1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. Geleceği Olmayan Liderlik Tarzı.| Servet hocaoğulları?

Geleceği Olmayan Liderlik Tarzı.| Servet hocaoğulları?

"Stratejisiz Derinlik" veya "Stratejili Derinliksiz"Bir "Gelecek"i olmayan Liderlik Tezi-"Bu100denTürkiye" müzakeleri kapsamında yazılar-videolar paylaşıyoruz

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Stratejisiz Derinlik” veya “Stratejili Derinliksiz”

  • Bir “Gelecek”i olmayan Liderlik Tezi-

“Bu100denTürkiye” müzakeleri kapsamında yazılar-videolar paylaşıyoruz. Kendi yol haritamız üzere sosyal medyada da tanık ettiriyoruz. Bütün yazılarımızı ve videolarımızı bir “bütünleşik serilik” içinde yayınlıyoruz. O nedenle hem metodumuz müzakere üzeredir hem analizlerimiz. Bu alanlarda araştırmacı-çalışanları önceliyor ve onların da müzakere notlarını önemsiyoruz. Onun dışında “ezberden tarafgirlik” veya “anlamak zahmetsizliği” psikolojisinden ve ikliminden uzağız. Müsade etmeye de niyetli/izin verici değiliz…

Bu yazımızda da Davutoğlu hocanın siyasi portre ve arayışına değil; ne Türkiye’nin ne de Suriye’nin geleceğine dair ortaya bir strateji/projeksiyon koymadığını/koyamadığını hatırlatarak; bir konuda müzakere başlığı açıyoruz. Cihad-İslamDevleti-Hilafet. Yarın bu konuda Ahmed El-Şara çerçeveli analizimizi de paylaşacağız. Gelelim Hoca’nın “Stratejisiz” arayışına….

Sayın Davutoğlu’nun iki “Poli-TİK”i var; “Ben demiştim” ve “Strateji bende!”… Bu iki “Poli-TİK”in iki kadrajı var; Birincisi; Psikolojisi ( Yani ego-centry/Kendini yüceltme kadrajı; ikinci kadraj ise “Uluslararası aktör sayılma” hevesi. Biz ikinci pencereden notlar düşeceğiz.

Davutoğlu hoca katıldığı programda “Devrim sonrası sitem kurma” dersleri veriyor. Tabi “Beni dinleseler di!…” huyu imla kuralları gibi işliyor cümlelerinde. Oysa Suriye’de dört dosya var üzerinde çalışılan: Devlet-Millet-Rejim-Sistem

Bugün Suriye’nin geleceğine ilişkin pozisyon almakla kalmamış fiilen bu dört alanda çalışma yapan ve perde arkasında detay çalışanlar var. Bu çalışmalarda esas müzakere-tartışma konusu da: Osmanlı sonrası son yüzyıldaki Cihad-İslamDevleti-Hilafet tecrübesi üzerinden ve Modernleşme-Laiklik-Fedaratif-Kapital/Liberal-Ulusaalcılık tecrübesi ışığında bir modelleme tartışması. Yani Suriye (bize göre) yüzyıl önceki Osmanlı-Türkiye geçiş dönemindeki MODEL tartışmalarını yeni yaşayacak!

Örneğin Devlet Bahçeli’nin ” Suriye’de Arapça resmi dil olmalı!” çağrısı “Ulus devlet” modelinde Türkiye’nin ısrar edeceğini ilan etmektir. Devrim/Devirme sonrası “Suriye Arap Cumhuriyeti” isminin verilmesi ise “Arap(ların) Ulus Devleti”ni içermekle beraber Nusayri-Kürt unsurların “Asli unsur” ile “Azınlık” gerilimine itilmesine kapı açmaktadır. Daha doğrusu ABD-İsrail bu kapıyı tekmelemek istemektedir. Tabi düzenli ordu ve ekonomik iyileşme gibi “Acil’de yapılacak en acil operasyonlar”a odaklanmışken Suriye-Türkiye-Arap ülkeleri; söz konusu MODEL üzere çalışmalar da eş zamanlı yürütülmektedir. Ancak!….

Bizim tarihten bir tecrübemiz var: Cihad-İslamDevleti-Hilafet konusunda Ortadoğu’da hareketlenmiş Hizbuttahrir-İhvan-ı Müslimin ve yakın zamanda Ahmed el-Şara’nın da içinde olduğu Şam-Bağdat Cihad-İslamDevleti-Hilafet sürecinde yaşananlar ile;

El-Şara’nın devrim sonrası verdiği bütün demeçlerde “Ulus olma; üniteryapı-Demokratik hukuk” gibi demeçler şuna işaret ediyor: El-Şara birden fazla ülkenin müdahil olduğu bir komisyonun önüne koyduğu yol haritası adına vekaletname yürütüyor. Kuşkusuz bu komisyonda Türkiye moderatör.

Davutoğlu hoca iki konuda tecrübeli; hayatı boyunca Cihad-İslamDevleti-Hilafet konusunda tezleri vardı; bir de “Batıyı iyi bilirim!” diyerek modernleşme, sekülerizm, ulusalcılık, Laiklik konusunda teorik dersler vermeyi AK Parti içinde çok yapmıştı.

Nitekim; Davutoğlu Hoca, Dışişleri bakanı iken; Mısır’a gidip İhvan-ı Müslimin hareketine ( Mursi iktidardaydı) Laiklik ve Ulusalcılık dersi/öğüdü veriyordu. Davutoğlunun Mısıra gittiğinde İhvan-ı Müslimine verdiği tavsiyeler ile Ahmed El-Şara’nın devrim sonrası verdiği demeçlerdeki kodlar birebir aynı!

Dolayısıyla; Esed katilinden kurtulmak önemli. El-Şara da bir Suriye vatanperveri. Fakat meseleler “Kahrolsun veya Yaşasın” replikleriyle çözülmüyor. Süreçleri “Müzakere zekası” ile takip etmek yerine; Tarafgirlik tatmini içinde görmek istediğini dillendirmekle işler yürümüyor maalesef.

Kritik soru şu: Türkiye kendi Devlet-Millet-Rejim-Sistem tecrübesini Suriye’ye nasıl aktarıyor; kimlerle aktarıyor ve nasıl bir içeriği var? Biz bu arka planı takip ediyor ve biliyoruz ki: Davutoğlu Hoca bu işin içinde değil! Muhatap alınmıyor!

Davutoğlu hoca sağa-sola gönderdiği mektuplarla bu sürecin parçası olmak istiyor. Tamam da… 18-28 Mayıs 2023 seçimlerinde Erdoğan’ı devirmek için altılı masada değil Suriye’yi Türkiye’yi Erdoğan’dan kurtarmak stratejisindeydi… Dolayısıyla gelinen noktada CB Erdoğan neden Hoca’yı muhatap alsın. Ahmed El-Şara isi hiç muhatap almaz/almıyor da. Nitekim Hoca’nın “Şartlar oluşursa gideceğim Suriye’ye!” diyor. Kastı ne: Uluslararası akredite olmuş bir siyasi aktör olarak muhatap alma şartları oluşsun… demeye getiriyor. Böyle bir gelecek yok!

( Doğrusu parti içi meseledir; ancak Hoca’nın dışında parti kimin geleceğine hizmet ediyor; O da ayrı bir müzakere konusu…)

Sadede gelirsek; Müzakere kadrajı olarak;

İngiltere-ABD-AB son yüzyılda hangi ülkedeki Cihad-İslamDevleti-Hilafet hareketlerine operasyon çekmişse; aynısını şimdi Suriye’de yapıyor. Türkiye ise “Kontrol bende!…” diyerek moderatörlük yapıyor. Daha önce de Mursi konusunda aynı pozisyonu almıştı Türkiye. Sonraki süreçleri biliyoruz…

İşlerin nasıl yürüdüğünü en biyi bilenlerden biri Türkiye’dir. Ve kuşkusuz kontrolü elden bırakmayacaktır. Ancak işler tek taraflı yürümeyecektir/Yürümemektedir.. Zaten Şam’a giriş de Türkiye’nin kontrol ve moderatörlüğünde idi; bu kesin; ancak sürecin diğer eşlik eden tarafları da belliydi: Rusya-ABD…

İsrail ve İran aynı enerjide olamadılar bu süreçte; O nedenle yeni sürecin arka plandaki esas “Oyun bozucu” yol haritasını devreye alma gayretindeler. Fakat Rusya-ABD ve Türkiye mutabakatı tam. Suriye’ye gelecek modeli de belli!…

Modelin de Hoca’ya değil Liderliğe ihtiyacı var. CB Erdoğan bu liderliği yapıyor zaten.

Geleceği Olmayan Liderlik Tarzı.| Servet hocaoğulları?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.