Cihad-İslamDevleti-Hilafet
İran-Mısır-Türkiye İslam’ı !…
Kral Abdullah kime ABD !
Birinci dünya savaşı galipleri ( İngiliz Aklı öncülüğünde) Müslüman coğrafyanın işgal etmedikleri/işgale girişmedikleri hiç bir toprak bırakmadılar. Bu işgale karşı Yerli-Milli direnişler oldu. Müslüman dünya bu direnişlere genel bir isim verdi: Cİhad
Fakat emperyalistler sadece askeri işgal yapmıyorlardı: siyasi, ekonomik, kültürel işgal girişimleri de eş zamanlıydı. Ve çok büyük bir entelektüel saldırı da söz konusuydu. Bu cephede yani entelektüel saldırılara karşı mücadele eden Müslüman alimler/entelektüeller oldu. Küresel enformasyon bu cephede üretilen fikir-aksiyon-proje aksına yaygın bir etiketleme yaptı: İslamcılık
Cihad hareketleri zamanla işgalci kuvvetleri kovmanın yanı sıra “İktidara gelmek” gibi bir seçeneğe de yöneldi/yönlendirildi/yönelmeye mecbur kaldı. Adı: “İslam Devleti” kondu. Batı bu yönelişe “Siyasal İslam” diye yafta vurdu!…
Böylelikle Cihad hareketleri enerjisini ikiye bölmek durumda kaldı: Küresel işgalcilere karşı ve İslami olmadıklarına inandıkları kendi topraklarındaki yönetimlere karşı.
Kuşkusuz “İlk İslam Devletini kuran; Bütün Müslümanların hilafet merkezi olmalı!… İslam birliği şart!…” diye Cihad hareketlerine, İslam Devleti hayali kuranlara bir de bir ufuk misyon üfleniyordu/biçiliyordu….
( Kuşkusuz Cihd-İslamDevleti-hilafet konusu bu yazıya sığmaz; Konumuz da bu odaklı değil…). Bunu odak noktamız için sadece bir arka plan olarak vermek istiyoruz ve bununla yetinmek istiyoruz.
Müslüman coğrafyada “Cihad-İslamDevleti-Hilafet” gündemi olan ve yüzyıldır bu sözlük etrafında büyük tartışmaların olduğu iki ana ülke var(oldu): Türkiye ve Mısır…
( İran sonradan buna dahil oldu.)
Fakat geçen yüzyılın başında ilk en büyük Cihad örgütlenmesi Mısır’da oldu: İhvan-ı Müslimin Hareketi. Bu Hareketin en güçlü olduğu iki bölge oldu: Filistin’de HAMAS örgütlenmesi ve SURİYE’de Hama-Humus illerindeki örgütlenme. Ahmed El-Şara’nın zihin dünyasını şekillendiren de bu süreçtir.
Bu bağlamda; Türkiye’de ise kendine özgü “Türk Usulü ve Osmanlı Yorumlu” hareket ise Milli Görüş hareketi oldu. Cihad, İslam Devleti ve hilafet konusuna “Arap aklı dışındaki tek sözlük” olarak kendince bir paradigma getirme gayretine girdi. ( Bu konu da ayrı bir bahis konusu; sadece arka planı tamamlamak için zikrettik…)
Ürdün işte bu hat üzere kurulmuş Mısır-Türkiye hattı üzere; İngiliz aklının kurduğu ” Açık hava hapishanesi” hükmünde bir ülke. Bu şu demek: Ürdün aslında bir ABD/İngiliz Mülteci üssü. Bir başka ifadeyle İsrail Devletinin güvenliği için kurulmuş bir açık hava hapishanesi…işlevinde.
Mısır (İhvan-ı Müslimin) kökenli HAMAS, zamanla İran lojistiğine dayalı bir örgütlenme içine girerek Hizbullah ile stratejik müttefik olurken; Diplomaside de Türkiye destekli bir hariciye politikası yürüttü. Fakat 7 ekim sonrası Gazze’de yaşananlar sonrası:
Gelinen nokta çok açık: HAMAS artık sadece ve sadece içinden doğduğu Gazze halkının örgütü durumda. Mısır-İran-Türkiye fiili olarak devre dışı şimdilik. Söylem olarak Mısır-Türkiye-İran açık destek dili kullansa da; sahada-hakikatte tek bir fiili durum var ve çok net: Hamas=Gazze
Trump ve Netanyahu çok net bir plan içinde: Mısır-Türkiye-İran lojistiğinden koparılmış HAMAS’ı, özü olan Gazze desteğinden de koparmak. Mısır ve Ürdün’e “Gazze halkını alın!… Ayrılmayanların hepsine “HAMAS” deyip saldıracağız!…planını devreye soktular.
Kuşkusuz, HAMAS 1900 yılların başından bu yana Cihad kültürünün yani işgalcilere karşı yerli-milli direnişin belli ki son kalesi!…
( İslamDevleti-Hilafet konusunda ise Müslüman coğrafyada ilk-son farketmez; Kale falan kalmadı!… Bu da ayrı bir konu. Ayrıca son yüzyılda Cihad-İslamDevleti-Hilafet etiketli tüm olup bitenleri müzakere etmek icab ediyor…)
Neyse… Trump ve Netanyahu’nun HAMAS’tan bayrağı alma ihtimali en yüksek ülke olarak Suriye’yi gördüklerini de bir yere not edelim. Zaten Filistin’de HAMAS’ın yanında fiilen savaşamayan Türkiye’nin konu Suriye olunca hem ABD hem İsrail’e karşı savaşmaya mecbur olduğu çok açık!…
Sonuç; Ürdün kralının Kul anlamına gelen Arapçadaki A-B-D kelimesini ABD diye okuduğunu herkes biliyor. Kral’ın işi zor; Çünkü her şartta ölümden beter olacak ve direnirse öldürülecek!…






















