün gelir dost olurlar; dost olanlar gün gelir düşman olurlar. Fakat ebedi dotluk ve ebedi düşmanlık yoktur!” diye. Bu tipik “Politikada laf ola ; Cümle alem oyalana!” pratiğidir. Tarih bunu onaylamaz!…

Mesela: “Yunanistan bizim düşmanımız mıdır?” Cevap evetse; gün gelince demek ki dost olabilir!… Mesela; İroni olsun: Bir bakmışsın Trump bizi barıştırmış; dost yapmış (!)…

Hayır!… Yunanistan birinci ve ikinci dünya savaşının galipleri tarafından bize “Düşman” değil “Çözümsüz Komşu” olarak kodlanmış-yedirilmiş-angaje edilmiştir!… Ve bütün sistem “Çözümsüzlük” üzere işlemektedir. Açık söyleyeyim: Türkiye de “Çözümsüz Komşu” seçeneğini dost veya düşman seçeneğine göre öncelikli tercih olarak uygun görmektedir.

Çünkü devletler sadece “düşman” üretmez!… Özellikle Ulus devletler çok üretir; Ancak imparatorluklar/Emperyaller/Büyük devletler en az düşma kadar “Çözümsüz konu/Komşu” üretirler. Osmanlıyı da dahil ediyorum buna!…

O zamna kritik soru şudur: Türkiye “Çözümsüz Komşu: Yunanistan” stratejisini neden sürdürmektedir?

Cümle kurup yazının kadrajını bitirelim.


3) KURTULUŞ SAVAŞINDA NEDEN YUNANLILARLA SAVAŞTIRILDIK?

Savaşta da barışta da muhatabımız İngilizler oldu. Ancak sahada her yerde Yunanlılarla savaştık. Çünkü İngilizlerin “Çözümsüz komşu” planı Yunanlılardı. Üstelik “Kıyamete kadar Çözümsüz komşu” olmaları noktasında gerekçe-altı doldurulacak konular çok elverişliydi. Hatta Ulus Devlet olma sürecimizde diplomasiyi de İngilizlerle yaptık. Ama verdiğimiz bütün topraklar Yunanistan’a verildi.

Osmanlı’yı “Osmanlı” yapan Akdenizi “Osmanlı gölü”ne çevirme performansıydı. Yani Osmanlı hava ve kara gücünden çok Deniz gücü ile hükmetti üç kıtaya! Ve hem “Adalar” hem “Kıbrıs” elimizden alınarak buna son verilmiş oldu İngilizler tarafından!…

İngilizler İsrail- Yunanistan-Lübnan üçgeniyle şimdi vekaleti yavaş yavaş İsrail ile paylaştırıyor. Yani Türkiye’ye yine “Çözümsüz komşu -2- İsrail” planı işliyor.

Hatta bize yedirilmiş bir büyük tuzağı-kazığı da hatırlatmam lazım: Bize “Bir gün İsrail ve Yunanistan Dost olabilir! Öyle davranın!” denmiş ve devletimizin bir kanadı ile halkımızın önemli bir kesimi ikna edilmiştir.

Ancak aynı İngiliz aklı bize “Hiç bir zaman İran/Farısi ve Ortadoğu/Araplar ile “Dost” olamazsınız! Belki “Ateşkes” halinde kalırsınız!” diye de telkin de bulunmuş ve bu talkımı da çok fena yutmuşuz!… Kürt meselesi tüm bunların arasında “Onca soruna evet dersen, bu da bedava!” ironik kampanyasına yedirilmiş!…


Hadi ara bir “Cümle” daha:

Şimdi herkes; İmamoğlu’nun Yunanistan ile kurduğu ilişkiyi; “Zulm 1453’de başladı!” diyen marjinal sola neden sahip çıktığını… garipsiyor. İzmir eski BB başkanı Tunç Soyer’in “İzmir’e özgü para basılmalı ve hatta yunanistan ile yeni sayfa açmalı!…” derken “Ne alaka?!” denebiliyor…

Kuzey Kıbrıstaki bütün Sol partiler, ki hepsinin ortak adayı idi TufanErhüman, “Sosyal Demokrat”çılık adına Kıbrısı geliştirecek hiç bir proje üzerinde çalışmayıp, varsa yoksa şu kampanyayı yürüttüler: “Rumlalar dost olmak kapıda! Zaten biz yaşam tarzı olarak komşunun zilini çalmışız!… Aradan çekil Türkiye!” demesini de 1974 çıkarmasının sonuçları açısından bir yere oturtamayanlar var!…

Hatta şimdiden merak edenler var: “Tufan Erhürman Kıbrıs’ın İmamoğlu’su mudur?”. Ben bu meraka “Cümle” diyenlerden değilim. Daha çok Cümle alame sesleniş sayarım.

Ancak Cümle diye şu kelimeleri dizerim: “Tufan Erhürman “Çözümsüz Komşu” gerçeğini okumak noktasında; Acemi demiyorum, ancak Popülist diyorum!…”.

Bir cümlenin tekrar altını çizelim:

“Yunanistan bizim düşmanımız değil! “Çözümsüz Komşu”muzdur!. Tarihin akışı nedeniyle böyle bir komşuya hem İngilizlerin ( ABD ve İsrail kanatlı) ihtiyacı var, hem Osmanlı’nın devamı olan Türkiye’nin de gerçekçi olmak durumunda olduğu için bu stratejiyi satın alması var!…

Hangi Cümle “DEVLET”in hangi cümle “BAHÇELİ”nin ?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.