Hamas’ın üç kadın rehineyi Kızılhaç’a teslim etmesine karşılık İsrail de 90 tutukluyu serbest bıraktı. Böylece ateşkesin ilk adımı gerçekleşmiş oldu.
Tabi İsrail her zaman olduğu gibi yine gaddarlığını gösterdi ve Hamas serbest bırakılacakların ismini açıklayana dek Gazze’yi bombalamaya ve insan öldürmeye devam etti. Rehinelerin isimleri açıklandıktan sonra da kendi serbest bırakacaklarını 9 saat geciktirdi.
Bu, İsrail’in hazımsızlığının göstergesi. Ateşkesi içine sindirememiş belli ki. Daha doğrusu hâlâ kana doymamış. Ama bu işte Amerika’nın parmağı olması onu durduruyor. İsrail bir kukla devlet. Amerika ‘yürü’ derse yürüyor ‘al sana silah, cephane öldür’ derse öldürüyor ‘dur, bu kadar yeter’ derse duruyor. Arkasında Amerika olmasa İsrail bir hiç aslında. Onların işlediği bütün cinayetlere Biden da ortak. O kaybedince Netanyahu da kaybetti. Yakında ‘başbakanını değiştir’ denilirse O da gidici.
Peki neden 3 İsrail askerine 30 kat Filistinli?
Düşünün, İsrail hapishanelerinde o kadar çok Filistinli var ki ancak böylesi bir takas gerçekleşiyor. Anlaşılan İsrail tuttuğunu hapishanelere doldurmuş. O hapishaneler birer toplama kampı. Aynı zamanda birer işkence merkezi.
Üstelik serbest kalanların 21’i çocuk. Geri kalanlar da kadın. Demek ki o hapishanelerde nasıl bir tutuklu grubu var.
Her şeye rağmen bu süreç sonuna kadar yürütülmeli ve kalıcı bir barışa dönüştürülebilmeli. Bu mümkün, yeter ki Filistin’e ihtiyacı olan destek sağlansın.






















