07/12/2025 | Yazar : Firuz Türker, Analiz Vakti yazarı
Pek çoğumuz farkında olamayabiliriz ama dün tarih değişti. Başlarında Bese Hozat’ın olduğu 30 PKK’lı dağdan indiler ve silahlarını gösterilen yere bırakıp yaktılar. O ateş sıradan bir ateş değildir. Büyük bir ateşin sönmek üzere olduğunun habercisidir.
Ufku Kararmış Olanlara Bir Not
Bazılarına bunu anlatamayız. Anlatmak da istemem zaten, anlamazlar. İnsanın ufku kararmış olanı kadar sağlıksızı yoktur. Hep negatife bakar, iyiyi görmek istemez. Huydur bu; can çıkar, huy çıkmaz.
Hâlbuki bu noktaya ne acılar çekilerek, ne bedeller ödenerek gelindi. Türkiye, başka hiç kimseyi karıştırmadan, boş bir hayalle kandırılmış kendi unsurlarına, kendi inisiyatifiyle terörden vazgeçmeyi kabul ettirmiştir. Ve bunu kabul etmek dışında hiçbir talepleri olmamıştır. Kendi özgür iradeleriyle cezalarını da çekmek üzere Türkiye’den yana tavır almaya, ona ait olmaya karar vermişlerdir. “Bu iş bedavaya olmaz” gibisinden selden kütük kapma heveslilerini bir kenara ayırıyorum. Tarih onları hatırlamayacak bile.
Geçmişle Yüzleşme ve Affetme
PKK terör örgütüdür, tamam. Türkiye’nin düşmanları tarafından Türkiye’ye karşı desteklenmiştir, tamam. Büyük suçlar işlemiş, büyük zararlar vermiştir, tamam. Ama aralarında yabancılar da olsa, ne yazık ki çoğunluğu bu toprakların insanıdır. Nedamet gösteriyorlarsa onları başkalarının ellerine mi terk etmeliydik? Hz. Peygamber, Hz. Hamza’yı vahşice katledenlere “Siz Müslüman olamazsınız” dememiş, gönlü razı gelmese bile ölüm fermanı kesmemiştir.
Kabul edelim ki “PKK ile bağlantılı” dediğimiz parti milyonlarca oy almaktadır. Onların büyük çoğunluğu da Kürt’tür. Ne ilginçtir ki Türk ve Kürt isimleri aynı harflerden oluşmaktadır. Acaba bu sıradan bir tesadüf mü, yoksa kaderin bir cilvesi, hayatın bir mesajı mı?
Emek Verenlere Minnettarız
Bu işte kimin emeği geçtiyse, akan kanın durdurulması için kimler çaba harcadı, katkı koyduysa hepsine minnettarım. En başta sayın Bahçeli’ye bir başlık açmalıyım. En çok onun ne diyeceği merak ediliyordu. Erdoğan onun için “Tüm gövdesini taşın altına koymuştur” dedi. Eğer yan çizseydi, gerçeğe gözlerini kapamayı tercih etseydi, ülkesini düşünen gerçek bir milliyetçi yerine “intikamcı bir ırkçı” gibi davransaydı, maazallah neler olurdu. Cumhur İttifakı’nı ve onunla birlikte Türkiye Yüzyılı’nı kaybedebilirdik. Düşmanlarımız def çalardı.
Devlet Bey böyle yaptı diye muhalifleri tarafından haksızca eleştirilse de doğru bildiğinden şaşmadı. Hiç kuşkumuz olmasın, onun “Gelsin burada terörün bittiğini, örgütün lağvedildiğini haykırsın” diye çınlayan sesi on yıllar boyunca yankılanacaktır. Ve yeniden Malazgirt ruhunun simgesi olacaktır.
Elbette sayın Cumhurbaşkanımızın emeklerinin değeri tartışılamaz. O, başından beri Türkiye’nin dinamitlenmiş birliğinin yeniden onarılmasına kendini adamış, “baldıran zehri içmeyi” göze almış biri. Bunun önemi çok büyüktür. O, tarihe Türkiye’nin birliğini yeniden sağlamış cumhurbaşkanı olarak geçecek.
Özgür Özel’in de hakkını teslim etmeliyim. “Biz muhalefetiz, iktidarı eleştirmekle görevliyiz” anlayışının temsilcisi olsa da ifrata kaçmadı, arıza çıkarmadı. Taş koymaya kalkmadı. Başka konularda yerden yere vursam da bu tutumunu takdir ediyorum. Ve tabii isimlerini sayamayacağım daha bir sürü emek harcayana da şükranlarımı sunuyorum.
Vatandaşlık ve Barışın Anlamı
Türkiye’de kim yaşıyorsa, T.C. nüfusuna kayıtlıysa; Türk, Kürt, Arap, Ermeni, Rum, Boşnak vs. kendini başka türlü tanımlayan kim varsa, her birisi T.C. vatandaşıdır. Suç işlemiş, ceza almış, bu ayrı bir şey. Suçlu da olsa bu ülkenin insanı. Ne “Türk”ler vardı İsrail casusu çıktı. FETÖ’cülere ne diyelim?
Biz, Yunanistan ülkemizin tümünü işgale kalkınca onunla 2-3 yıl savaştıktan sonra oturup barış yapmadık mı? O zamandan beri de ara sıra hırgür olsa bile öyle böyle geçinip gidiyoruz. Hâlbuki işgal sırasında neler yaptılar. Böyle durumlarda Bilge Kral’ın sözlerini hatırlamalıyız: “Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Kitaba uyacağız.”
Yeni Bir Başlangıç: Türkiye Yüzyılı
Uyanın hey! Yarım asırlık “terör” defteri kapanıyor. Acılarımız kalbimizde bir hicran olarak kalsa bile bunlara yenilerinin eklenmemesinin yolu, Türkiye Yüzyılı’nın yolu açılıyor. “Şimdi ne olacak, nasıl olacak, kim ne yapacak”ları bir kenara bırakalım. Her şey planlandığı gibi gidiyor. Tarih değişiyor, Malazgirt ruhu yeniden doğuyor. Kuşku, karamsarlık, burun kıvırma yanlılarını, “ben zaten savaşmıyordum” geri zekâlılarını kendi gayya kuyuları içinde bırakalım. Önümüze bakalım: 21. Yüzyılın bütünlüğünü sağlamış Türkiye’sine…
NOT: Bu yazı Cumhurbaşkanımızın konuşmasından önce yazılmıştır.
07/12/2025 | Yazar : Firuz Türker, Analiz Vakti yazarı






















