Veya Mustafa Bozbey “Pagan” mı? Yoksa “Rantta Son mu yok. ? – Bir Bilboard OYunu –
Bursa Belediye Başkanı Mustafa Bozbey‘in “Atatürk demek Sonsuzluk demek” afişi, “rant” ve yolsuzluk iddialarını örtmek için kullanılan bir “politik maskeleme” olarak analiz ediliyor. Makale, Bozbey’in Nilüfer‘deki hizmet eksiklikleri ve NİLVAK iddiaları ile İmamoğlu‘nun benzer taktikleri arasında paralellik kurarak, siyasette değerlerin istismarını sorguluyor.
10 Kasım Atatürk’ün anma kapsamında daha önce de “Atatürk demek; Sonsuzluk demek!” diyen/anons eden Mustafa Bozbey‘e karşı “Sonsuz olan sadece Allah’tır!… Atatürk’ü İlahlaştırmayın!” diye haklı-anlaşılır tepkiler geldi kamuoyundan; özellikle duyarlı dindar çevrelerden.
Oysa Mustafa Bozbey “İlahlamak” için bu cümleyi kurmuyor; hani 8 rakamını “Sonsuzluk işareti” şeklinde ilüstre eden çalışmalar var ya; bu içerikte kullanıyor “Sonsuzluk” kelimesini; aklınca!
Bozbey’in Popülizmi ve Dindarlıkla İlişkisi
Diyeceksiniz ki; Kelimeler de çok önemli; maksadı aşan şekilde kullanmamak gerekir veya ancak ilah olanla ilgili bir sıfatlamayı başka bir canlıya, hangi maksatla kullanılırsa kullanılsın, asla kullanmamak gerekir. Doğru…
Doğru ama; zaten Mustafa Bozbey Dindarlık kültürüne ve sözlüğüne yabancıdır; özellikle İlahiyat konularına tamamen yabancıdır…. Siz bakmayın; Cami çıkışlarında, seçim dönemlerinde, Zikirmatik tesbih dağıttığına… O tipik “Sonu olmayan Popülizm” kafasından kaynaklanıyor…
Zaten Bozbey söz ve davranışlarında “İslam’a ne kadar uygun; Müslümanların hassasiyeti incinir mi?” gibi duyarlılığı olan biri değildir ki; hatta böyle bir izlenim vermeyi kendisi için Laikçilik-Atatürkçülük kimliğinde gölge sayar… O “Dindarlara saygılıdır!” sadece.
( Ara not: Eğer “sonsuzluk” sıfatı sadece yaratıcıya ait ise, Ki öyledir, bu sebeple Bozbey’e tepki varsa…Ki doğrudur; o zaman; tutarlılık adına; ahlaki duyarlılık adına… Yeri geldiğinde de: Allah’a ait bir çok özelliği, sıfatı yine kullara veren bir çok dini mezhep, meşrep, tarikat da var; onlara da tepkiyi aynı netlikte-görünür kılmak lazım… Çünkü onlar da bir çok Allah’ın sıfatlarını anlamamızı sağlayan Esmaül Hüsna’yı kendi şeylerine, evliyalarına, liderlerine verirler… )
Bozbey “Ateist” mi, “Pagan” mı?
Peki Mustafa Bozbey neden her 10 Kasım’da mutlaka Atatürk’e bir “İlah sıfatı” verir? Mesela Mustafa Bozbey aslında “Ateist” veya “Pagan mı?” ki, bunu yapıyor? Çünkü bu tarz “Pervasız”lık genelde Pagan ve/veya Ateist kültte olur… Veya Din cahillerinde!.
Veya; Belki: Mustafa Bozbey “Sevgide sınır, ölçü, kalıp, had bilme yoktur! Seven sevdiğine istediği ilahlık özelliği verir! Bu sevmenin çığlığıdır!…” diye bir fikre mi sahiptir?
Hani bazı Arabesk şarkılarda da seven sevdiğine “İlahımsın, kıblemsin, benden baştan yarat!…” falan der ya; şimdi acaba Mustafa Bozbey aslında “Atatürkçülüğün Arabesk Kralı” mıdır?
Yani Atatürk’ün nasıl sevileceğine dair bir “Arabeskce Atatürkçülük” diye bir meşrebin kurucusu mudur?
Hayır… Hayır! Hiç biri! Yukarıdaki hiç bir seçenek; Bozbey’e yapışmaz! Bozbey de bu seçeneklerden birinin kendisine yapışmasına müsade etmez! Hepsini inkar eder!…
Dolayısıyla…
Eğer, yukarıdaki kadraj üzerinden; Mustafa Bozbey için “Paganist”, “Ateist”, “Atatürkçü Arabesk Kralı”, “Din cahili”, “Hadsiz fanatik” veya “Atatürk istismarcısı”, “Atatürkçülük tazgahcısı”, “Yol yordam bilmeyen Atatürkçü”, “Popülizm Baronu”… gibi yapılacak hiç bir sıfatlama; etiketleme… Mustafa Bozbey’in bunu neden yaptığını hem izah için kullanışlı değildir; hem gerçekçi tanımlamalar değildir tüm bunlar. Hem de Mustafa Bozbey’i tarif etmek için bu yaftalamalar anlamlı-bağlamlı-deşifre edici de değildir…Makul da işlev görmez.
Mustafa Bozbey bunu bilerek, planlı ve bir hedef için yapmaktadır. İlk defa da yapmıyor bunu… Hatta Bozbey’in politik tarzında ana akstır bu. Aksilik olduğunda kullandığı aks budur!
Asıl Soru: Bozbey Neden Zor Durumda Atatürk’e Sarılıyor?
Asıl kritik soru şudur: İzini sürmemiz gereken kadraj şu olsa gerekir:
“Mustafa Bozbey, Nilüfer Belediyesi başkanlık dönemi dahil; neden belediyecilik hizmeti konusunda kamuoyunda bir eleştiri, tartışma gündem olursa; verdiği sözü tutamadığında; Nilvak gibi “Belediyede işin görülsün istiyorsun; arka kapı Nilvak’tan gireceksin!…” suçlamaları artınca; ve şimdi de başkanlık döneminde eski dönemlerde kara kutusu Turgay Erdem tutuklanınca…Veya şimdilerde Bursa‘da su krizi patlak verince… Yani Bozbey neden “zor durumda” kaldığında;
Hemen mahallelerde Atatürk posteri dağıtır; neden belediyenin bütün imkanlarını seferber edip her yeri Atatürk posteriyle süsler ve en önemlisi neden özellikle “Soruşturma” gündem olunca bu tarz Atatürk’e ilahlık veya muhtaçlık sözlerinden kolajlanmış bir algı kampanyası yürütür? Neden?
Daha keskin bir soru soralım: Bozbey neden ihtiyaç olmadığı halde ve gündem değilken; kamu talebi yokken; ilk işi bir kaç meydanı gözüne kestirip önce “Atatürk Heykeli” diker?
Yani… Bozbey hangi konuda imajı aşınıyor, soruşturma konusu ediliyor, eleştiriliyor, kamuoyunu ikna edemiyorsa… eş zamanlı olarak neden Atatürk’ü araçsallaştırıyor?
( Ara not: Düşünün… İlgili, ilgisiz; ihtiyaçlı veya değil… Her hangi bir belediye başkanı bir yere Atatürk heykeli yaptırırsa; sizin makul gerekçelerle, o heykeli başka bir yere taşımanız veya kaldırmanız mümkün mü? Değil! Çünkü Atatürk heykeli konuldu mu; artık onu taşımak veya kaldırmak; direk Atatürk’ün varlığına ve Atatürkçülüğe düşmanlık olarak lanse edilecek!… Bozbey’in ilk projesinin Kent Meydanına atatürk heykeli dikmesi bir ihtiyaçla ilgili değildir; Onun siyaset etme ve perde arkasındaki yol haritasının “Kar küreci: Atatürk!” stratejisinden kaynaklanıyor… )
Mustafa Bozbey bir şey daha yapar; Yüzlere noktaya mutlaka Totem/Bilboard ekletir ve kendini fotoğrafını sabitler… Eş zamanlı yapar bunu. ” Yaşasın Atatürkçülük!” ile “Gülümseyin Nilüferdesiniz/Bursada’sınız!” algısını her köşeye oturtur.
Sonra… Sonrası malum! Ajandasındaki işlere yönelir…
Bozbey, Nilvak ve “Rant Kültürü”
Bu aralar Yerel Medya da çok üstüne diyor: ” Bozbey zorda!…” diye: Hatta “Acaba içeri alınacak başkanlar içinde var mı? AK Partiye transfer oldu mu?” gibi, yerel medya gündemi ortasında boğuşup duruyor Bozbey… Yıllardır zaten; Bozbey sürekli bir “Soruşturma/Kovuşturma” muhatabı olur ve gündem bellidir: Rant!
Hatta Aile vakfı olan Nilvak vakfının belediye ile işleri olanların nasıl “cömert-bağış sever” olduğunun ve buna karşılık bu vefalı-bağış severlere belediyenin işlerini nasıl kolaylaştırdığına dair oturmuş bir kültür bile vardır Nilüfer‘de: Rant Kültürü!…
Nitekim Bozbey’in meşhur sözüdür: “Rant demek; kamu yararı demek! Herkesin kazanması demek! Rant demek Partiler üstü bir gelişmişlik demek! Nilüferde herkes herkesim kazanıyor!…”.
Aslında, ironik olarak Bozbey bir gerçeğe de işaret ediyor: “Kesintisiz Nilüfer başkanı seçilmemin ana nedeni ;Rantı doğru yönetmemdir!…” demiş oluyor.
Hatta Bozbey Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olunca ilk sözü ne oldu: “Her ilçeyi Nilüfer yapacağım!…”. Mesaj net değil mi?
“Bozbey Demek” Ne Demektir?
Yani Bozbey “Atatürk demek….” diye anonslar geçiyor ya! Bizim asıl sormamız gereken şudur: Peki… “Bozbey demek…..” ne demektir?
Mesela Bozbey için ” Bozbey demek… Gülümsemek demektir…” denebilir mi? Mesela “Bozbey demek… Büyük projeler demektir…” Mesela “Bozbey demek Rant demektir…” dene bilir mi?…
Yani kritik soru şudur, izini süreceğimiz durum şudur: “Atatürk demek” ifadesini kazırsak; altından bunu yazanın nasıl biri olduğunu deşifre edebilir miyiz?
Çünkü bu yüceltmeler sadece bireysel sevgiyi betimlemiyor; Kamusal bir projeksiyon olarak değerler araçsallaştırılıyor!…
İşte Bozbey kendisi için bize bir ip ucu veriyor: Diyor ki…Bozbey kamuoyuna: “Benim Atatürk posteri dağıttığım; Atatürk üzerinden yüceltici ve ilah sıfatlı mottolar kullandığım zaman; o günlerde,, hangi konuda gündem oluyorum oraya bakın!… “.
Yani “Sonsuzluk” işareti aslında Bozbey’in tartışmaya konu edildiği ve artık kamuoyunu yönetemediği durumlarda baş vurduğu bir algı-enformasyon ilüzyonu kavramıdır…
Dikkat! İmamoğlu soruşturma sürecinde; İmamoğlu‘nun Atatürk’ü araçsallaştırma taktiklerini bir hatırlayalım! Acaba Bozbey’in uygulamaları ile arasında / fark bulabilecek miyiz?
İmamoğlu Paralelliği: “Politik Maskeleme” Olarak Atatürk
Son detaylandırma:
Mesela: İmamoğlu‘nun soruşturma başlayacağı ve kendisinin içeri alınacağı bilgisine ulaşır ulaşmaz; “Yüzüme bakan Atatürk’ü görür!” neden der?
İmamoğlu neden hemen smokin giyip eşiyle vals yapar ve bunu Atatürk’ün vals yapmasıyla özdeşleştirir?
İmamoğlu’u tutuklanacağı saatlerde kendisi ve eşi neden “Atatürk’e ve değerlerine darbe yapılıyor! Atatürk devrimleri tehdit altında! Cumhuriyet’e darbe yapılıyor…” niye derler?
Çünkü “Atatürk” ve ona dair güzellemeler, sadece ona olan sevgi ve saygıdan kaynaklanmıyor; aynı zamanda bir “Politik Maskeleme” ve en önemlisi “Rant örgütlenmesinde odak dağıtıcı malzeme” olarak kullanılıyor. Bu konuda CHP‘nin içindeki bir kanadın eline bu konuda kimse su dökemez… Zaten CHP’yi esir alan da bu kanattır.
Mesela İmamoğlu’nun kamu imkanlarını kendine hizmet edecek şekilde transfer ettiği bütün”Kargolama” servislerinde; O Kargo araçsallarının hepsinde Atatürk rozetini ,posterini ,etiketini kullandı/harcadı!…
Gündüz para transferleri yaptı; akşamında Atatürk’ün Zeybek oynayışını taklit etti. Transferler tamamlanınca; bunu meydanlarda; üstelik Milli günlerde değildi; Atatürk posterleri-tişörtleri dağıtarak kutladı!…
Arka planda para transferleri olurken; İmamoğlu halka “Yüzümdeki Atatürk’ü Görüyorsunuz değil mi?” ilüzyonu geçti..
CHP‘nin onlarca belediye başkanı birlikte hareket ederek büyük para transferlerini organize ederken; her başkan tutuklandığında; ne dedi CHP genel başkanı Özgür Özel ” Atatürk Türkiye’sine darbe yapılıyor? Atatürk devrimlerinden uzaklaşıyoruz!…”…
Hani.. Bir de; Meral Akşener’in İmamoğlu’na destek için “Halam yüzünde Rabbi Yessir görüyor!..” deyip; kısa süre sonra “Meğer yüzünde Rabbi Yessir gördüğüm; Fena Hırsızmış!” demesi gibi…
Zaten İmamoğlu’da “Ben Laik’im. Yüzümde Rabbi Yessir değil Atatürk var!…” demesindeki oldukça ironik ve eğlendirici tepkisini de hatırlayalım.
Rantın Oltası ve İstismarın Her Türlüsü
Dolayısıyla…. “Atatürk demek Sonsuzluk demek” diyen Mustafa Bozbey’e dindarlık dersi veya ilahiyat edebi vermek boşuna… Çünkü bu bilboardların kadrajı bu değil!…
Bir zamanlar “Kabe Arabın olsun! Bize Çankaya yeter! Kıblemiz Atatürk!” diyenler de sadece Ateist-Paganis kült içinde değillerdi; Bir iktidar rantının paydaşı olmayı kafaya koymuş bir kadronun “Rant oltasının ucundaki yem!” taktiğiyle tam bir Atatürk istismarcılığı yapıyorlardı.
Diyeceksiniz ki… Rant için sadece Atatürk mü istismar ediliyor bu ülkede ? Hayır! … Diyeceksiniz ki sadece Atatürk’e mi ilahlık vasıfları verildi? Yine Hayır!
Bu ülkede Bayrak, Vatan, Allah, Din, İman, Millet, Atatürk, Sultanlar, Peygambeler… gibi her ne değer varsa; hepsini istismar eden; Rantına maske yapan; yakalanacağını anlayınca o değeri yücelten yüzlerce örnek var!…Olmaya da devam ediyor.
Dolayısıyla….
Mustafa Bozbey’in kişisel olarak Atatürk ile kurduğu ilişki, inanç biçiminin ne kadar Müslümanlık kriterlerine ve İslam inancın değerlerine uygun olup olmadığını tartışmaya açmak; hem yersizdir (Çünkü Bozbey’in böyle bir derdi yok..) hem de işin aslını/arka planını kaçırmak olur.
Soruşturma Gündemleri ve “Örtü” Olarak Anmalar
Asıl soru/gündem şudur:
Kişinin kime nasıl inandığı ve bunun Paganizme mi, Şirke mi veya Müslümanlığa mı uyup uymadığı…ayrı bir kategoridir.
Kişinin kamu imkanlarını kullanarak; yani cebinden para harcamayarak; bir lideri, ilahiyat değerini, inancı, mezhebi, dönemi propaganda yaparken/yüceltirken bunu hangi sözlerle, hangi yöntemlerle ve ne kadar yaygın yaptığına bakılmalıdır.
Çünkü bazı anmalar, kutlamalar sadece yıl dönümü anması değildir! Aksine bu anma günlerini kendisiyle ilgili soruşturma-kovuşturma atmosferinde bir “Örtü” kılma çabası da söz konusudur…
Mustafa Bozbey’in tüm başkanlık dönemlerinde; tek yapmanız gereken şu durumun izini sürmektir: 29 Ekim – 10 Kasım gibi anlaşılır günler hariç… Bozbey hangi hizmet konusunda eleştirel gündem olmuştur ki; Kamuoyunu ikna edemediğinde; Atatürk konulu hangi organizasyonu yapmıştır!… Asıl kadraj budur!
Yani Bozbey’in Atatürk’ü, hizmet performansında düşük kaldığında ne zaman araçsallaştırdığı takvimlenirse… o zaman karşılaştığımız “Sonsuzluk” afişlerinde bir sürpriz olmadığı fark edilecektir.
Bozbey Rutini: “Dikkat Dağıtmak için Atatürk Dağıtmak!”
Mustafa Bozbey “El hasılı Bursa sudan ibarettir…” şöhretine rağmen; Bursa‘yı aylarca susuz bırakırken bile… Ve kamuoyu baskısı artık onun aleyhine işlerken… O ne yaptı? Tipik Bozbey rutini işledi: Her zaman sonuç aldığı aynı taktiğe başvurdu: Onlarca mahallede Atatürk/Türk Bayrağı posteri dağıttı!..
Mesela Metroda aksamalar oldu; Kamuoyu tepki verince; Metronun bütün istasyonlarını ve içini ve hatta metro dış cephesini Atatürk resimleriyle donattı…
Çünkü “Dikkat dağıtmak!” deyince sayın Bozbey her zaman “Atatürk” dağıtır!… Tabi bunu “Müthiş sevgi!” diye pazarlar.
Ne zaman kamuoyu dikkati; Bozbeyin hizmet performansındaki düşüklüğe odaklansa; Bozbey bu dikkati dağıtmak için Atatürk formlu ürün dağıtır!…
Her zaman altını çizerim: İmamoğlu için iki büyük üstat vardır: Biri Eskişehir/Yılmaz Büyükerşen ve Nilüfer/Bozbey.
Sonuç: Hırsızlık Şebekesi ve Zavallı Benzerliği
Soruşturulacağını ve içeri gireceğini öğrendiği gün İmamoğlu’nun “Yüzüme bakın! Atatürk’ü göreceksiniz!” sözündeki rant oyununu deşifre edelim!…Ki…deşifre edildi ve içeride; hesap verecek…
… Turgay Erdem‘in tutuklanması ( Domina taşı etkisi yapabilir.. Yaptırmaya da bilirler…) sonrası yerel medyanın “soruşturma Bozbey’e uzanır mı?” gündeminin volümü yükseldikçe; Bozbey’in Atatürk’e verdiği sıfatlar da eş zamanlı büyür/büyütür!
Bu kurnazlık örneği olan “politik senkronize uygulamayı” deşifre edelim…diyoruz.
Ayrıca…genel müzakere konusu olarak: Türkiye’deki rantçılık, hırsızlık tarihinde “Atatürk”ün nasıl araçsallaştırıldığını deşifre eden çalışmalar ayrıca yapmak lazım…
Tabi bu arada… yine rantçılık, hırsızlık şebekelerinin tarihinde bir de başka bir alandaki istismarı da deşifre edelim:
“Allah/İslam”ı nasıl araçsallaştırdığını da es geçmeden; her alanı deşifre edelim!.. Değil mi?
Mesela; FETÖ az mı Fethullah Gülen‘i yüceltiyordu! Az mı Gülen’e sıfatlar verildi!…FETÖ, halkı “Allah adıyla, adına..” az mı sömürdü!
Allah adıyla, İslam araçsallaştırarak; Rantı bulan; iş miras paylaşımına gelince; bir birinin ayağına sıkan Şeyh torunları…örneği bir başka örnek…
Demek ki sadece Atatürk değil…. İslam da rantçılık, hırsızlık için araçsallaştırılıyor bu ülkede!…
Lokman 22 -Fatır 5 ve Hadid 14 ayeleri ne diyor: … Sizi Allah ( adına) ile aldatmasınlar…
Değilse… “Atatürk demek sonsuzluk demek!…” hem içerik hem kurgu olarak zaten bir zavavllılık-cahillik eşiğidir/örneğidir…
Fakat… “Sonsuzluk Allah’a mahsustur!” duyarlılığını elden bırakmayalım da; bir de “Allah sonsuzdur…” anonsu geçip bu sefer de Allah adına ( FETÖ örneği ) gibi de yine aldatılmayalım.
Ne de olsa FETÖ rantın dibiydi ;ancak başında ortasında ve sonunda ne besmeleler, ne naatı şerifler, ne tekbiler ne salavatlar vardı!
“Gülen’ün yüzünde Allah’ın esması tecelli ediyor!” diyen zavallı ile; “Yüzümde Atatürk’ü görürsünüz!” diyen zavallı aslında aynı hırsızlık ve rant şebekesi değil midir ?
Bu arada Bozbey veremediği “sonu gelmeyen hizmetsizlik” durumundan ne zaman çıkacak? ve Bursa‘ya hangi hizmeti vereceğin hesabına odaklansın! Bizce…
“Dikkat dağıtmak için Atatürk dağıtmak!” oyunu artık tutmuyor çünkü!
Hele hele Atatürk’ü araçsallaştırma oyununu bozanlara da “Bunlar Atatürk düşmanı!” karşı atağı artık hiç iş görmüyor! Çünkü sonu Cezaevi oluyor!
Peki… Bozbey çıkar “Sonsuzluk” maksadını aşan bir kelime; özür dilerim’ der mi! Sanmam! Niye… Senkronize bozulur!





















