Trump’ın temkinli Gazze politikası, geçmişte Netanyahu’nun izlediği kanlı stratejilerin yeniden gündeme gelmesiyle açıklanıyor. Beyaz Saray, artık İsrail’e mesafeli.
📍 WASHINGTON – 07.10.2025 – 22:45
GAZZE GÖLGESİNDE BEYAZ SARAY HESAPLARI
“Tarihi bilmeyen, bugünü anlayamaz; bugünü anlamayan ise yarını inşa edemez.”
Bu söz, bugün Ortadoğu’da yaşanan her gelişmeyi anlamak için bir uyarı niteliğinde. Gazze’deki katliamın arkasında sadece askeri değil, yüzyılı aşan bir ideolojik proje yatıyor. Ve bu projenin bugünkü en keskin temsilcisi, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu.
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in bu saldırgan çizgisini en iyi bilen liderlerden biri. Çünkü geçmişte bu sistemin tam ortasında yer aldı, şimdi ise hedefinde.
“ÖNCE AMERİKA” DEDİ, DÜŞMAN İLAN EDİLDİ
Trump, 2016’da göreve geldiğinde Yahudi lobisinin bütün taleplerini yerine getirdi.
Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etti (2017),
İran nükleer anlaşmasını iptal etti (2018),
Filistin temsilciliğini kapattı (2018),
Golan Tepeleri’ni İsrail toprağı saydı (2019)
ve Kasım Süleymani suikastına onay verdi (2020).
Tüm bu hamleler İsrail lehineydi. Ancak Trump, “Önce Amerika” diyerek küresel dengelerde ABD’nin çıkarını İsrail’in önüne koyduğunda hedef haline geldi. 2020 seçimlerinde yaşanan yargı müdahalesi, 2024’teki suikast girişimi ve son dönemdeki medya kampanyaları bu temkinin nedenini açıkça gösteriyor.
Trump artık biliyor ki, İsrail’e kayıtsız destek vermeyen hiçbir Amerikan lideri güvende değil.
CENTCOM HAMLESİ VE İBRAHİM ANLAŞMALARI
Trump’ın Ortadoğu politikasında dönüm noktası, İsrail’in bölgesel güç haritasına dahil edilmesiydi.
3 Ocak 2021’de İsrail, Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na (CENTCOM) bağlandı.
Bu, Tel Aviv’in Ortadoğu’da operasyonel meşruiyet kazanması anlamına geliyordu.
Aynı dönemde İbrahim Anlaşmaları imzalandı; Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, İsrail’i resmen tanıdı.
Bu sürecin mimarı Trump’tı, ancak kazanan Netanyahu oldu.
Bugün geldiğimiz noktada, Trump bu denklemin nasıl tersine döndüğünü görüyor:
İsrail, ABD’yi bile kontrol etmeye çalışıyor.
SUİKAST GÖLGESİNDE BİR STRATEJİ
Trump’a yönelik son suikast girişimi, birçok analiste göre “sinyal niteliğinde bir mesajdı.”
İsrail lobisinin çıkarlarına ters düşen her adım, Washington’da gizli bir tehdit mekanizmasını harekete geçiriyor.
Trump’a yakın isimlerden Charlie Kirk’ün şüpheli ölümü de bu zincirin bir halkası olarak yorumlanıyor.
Analiz Vakti’nin diplomatik kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Trump ekibi İsrail’i doğrudan suçlamaktan kaçınıyor, ancak Netanyahu hükümetinin kendi çıkarları için ABD iç siyasetini manipüle ettiğine inanıyor.
RABİN CİNAYETİNDEN BUGÜNE: “NETANYAHU DOKTRİNİ”
İsrail siyasetinde suikastlar ve komploların tarihi uzun.
İzak Rabin, 1995’te “iki devletli çözüm” çağrısı yaptığı için öldürülmüştü.
O dönemin Likud lideri Netanyahu, Rabin’i “Yahudi topraklarını terk etmekle” suçlamış, toplumsal nefret dalgasını körüklemişti.
Rabin suikastı, İsrail’in barış umudunu yok eden dönüm noktası oldu.
Bugün aynı zihniyet, Trump gibi küresel güçleri dengelemek isteyen liderleri de tehdit ediyor.
Netanyahu ve çevresindeki aşırı Siyonist klik, kendisine karşı çıkan her aktörü “ya itibarsızlaştırıyor ya da ortadan kaldırıyor.”
ANALİZ VAKTİ KURUMSAL DEĞERLENDİRME
Analiz Vakti’nin stratejik değerlendirmesine göre, Trump’ın temkinli tutumu sadece kişisel güvenlik endişesinden ibaret değil.
Bu, ABD’nin Ortadoğu politikasında yeni bir kırılmanın işareti.
Trump, İsrail’in bölgesel maceralarının artık ABD çıkarlarına zarar verdiğini fark eden ilk Cumhuriyetçi lider olarak tarihe geçebilir.
Ancak karşısında sadece Netanyahu değil, aynı zamanda küresel Siyonist sermaye ağları da var.
Bu nedenle Trump, açık cephe almaktan kaçınıyor; fakat “Gazze Planı” gibi diplomatik manevralarla İsrail’i sınırlandırmaya çalışıyor.
Washington’da artık konuşulan soru şu:
“Trump mı Netanyahu’yu durduracak, yoksa Netanyahu mu Trump’ı susturacak?”
SONUÇ
Ortadoğu’daki denklemler yeniden şekilleniyor.
Netanyahu’nun suikastlarla kurduğu güç düzeni, artık ABD’nin iç dengelerini bile tehdit ediyor.
Trump, bu yüzden temkinli.
Çünkü “Rabin’de başardılar, Trump’ta yarım kaldı.”
Ve Netanyahu’nun gölgesi hâlâ Washington koridorlarında dolaşıyor.
✍️ YAZAR
Analiz Vakti Haber Ekibi






















