1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. İkinci aday “Yavaş”ça hazırlanıyor. | Servet hocaoğulları?

İkinci aday “Yavaş”ça hazırlanıyor. | Servet hocaoğulları?

-Bir Tavşan ve Kaplumbağa Hikayesi-Türkiye'de iki seçmen tipi var ki; oyun dışında kaldı

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala


-Bir Tavşan ve Kaplumbağa Hikayesi-

Türkiye’de iki seçmen tipi var ki; oyun dışında kaldı. Üstelik bu seçmen tipolojisi zihnindeki kurguyu “değişmeyen gerçeklik” sanıyor. Bu iki seçmen tipine “Fanatik”, “Bağımlı”, “Yandaş”, “Paydaş” etiketleri vuramayız. Çünkü bu tipler bile oyunun parçasılar. Büyük bir kavganın/politik kan davasının taraftarılar. Bazıları bunlara “Kemikleşmiş oycu” diyor. Fakat bizim “oyun dışı kalan seçmen” dediğimiz iki tipoloji bunlar değil. Çünkü mevcut “Tarafgir” seçmen tipinde kabuller, alışkanlıklar ve cepheci katkı var. Zaten Türkiye’nin “Bölünmüş sosyolojisi” de bu tipolojileri “Tiribüne” oturtmuş durumda. Tribünden bakan seçmen; zaten kelimelerde-olaylarda sadece takımının rengini arar; bulunca zaten ezberden temposunu tutar!… Doğal ve gerekli de!..Bunlar bizim konumuz değil. Bir de sosyal medya ortamını kendilerine “tatmin lunaparkı” yapmış tipler var onlar zaten oyun mahalinde hiç değil.

Odağımıza dönersek; Oyun dışında kalan iki seçmen tipi ise şunlardı: Profesyoneller ve .Hareketçiler. Bunları hatırlayalım; Çünkü eski Türkiye’de oyun içindeydiler/etkindiler.

Profesyoneller “hükümet belirleme taşeronları” idiler. Özellikle Medya-Yargı-İş hayatı alanında örgütlü idiler. Biz bu Profesyonellerin kamusal operasyonlar sicilinde üç dönemi ön plana çıkarabiliriz. Özal döneminde; 28 Şubat sürecinde ( Yani Erbakan dönemi) ve Tabi Erdoğan’ın ilk Cumhurbaşkanı adayı olma süreci ( 17-25 Aralık dönemi.). Profesyonellerin kimler olduğuna ilişkin deşifreyi içeren müzakereyi; katıldığım TRT Haber’deki müzakere video linkini buraya not düşeyim:

Hareketçiler ise; Yani “Siyasal misyoncu”lar; Yani ” Hükümet ideologları” idiler. 1923’den bu yana “Bölünmüş sosyoloji” üzere her siyasal hareketin ideolojisini kurgulayan ve anlatan ekiptiler. Kastettiğimiz “Dava yazarları” değil; Onlar halkla ilişkiler kısmında aktifleşen gönüllü müelliflerdi. Hükümet ideologları Yasama-Yürtüme-Yargı denklemi çalışan ekipti. Hatta bu hareketçilerin siyasal hareketlerin içine sokulan Truva Atı olduğu iddiası da ayrı bir parkurda akan politik deşifre polemiğiydi.

Özellikle CHP-MHP-MSP gelenekleri içinde bu “Hareketçiler” özgül ağırlığı olan dokulardı.

AK Partinin Profesyonellerle mücadelesi kadar; içindeki “Hareketçiler” de tartışma konusu hep oldu geçmişte. Hatta Davutoğlu’nun “Stratejik Derinlik” kitabı üzerinden içerideki Hareketçilerin deşifresi de; Külliye’deki “Mehmet Uçum” ismine karşı parti içinden yürütülen “İçimizdeki karanlık Hareketçi!” suçlamaları da; aynı arka plana işaret ediyordu.

Şimdi ise sahada bir hareketlilik var. Hem Profesyoneller hem de Hareketçiler diyeceğimiz çevreler “Oyun kurucu” havası vererek olup bitenlere müdahil olmaya çalışıyorlar; “Eski Türkiye’de yaptıkları gibi… Ana akım medya-Sosyal Medya ve Bürokraside hala aktifler.

Ancak Türkiye’de bunların seçmen tipolojisi olarak “belirleyici seçmen üretme” kapasitesinde oldukları dönemin geride kaldığını düşünenlerdenim. Yani kendilerine seçmen devşirebilme veya propaganda-enformasyon yöntemleriyle alan belirleme yetilerini kaybettiklerini düşünüyorum.

Zaten bu iki tipolojinin en fazla gaza/tuzağa getirdikleri/oynadıkları seçmen alanı; olup bitenleri anlamayan; sadece “Konu nedir abi?” şaşkınlığında hatırladığı bir kelimeyi görünce; “Kavga başladı değil mi!” diye alana atlayan tiplere oynuyorlar; Sanırım bu da sadece “nostalji” turlar…. Bunlar da eski Türkiye sosyal dokusundan kalanlar. Ne sahadalar ne de oyunu izleyecek tribündeler. Partilerin de bu seçme tipini terk edeli çok oldu.

Fakat Mansur Yavaş şöyle bir hesap içinde; ( İmamoğlu’nun Ankara salon mitingine katılmayacağını; kendi yol haritası olduğunu söylüyor ya…); İmamoğlu’nun profesyonellerin kucağında olduğunu düşünüyor. Süren soruşturmaların finalinin İmamoğlu’nun aday olmayacağı/yaptırılmayacağı yönünde. O nedenle süreci alttan almıyor; “Yavaş” alıyor. Yani Profesyonelleri “Uyuyan Tavşan”a benzetiyor; kendisini çizgiye yönelen Kaplumbağa’ya.

Oysa Yavaş’ın hikayede eksik bildiği anlaşılan bir gerçeklik var. Kaplumbağa Tavşan uyuduğu için kazanmadı; Tavşanı uyandırmadan yürüdüğü için kazandı. Yavaş ise Tavşanı uyandıracak kadar ses çıkarıyor… Kaldı ki;

Gerçekte hikaye: Tavşan-Kaplumbağa değil de; Tavşan-Tazı olabilir!… Yani bir irade “Tavşan kaç; Tazı tut!” oyununu kuruyor olabilir.

Bu da şu demek; Profesyonellerin ve Hareketçilerin aktif/aktör olamadığı bir siyasal sosyoloji sürecine düştü seçmen kitlesi. “Kontrolde değil!…” desek bir yüzünü çizmiş oluruz. Seçmenin bu tarz bir iklime düştüğü dönemlerde verdiği gelenekli refleks var: Politik kriz.

Türk Devlet Aklı kendini politik krizlerde günceller ve geliştirir. O nedenle süreçlere müdahildir. Eski Profesyonelleri ve Hareketçileri kullanır. Mansur Yavaş perde arkasında örgütlenirken; Profesyonellere ve Hareketçilere karşı çok temkinli örgütleniyor. Hatta; Bir suflöre bakıyor gözleri: Türk Devlet Aklının gözlerine. Tartışmaya açık olsa da; bir iddia idi: Bu göze bakmak; Altılı masada Akşener’in rolüydü.

Fakat bütün gelişmelere ve algı lunaparkında döndürülen politik dönme dolaplara rağmen;

Bu gözler henüz Erdoğan’ı gözden çıkarmış değil. Çünkü dünyadaki gelişmeler ve yakında Suriye’de yaşanacak süreçler; çok açık bir planı işletiyor: Erken Seçim Yok!… Hatta “Ekrem! seçim yok!”.

İkinci aday “Yavaş”ça hazırlanıyor. | Servet hocaoğulları?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.