TRUMP öncülüğünde; Mısır-Katar-Türkiye ( Suudi durumu da dahil) “Kar küreci” etkisinde “ateşkes” imzalandı. Bekliyor muyduk! Tabi ki; Sürpriz değil! Ötesini yani zaten aylar öncesinde mutabakata varılmış yol haritasının sonraki aşamalarını bi daha paylaşalım. ŞAH’a ne kadar yaklaşıldığını gösterelim.
( Satrançta esas olan ŞAH’a yaklaşmak ve “Mat!” demektir ya; bütün taşların dizimi, hamleler ( yemeler-yedirmeler; ataklar geri dönmeler…) ve oyun kuruculuk hep bu Şah’a yaklaşmaktır ya…)
1) İSRAİL ŞAH’A NE KADAR YAKLAŞTI!
Bir sefer İsrail’in 1948’den bu yana ŞAH tarifi hiç değişmedi ve bütün hamleler bu hedefe-amaca-tabloya yaklaşmak içindi. Aldığı taşların sayısı çok ( verdiği taşlar da var; ancak satrançta taş vermeden yol alamazsın) ve Şah’a yaklaşmak bir tarafa; sürekli “Mat!…” hamlesi yapıyor. Yani İsrail açısından konu Şah etrafında dönüyor.
İsrail’in ABD-İNGİLTERE-AB desteğiyle istediği, her zaman olduğu üzere, bir sonuca daha ulaştığı ortada: “HAMAS’ın Gazze’yi Küresel komisyona devretmesini sağlamak” ve mümkünse “HAMAS’ın tasfiyesi” ile; muhatabı teke indirmek: ABBAS!
Kuşkusuz bu iki sonuç alma yani Gazze’nin kontrolü ve Abbas muhataplığı “Mat!” seslenişi/hamleleridir. Ancak Oyun henüz bitmemiştir; Çünkü yine ABD-İNGİLTERE-AB oyunuyla Filistin’in “Mat!” olmaması; bir yan kareye geçişi bilerek sağlanıyor. Yani oyun “Şah! Mat!” gerginliğinde bilerek tutuluyor. Çünkü İsrail’in ŞAH tarifi ” Filistin devleti yerine Arap filistin azınlığı” sonucuna ulaşmaktır. Bu azınlığın bağlı olacağı Arap ülkesi konusunda başından beri plan Ürdün devleti(!)dir.
Bir kuşkusuz daha; Netenyahu hükümetinin ABD-İNGİLTERE-AB kontrolündeki “Zamana yayarak; yorarak… teslim almak!” politikasının iki ayağını bir pabuca sokması ve soykırım ataklığı söz konusu ülkelerin asabını/hesabını bozdu. Fakat oluşan küresel tepki Netenyahu’yu kontrol altına almayı kolaylaştırıyor bu aralar; ancak henüz “İpi gevşek” durumda.
Fakat nihayetinde “Gazze’nin kontrolünü Hamas’tan almak” hamlesi sonuç aldı. Üstelik bu mutabakat aylar öncesinde çalışılmış ve sonuçlandırılmıştı.
“İsrail’in Gazze’den çekilmesi” teknik olarak sorunlu; Çünkü İsrail askerinin değil de Küresel bir askeri örgütün ( BM adına veya Katar-Mısır-Türkiye bile olsa…) varlığı zaten İsrail’in etkisi-yetkisi-kontrolü altında demektir; Garantörü de ABBAS olacak!… Çünkü tanınan Filistin Devleti’nin muhatabı O!…
Peki “Abbas yolcu!…” mu?
Yaşına bakarsan; onca yıldır “Hancı” diye duruyor. Zihniyete bakarsan “Abbas tipolojisi” kalıcı. İsrail’in “Filistin Devletini Tanımıyoruz! ABD de yanımızda!…” gerekçesi sadece zaman kazanmak için! Ara formül de belli: KUDÜS iki ayrı ülkenin başkenti yapmak: Filistin için “Doğu Kudüs”, İsrail için “Batı Kudüs”… Fakat bu Şah’a yaklaşmak için İsrail’in bir planı daha var: “Kudüs de küresel bir yönetime devredilsin!…” planı.
Sonuç olarak; Netenyahu hükümetinin istediği son kez “Şah … mat!” gerçekleşmedi. Ancak İsrail devleti bir sonuç daha aldı: Gazze’nin kontrolü artık Hamas’ta değil!…
2) HAMAS NE KAZANDI?
Hamas kurulduğu günden beri şunun farkındaydı: İsrail’e “Şah! Mat!” demek; yani İsrail devletinin yok olması/Yahudilerin tekrar sürgüne gönderilmesi ihtimal/seçenek dışıydı.
Her ne kadar Hamas kendi örgütüne ve Gazze’deki Filistinlilere; Müslüman dünyanın da yapmaktan hoşlandığı ve hatta bunu inanç haline/ bir tür ibadete dönüştürdüğü…; itirazlara da kapısını kapattığı ” Rivayetler müjdeliyor ki… Yahudiler şu tarihte yok olacaklar!…” telkinini kullanılsa da;
Hamas başından beri şunu hiç elinden bırakmadı: “Bu topraklarda kalacağız!….”. Yani ” Sürgündeki Filistinliler” durumuna itiraz etti; Kahramanca ve her türlü halk travmasını göze alarak!… Ve İsrail’in her türlü soykırım-işgal çabalarına rağmen sonuç aldı! Yine sonuç alıyor!… Yani Hamas ” Toprakları terk etmiyoruz!” kalesini korudu.
Ancak ateşkes ile başlatılan “Ortadoğu’da barış planı” Hamas’ın önüne bir “durum” koyuyor: “Topraklarda kalabilirsiniz; Ancak toprağı “Vatan” yapan mekanizmada olmayacaksınız!…”.
Yani Hamas “Filistin’in Vatan Olması” noktasında devre dışı bırakılmakla karşı karşıya. Çünkü “Filistin devletini Tanımak” demek zaten “Filistinlilerin Vatanı”nı kabul etmektir. Dolayısıyla Filistinlilere “Toprağınız var!…” demektir. Fakat Vatanı-Bayrağı bağımsız, güçlü, etkin kılmak için esas olan “Devleti kim yönetecek?” sorusunun cevabına bakmaktır. İşte Hamas’a dayatılan da budur: “Vatanında yönetimde olmayacaksın!…”. PEki kim yönetecek?
Cevap net: “Haydi Abbas! Vakit Tamam!…”.
Birinci ve ikinci dünya savaşı galiplerinin asker çektiği ve devlet olarak tandığı tüm toprakları göz önüne alın! Hatta destansı mücadelemizle bizi de hatırlayın!
Türkiye Cumhuriyetini de dünya tanıdı! Yüzyıldır bu topraklardaki oluşturulmuş fay hatlarını ( Sünni-Alevi… Türk-Kürt… Laikçi-Şeriatçı v.s…) hatırlayın; Darbeleri ve bitmeyen terör hareketlerini… Sonuçta; bayrağın var; tanınmış devletin var; Vatanın da var! Fakat hiç durulmayan iç savaşların, karşıtlanmış sosyal tabakaların; iflah olmaz bölünmüş sosyolojin de var!… Hatta halkın seçtiklerine bile “Sen yönetemezsin!” diyen vesayet kurumların bile var!… Var oğlu var!..
İşte “Filistin Devletini Tanıyoruz!” demek; Filistin içinde de fay hatlarının örgütlendiği ve Filistin halkının da kendi arasında yüz yıl sürecek kamplaşmanın da devam edeceğini gösteriyor.
Zaten Hamas’ın kuruluş manifetosundaki ilk cümlesi ne idi: “İsrail ebedi düşmanımızdır; Batı Şeria’daki Yönetim ( FKÖ/EL-Fetih) gayr-i meşrudur bizim için!…
Ürdün’deki Filistinliler; İsrail vatandaşı Filistinliler; Batı Şeria’daki Filistinliler; Gazze’deki Filistinliler ve tabi ki dünyaya dağılmış Filistinliler arasındaki sorunlar-farklar-çatışmalar da yüz yıl daha sürecek! Çünkü “Abbas yolcu” değil!…
Dolayısıyla Hamas, Mısır-Katar-Türkiye’ye şu vebali yüklüyor: ” Daha çok insan ölmesin! Ateşkese de tamam! Fakat Emin misiniz!… Gazze’nin küresel yönetimin kontrolüne geçmesi planında siz garantör müsünüz! Kalıcı mısınız; Yoksa siz de “Yolcu Abbas!” mısınız?.
Mısır-Katar-Türkiye başta olmak üzere Ortadoğu’daki ülkeler Hamas’a garanti veriyor; “Biz Abbas değiliz!..”. diye.
Oysa; 2023 seçimlerinde Millet İttifakı bileşenleri olan tüm partilerin iddiası neydi Erdoğan için: “Abbas yolcu!…”.
3) CB Erdoğan “ABBAS” mı?
Millet İttifakı 2023 seçimlerinde “Erdoğan “Abbas” oldu ve yolcu!…” demişti. Hala da söyleyip duruyorlar. Fakat CB Erdoğan duruyor! Neden? Erdoğan’ın AK Partisi Türkiye’nin Hamas’ı mı?
CB Erdoğan’ın “Hamas Kuvva-i Milliyedir!…” derken; “Hamas demek biz demek!” derken; Netenyahu’nun tablet talebine atıfla “O topraklara yüzlerce yıl hizmet ettik; bizim topraklar! Ne tableti!” derken; Türkiye’deki HAMAS olduğunu mu ilan ediyor! Yani CB Erdoğan “İsrail karşıtlığı bağlamında-anlamında biz de HAMAS gibiyiz!” mi diyor!
Mesela: İsrail’e göre; Mesela CHP’ye göre: AK Parti “Türkiye’deki HAMAS”tır.
Halk TV, Tele-1, Sözcü başta olmak üzere tüm FETÖ ve de sol medya “23 yıldır iktidarda İslamcılık var! Rejim tehlikede! Erdoğan da HAMAS gibi İhvan-ı Müslimin hareketinin Türkiye versiyonudur!” demiyor mu? Hala demiyor mu!… AK Partinin kapatılma davaları ve Darbeler aynı iddia ile yapılmadı mı?
O zaman şunu görmek lazım: Trump’ın “Ortadoğu’da Barış”tan kastı “Muhatabımız Hamas değil ABBAS’tır!…” projeksiyonudur. Veya daha keskin cümle kuralım: Trump her ülkede ABBAS istiyor!
Bu arada… Millet İttifakının CB Erdoğan için “Abbas yolcu!” demesi bir çelişkidir. Çünkü Erdoğan Abbas olsa; gitmez!… Abbas değilse; o zaman “gönderilir” prosesi işler!…
Bu arada; Saadet partisi ( kısmen Yeniden refah…) ve kendilerine ” İktidara parmak sallayan mücahidler” tarifi yapan grupların bu aralar bir hamlesi/saldırısı var Erdoğan’a “Sen ABBAS oldun!…” diye. Tabi bu propagandaya karşı; bunu iftira sayan AK Parti her fırsatta “HAMAS demek biz demek!…” diye açıklama yapıyor.
İşte tam da ABD-İNGİLTERE-AB ve vekaletçileri İSRAİL’in istediği tezgaha Müslümanlar düşmüş oluyor!
Çünkü Erdoğan ne ABBAS’tır ne de HAMAS!…
CB Erdoğan Milli iradenin/Cumhurun seçtiği “Türk Devlet Lideri”dir. CB Erdoğan’ın HAMAS ile de ABBAS ile de ilişkileri Türk Devletinin politikasının gereği olan ilişki sorumluluğudur. Müslüman birey olarak Filistin duyarlılığı zaten malumdur. Ancak söylemleri Türk Devletinin aklının izni iledir!…
Ne diyordu SUMUD filosunun organizasyon yetkilisi bazı arkadaşlar ısrarla: ” HAMAS ateşkesi imzalasa bile! Bizi ilgilendirmiyor! Bizim muhatabımız Gazze halkı! Biz ateşkes de olsa organizasyonlarımıza devam edeceğiz!…”.
Aktivist olmayı “Devlet aklı üstü makam” sanan arkadaşların niyetleri ve çabası iyilik üzere olsa da; hem devlete hem aktivistliğe yabancı oldukları da anlaşılıyor.
Diyoruz ve tarih de diyor ya: İsrail’in istediği sonucu almak için Müslüman dünya yeterince malzeme veriyor küreselcilere!
Oysa; Filistin meselesinin çözüm yolunda sadece iki seçenek yok; ABBAS mı HAMAS mı diye! Bu ikilemi tezgahlayanlar zaten Siyonistler!…
Fakat bu aralar, sosyal medya şehveti-uyuşturucusu çekenler; kafa kıyak olunca; ” Devletlerin yapamadığını biz yapacağız!” ile başlayan ve ardından ” Devletimizin acziyetini biz yere düşmeden kurtaracağız!” diye vites yükselten ve zirveye varınca kafa kıyaklığı ” Türk Devletine talimatım ve uyarımdır!…” diye sonlanan ” AKTİVİST TROL” niravanasına da ulaşılıyor.
Gazze’deki soykırıma dikkat çekmek isteyen her türlü çaba-gayret başlı başına İyilik-Salih amel iken… Üstüne düşeni yapmakla yetinmeyip; hüsn-ü zan ile kabulü yeterli görmeyip; kendisini “halklara ve devletlere vaaz” makamında görenler; zaten HAMAS hiç değiller; ABBAS bile de sayılmazlar! Bu duruma düşenler asgari hadsizler! Veya şovmenler… Yani Onlar başka yolun yolcusu!…
Akıllı olalım; Uyanık olalım; Kendi stratejimizin, planımızın kontrolünü kaybetmeyelim. “Ateşkes” dediğin satrançta “Oyun bitti!” değildir; sadece bir “Hamle”den ibarettir.
Sadece bu hamle gün batımında; akşam ezanı vaktinde yapılmıştır!…
O nedenle çağrışım yapmıştır: “Haydi Abbas vakit tamam! Akşam diyordun işte oldu akşam!…”. dizesinden yola çıkılmıştır.






















