Türkiye’nin geçmişte yaşadığı ekonomik ve siyasi zorluklar nedeniyle uluslararası arenada maruz kaldığı aşağılanmaları ele alırsak uzunca konuşmamız gerekir, Kısaca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle değişen bugünkü Türkiye ile karşılaşturma yapalım.
Trump’ın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile yaşadığı tartışmada asıl skandalın Trump’ın tavrı değil, yardımcısının Zelenski’ye herkesin önünde hesap sorması olduğu. Bu bağlamda yıllarca muhalif yazarlar yazdı, “Erdoğan yurt dışına para dilenmeye gidiyor” Bu iddiaların saçmalığı ve Türkiye’nin artık böyle muamelelere maruz kalmamasının Erdoğan’ın başarısı olduğunu görmek lazım.
Geçmişte Türkiye’nin Yaşadığı Aşağılanmalar
Türkiye, geçmişte ekonomik olarak zor dönemlerden geçti. Memurların maaşını ödeyememe, deprem yardımlarını asıl amaçları dışında kullanma ve borç bulmak için kapı kapı dolaşma gibi durumlar, ülkenin uluslararası arenadaki zayıf konumunu gözler önüne seriyor. Bu dönemde, Avrupa Birliği (AB) memurları sık sık Ankara’ya gelir, hesap sorar, talimat verir ve akıl verirdi. Bu ziyaretler, günler öncesinden medyada haber olur, memurların ne diyeceği merakla beklenir, borç verip vermeyecekleri ya da yazacakları raporlar manşetlere taşınırdı. Örneğin, AB’nin tanınmış memurlarından Günther Verheugen gibi isimler, Türk halkının hafızasında yer etti. Bazıları ciddi bir tavır sergilerken, bazıları hadsizce davranır ve adeta fırça çekmeye gelirdi.
Bu zayıf konum, liderlere yönelik muamelelerde de kendini gösteriyordu. bir AB memurunun dönemin Türkiye Başbakanı’nın yanağını okşamasını örnek veriyoruz. Dikkat çeken nokta şu: Bu kişi ne bir ABD başkanı, ne bir ülke lideri, ne de bir bakandı; sadece AB’nin bir memuruydu. Batılılar, tanıdıklarına bile selam verirken sarılıp öpüşmeyi tercih etmezken, bu memurun başbakanın yanağını okşamaya cüret etmesi, Türkiye’nin o dönemki aciz algısını simgeliyor.
Benzer bir aşağılanma, ABD Başkanı Bill Clinton’ın, Başbakan Bülent Ecevit’i bürosunda ayakta bekleterek kabul etmesiyle de yaşandı. Clinton koltuğa lakayt bir şekilde otururken, Ecevit’in önünde hesap veren bir hizmetçi gibi dikilmesi, Türkiye’nin itibarının ne kadar zedelendiğini gösteriyor.
Gelelim Günümüze: Zelenski Olayı ve Asıl Skandal
Trump’ın Zelenski ile yaşadığı tartışmada asıl skandalın Trump’ın dengesiz tavrı olmadığını, bunun zaten beklenen bir davranış . Esas mesele, Trump’ın yardımcısının, Ukrayna’nın Cumhurbaşkanı’na herkesin önünde hesap sorması. Bu tavır, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı “yanağını okşama” olayıyla aynı. Ekonomik ve siyasi olarak muhtaç durumda olan ülkeler, uluslararası arenada böyle saygısızca muamelelere maruz kalır. “Muhtaç olursan yanağını da okşarlar, hesap da sorarlar” diyerek Batı’nın “medeniyet” maskesi altındaki gerçek yüzünü görmek gerekir.
“Erdoğan Para Dileniyor” İddiasının Çürümesi
Yıllarca, Erdoğan’ın yurt dışına gidip “para dilendiği” iddia edildi. Ancak, bu iddianın saçma olduğunu ve bunu kanıtlayan en güçlü örneğin, geçmişteki aşağılanma fotoğrafları olduğunu görmek lazım. Eğer bir ülke gerçekten muhtaçsa ve lideri para dileniyorsa, o lideri “adam yerine koymazlar”. AB memurunun başbakanın yanağını okşaması ya da Clinton’ın Ecevit’i ayakta bekletmesi, bu “adam yerine koymama”nın somut kanıtlarıdır.
Erdoğan döneminde ise Türkiye, böyle muamelelere maruz kalmaktan kurtulmuştur. Bugün ne bir memur, ne bir bakan, ne de bir lider, bırakın Erdoğan’ın yanağını okşamayı, bir Türk yetkilisine karşı saygısızlık yapmaya cesaret edemez. Bu değişim, Erdoğan’ın liderliğiyle Türkiye’nin ekonomik ve siyasi olarak güçlenmesinin bir sonucudur.
Erdoğan’ın Rolü ve Türkiye’nin Bugünkü Konumu
Erdoğan’ın politikaları, Türkiye’yi ekonomik ve siyasi olarak bağımlı bir ülkeden, uluslararası arenada saygın bir konuma taşıdı. Geçmişte AB memurlarının talimatlarına boyun eğen, borç bulmak için kapılarda bekleyen Türkiye, artık böyle durumlarla karşılaşmıyor., “Arabasının modelini beğenmediği için veryansın edenler, utanmadan ‘Erdoğan ne yaptı ki’ diye soranlar” : Bugün kimse Erdoğan’ı büroda hizmetçi gibi bekletemez, bir memurumuzun bile yanağına el uzatamaz. Bu, Erdoğan’ın Türkiye’ye kazandırdığı itibarın bir göstergesidir.
Sonuç
Türkiye’nin geçmişteki zayıf konumu, AB memurlarının Ankara’da hesap sorması, başbakanın yanağını okşaması ya da Clinton’ın Ecevit’i ayakta bekletmesi gibi olaylarla kendini belli ediyordu. Zelenski’ye Trump’ın yardımcısı tarafından herkesin önünde hesap sorulması da aynı aşağılayıcı tavrın bir örneği. Ancak Erdoğan liderliğinde Türkiye, bu tür muamelelerden kurtuldu ve uluslararası arenada saygın bir yer edindi. “Para dileniyor” iddiası, geçmişteki fotoğraflarla çürütülüyor; çünkü muhtaç olanı “adam yerine koymazlar”, oysa bugün Türkiye ve lideri böyle bir muameleye maruz kalmıyor. Bu değişim, Erdoğan’ın başarısı olarak değerlendirilebilir. Batı’nın “medeniyeti” ise, zayıf ülkelere karşı sergilediği bu tavırlarla bir kez daha sorgulanır hale geliyor.






















