-Doğal alan resmi alana karşı-
Sabah uyanıp gece uyuyuncaya kadar süren günlük hayata “Doğal alan” demeyi tercih ediyoruz. Devletin kurumlarıyla beraber olduğu alana ise “Resmi alan” diyoruz; Hani şu Partilerin varlık sebepleri olan alan…
Türkiye’de “Doğal alan” özgür değil; Resmi alanda rehin; rehin alan ise partiler… Halk, Doğal alanda; “Oksijen” gibi sayıyor/anıyor politikayı.
Politikanın elinden insanı kurtaran/özgürleştiren iki şey var(dı): Fikir/Düşün ve Sanat. Geçen yüzyılda Fikir/Düşün dünyasının oksijen çadırı Kitaplardı; Sanatın da fimlerdi. Artık kitap da film de “Hayatta” değil!…
Dijital dünya/İnternet tüm dünyayı/halkları bir lunaparkta buluşturdu. Cep telefonu bu eğlence dünyasının dijital jetonu artık. Dinler bile bu lunaparkta stand kurarak var olabiliyor…
(Çoğu) Aileler bile yatak odaları dahil evlerini teşhir ederek yan gelir elde etme peşinde… (Çoğu) Kadınların sahip oldukları iban numarası beden numarası oldu. Feminizm devriminin finali beden teşhirciliğini yüceltmeke sonlandı.
Türkiye “tatminsiz” bir ülke olmaktan bir türlü kurtulamadı. Bastırılmış her duygu ve düşüncesini artık görünür kılıyor/dijitalde kusuyor… Doğal alan uzun zamandır çölleşti. Doğal alanın aktivistleri olan fikir ve sanat insanları bile iktidar övgüsü veya sövgüsü kadar yaşıyor… İnsanlar ömürlerini iktidar veya muhalefetin son kullanma tarihini etiketleyerek kendini raflıyor!
Türkiye’yi il il araştırırken çok net bir fotoğraf gördüm: Doğal alanın mayası bozulmuş; Şirazesi kaymış… Bunun izini iki yerde çok net takip ettim: Aile ve Okullar. İkisi de travmatik/sorunsal çukura dönüşmüş… Bu tablonun ihalesi ısrarla iktidara kesilmek istense de; gerçekte sorunun kaynağı çok net: Önce aileler; ardından fikir ve sanat dünyasındaki aktörler.
Çünkü doğal alanı resmi alana teslim etmemekten sorumlu aktörler önce Aileler ve ardından fikir ve de sanat insanlarıdır. Türkiye’de doğal alanı resmi alana rehin veren bizzat aileler; fikir ve sanat camiasıdır. Çünkü açlar!…
Türkiye’de doğal alanda Atatürkçülerin, Solcuların, İslamcıların, Ateistlerin, Liberallerin, Laikçilerin sözleri tükenmiştir. Resmi alan hepsini kendi imkanlarıyla satın almıştır.
Geriye tek imkan kaldı: Yeni sosyoloji.
Yeni sosyoloji: doğal alanda birikmiş ve patlamaya hazır enerjidir. “Bu100denTürkiye” müzakereleri bu enerjinin hareketlerini takip eden sensörleri dizayn etmekten ibarettir. Önemlidir… Çünkü bir doğal alan hareketidir. Doğal alandaki etkin ve sivil bireyleri müzakereye davet etmektedir… Fikrin gücünü ve sanatın iktidarını resmi alana teslim etmeme şiarıdır/kararlılığıdır…
Hep söylerim: İnsan fıtratını doğal alanda kaybeder; bulacağı yerde/arayacağı yerde doğal alandır. Resmi alan çalınmış olanların açık artırmayla satıldığı bir alandır. Zaten resmi alanın meşruiyeti de marifeti de doğal alanın doğasını koruduğu kadardır.
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!…” demek doğal alanı yaşat ki; resmi alan yaşasın demektir!…
Oysa bu söz bile çarpıtılarak “İnsana sadaka ver ki; sana sadaka’t versin!…”e dönüştürüldü.
İnsan ekmeğini resmi alanda arayabilir. Ancak oksijeni doğal alandadır. İnsanın doğal alanda aldığı nefese düşünmek verdiği nefese insanlık diyoruz. Ne kadar çok resmi alanda isen insanlığın o kadar astım hastası gibi kalır.
“Bu100denTürkiye” bir yeni sosyoloji müzakere sürecidir. Ne örgütlü sivil alan hareketidir ne de resmi alan taşeronu.Bekleriz…





















