07/12/2025 | Servet Hocaoğulları
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Tarihi konuşma” olarak beklenen konuşmasında, “Bayram günü gibi; Türkiye’nin her caddesi, sokağı Bayrakla donatılsın!” demesi dikkat çekti. Bu çağrının arkasındaki nedenler ve potansiyel etkileri merak konusu oldu.
Bayrak Çağrısının Arkasındaki Anlam
Erdoğan’ın bu çağrısıyla, DEM’in parti binaları dahil, PKK yanlısı ya da yanlılığı yapan her evin balkonuna Türk Bayrağı asılmasının telkin edilip edilmediği tartışılıyor. Yani, “Madem ki silahlar bırakıldı! O zaman DEM, Türkiye’deki bütün il ve ilçe binalarına Türk Bayrağını asmak durumunda!” mesajı mı verilmek istendi? Kardeşliğin en büyük ve etkin sembolü zaten Bayrak değil mi? Bu durum, “Bayrak asmak” konusunda bir mutabakat olduğunu mu gösteriyor? Eğer böyle bir mutabakat yoksa, halka “Bayrak as bugün!” çağrısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çağrıya başta DEM partisinin de katılması gerektiğini biliyordur.
Gözler DEM Genel Merkezinde
Şimdi gözler DEM genel merkezi ve tüm il, ilçe binalarında. Türk bayrağını asacaklar mı? Kritik soru şudur: “Bayrak asma” çağrısı ya da konusu bir “strateji” olsa gerek. Öyleyse, silah bırakanlarla diyaloğun “Türk Bayrağı’nda” buluşulması ilk aşama olsa gerek, eğer strateji gereği söylenmişse.
“Ters Rüzgar” Riski ve Politik Kırılganlık
Bu strateji, bir de “ters rüzgar” riski barındırıyor. PKK ile yürütülen bu sürece tepki veren İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Partisi gibi muhalif partiler başta olmak üzere farklı adresler “Biz bayrağı asmayacağız!” der mi? Der! O nedenle “Bayrakla donatın!” çağrısının iyi hesaplanması gereken bir stratejiydi. Gözlemim odur ki, bu bayrak çağrısı “politik risk” kırılganlığında etki yapacak. Yani “erken çağrı” etkisinde kalabilir. Çünkü PKK’nın silah bırakması toplumda “olgunlaşmış algı” eşiğinde henüz değildir; “olumlu başlangıç!” startı durumundadır.
Çağrının Etkinliği ve Medya Yansımaları
Nitekim, önümüzdeki saatlerde/hafta sonunda bu bayrak çağrısı (eğer AK Parti genel merkezi ve tüm il-ilçe binalarında bayrak asarak) organize edilmezse, o zaman kimsenin dikkatini çekmeyen bir “duygusal çağrı” olarak kalacaktır. Şahsi gözlemim, medyanın da bu çağrıdaki kırılganlığı-riski görmeyeceği, hatta gündem yapmayacağı yönünde. Zaten hafta sonu sebebiyle, bu çağrıya cevap da “tam anlaşılmayan davet” zayıflığında kalabilir, eğer AK Parti özel bir kampanyaya çevirmezse.
Bakalım; kamuoyu “Bayrak asma çağrısı!”nın farkında mı? Bakalım DEM, elini hızlı tutup bu çağrıya ilk cevap veren adres olacak mı? “Dakika bir; kriz bir!” olmaması için bu çağrının iyi hesaplanmış olması lazım(dı).
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gerçek Amacı
Şahsi öngörüm şudur: Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan bu çağrısında aslında “gurur duyacağımız bir gün!” anlamında sembolik olarak kullandı bu cümleyi. Yani “kazanılmış mücadele” adına asılmasının anlamlı olacağına vurgu yapmak istedi. Değilse, Kızılcahamam kampındaki konuşmadan önce AK Parti genel merkezi ve tüm il, ilçe binaları bayrakla bugün donatılırdı.
Dolayısıyla, kamuoyu bu bayrak çağrısına odaklanmayacaktır. Odaklanırsa; DEM’in tüm binalarda bayrak asılması beklentisi ve gerçekleşmezse tartışma, sürece gölge düşürme polemikleri artacaktır. Hatta İyi Parti, Zafer Partisi, Anahtar Partisi gibi sürece muhalif tüm siyasi örgütler bu bayrak asma işini politik malzeme yapacaktır!
İletişim Başkanlığı’nın İlk Sınavı
Kuşkusuz, İletişim Başkanlığına yeni atanan Burhanettin Duran’ın da ilk sınavı “Bayrak sınavı” olabilir!
Erdoğan’ın Konuşması ve “Arap ve Kürt İttifakı” Vurgusu
Son bir tespit: Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarihi konuşma yapacağı söylenmişti. Sayın Cumhurbaşkanı konuşmasını “konuşmamak!” üzere kurguladı. Yani son ayda tekrarlanan dili savunmakla yetindi. Konuşmasında “Arap ve Kürt İttifakı” vurgusu önemli. Bu şu demek: Suriye politikası öncelikli bir pozisyon alış var!
07/12/2025 | Servet Hocaoğulları






















