-31 Mart gecesinin ana sebebi gerçekten ekonomi mi?-
-Toplum olarak ekonomi ahlakımız ve seçmen rasyonelliği-
İnsan ve Ekonomi etkileşimi köklü-açıktan ve en güçlü endeks. “Para-Psikoloji” nedeniyle insanoğlunun neredeyse etkilenmediği alan kalmamış en fıtri eğilim. Fakat konumuz insan cinsi ile para cinsi arasındaki ilişkiyi/etkileşimi tarih ışığında analiz etmek değil. Hatta odağımız “Seçmen cebine bakar!…” ezberi de değil. Bu yazının fokuslandığı tek şey şudur: ”
Asgari ne demek?”.
“Asgari İnsan”, “Asgari devlet”, “Asgari ihtiyaç”, “Asgari mülk”….Tamlamalarını da kapsayacak şekilde; şu kodları hatırlamakta fayda var.
1) İnsan “Asgari” de sadece “Beşer” olabiliyor. Beşer demek; bir canlı olarak “Biyolojik hayat süren” demek. Yani şu meşhur evrimin de inceleme konusu yaptığı “Tür” eşiği demek. Maslov’un meşhur ihtiyaçlar hiyerarşisi demek. İnsan ise canlılar-evren bağlamında misyon-vizyon ortaya koyan ve “akıl-değer-lider-geliştirici…” gibi sıfatlarla donanmış “üstün canlı” demek. Bu şu demek: önünde “Asgari” olan her yerde sadece “Beşeri” hayatlar olabilir. Hayatı “Asgari”de tutmak; Beşerlerden oluşan bir kitle/kütle kalmak demek…. Dolayısıyla “Beşerden beklenen” ne varsa; hepsi yaşanır demek. Asgari-Beşeri korelasyonu/diyalektiği tarih boyunca şu spotla anılmıştır: ” Para yoksa; İnsan kayıp!” demektir.
2) “Asgari” ile yetinmek halkların doğasında yoktur. Halkı “Asgari” eşikte tutmak üç şeyin halk tarafından meşrulaştırılmasına/rasyonel sayılmasına yol açar:
- Eğlence şehveti coşar; Madde bağımlılığı ve seks içerikli sektör çeşitlenir/ Bugün sosyal medya bu rolü/ihtiyacı sağlamaktadır
- Dini kendine hizmet ettirme yaygınlaşır ( Din bir ticari, siyasi ve cinsel sermaye yapılır.)
- Devletine şantaj-montaj yapan çevreler/sosyal dokular hızla çoğalır. İhale-Atama-Rant üçgeninde hayat kuran örgütler ve lobicilik artar.
3) “Asgari” sıfatı “İhtiyaçlar” ile tamlanırsa; Yani “Asgari ihtiyaçlar” listelenirse; orada bir azınlık çoğunluğu sömürüyor demektir. Mülk ( her türlü maddi-manevi imkan) bir azınlığın tekelinde ve bu azınlığın kendi içinde dolaşıp duran “vardiya usulü rantçılık” aktif demektir. Buradaki vardiyacılık “Para vardiyacılığı” değil bir “ekonomi zihniyeti vardiyacılığı”dır.
4) Asgari “alt sınır/en az” olarak tariflenirse eğer; bu bir ekonomi değeri/çıtası değil bir “Vergilendirme eşiği” anlamında kullanılmaktadır. Ayrıca bir “ekonomi grafiğinde ayraç” anlamında yani bir “mal göstergesi” içeriğinde kullanılmaktadır. Dolayısıyla “Asgari” özü itibariyle “İnsan” ile ilgili değil bizzat Mal ve onun karşılığını sembolize eden “Para” ile ilişkilidir. Bu şu demektir: Zenginliğin topluma yayılması ve emek-değer etkileşimiyle ilgili bir sözlük içinde değildir.
5) “Asgari Ücret” tamlaması; Vergi-Ticaret hacmi-Katma değer-Rezerv gibi “Kapitalist Sistem” mekanizmasının takibi açısından önemli bir göstergedir. “Fakirlik sınırı”, “Fert başına düşen gelir”, “Gelişme yüzdeliği”… bir biri ile ilişkili ve merkezinde insan olmayan; merkezinde devletin ekonomik gücü ve toplumun yöneleceği pasta ebadını betimleyen tariflerdir. Dolayısıyla buradaki “Asgari” ifadesi insanın beşerden çıkıp insan aktivitesine geçeceği eşiği anlatmamaktadır.
6) “Asgari” ile tatmin olmayan beşer-insan türü; sadece iktidarları değil; dinleri, ideolojileri ve hatta Tanrı tasavvurlarını da “Asgariden fazlası”nı suna bildikleri ölçüde sahipleniyor. O nedenle “Ahiret” anlayışı çoğu zaman dünya hayatı ile ilgili değil; müstakil ve ölüm sonrası kendi şartları olan bir “gaybi alan” olarak görülüyor. Bu şu demek: “Asgari” eşikte kalmış halkların içinde en hızlı örgütlenenler Münafıklar olur. Bu münafıklar “İmanın münafıkları” değildir; “Paranın münafıkları”dır çoğunlukla.
7) Her yılın sonunda açıklanması beklenen, pazarlık konusu yapılan “Asgari Ücret” konusu; yukarıdaki kodlardan/kullanımlardan tamamen bağımsız; iş yerinde işçi çalıştıranların uymak zorunda oldukları bir “vergi çıtası”nı ifade etmektedir. Ekonomik gösterge veya insan ve “Asgari” ilişkisini tarif eden bir süreç değildir.
8.) Son olarak; Müslüman toplumların imanı, ahlakı, parası, hayali “Asgari” kalmışsa; orada konu ekonomi değildir!… Dolayısıyla seçmenin tercihlerinde yüzdelik payı en düşük olan “Dindarlık” beklentileridir. Özellikle ülkemizde dindarlık beklentileri devlet ve ekonomiden çok “Lider” ile ilişkilidir. Çünkü dindarlığı ancak bir lider/şeyh/öncü rehberliğinde yaşanabileceğine inanan bir “Cemaatleştirilmiş Din” kültürüne sahibiz. Bu şu demek: Halkın din asgarisi olarak Cemaat kabul edilmiş demektir.
Hasılı… Kapitalizm-Demokrasi denkleminde sürdürülen bir sistem(sizlik) içinde “Asgari ücret” konusu özü itibariyle Devletin kendi iç işleyişi ile ilgili planlamanın gereği olan bir “ara ayar” kararıdır.
“Vatandaş cebine bakar!… Cebindeki para eridiği zaman oy vermez!… Mesaj verir!” efsanesi ile yukarıdaki metnin bir ilişkisi yoktur. Çünkü yukarıdaki kodlar “efsane” değildir. Beşer ve İnsan arasındaki asgari farkı betimlemektedir.
Kaynak: Servet Hocaoğulları





















