- Bedevi Dindarlığın Kentli Dijitalle İmtihanı-
İnsanların çoğu “Tanrı var!…” der; ancak bunu evrenin karşısındaki afallaması sebebiyle yapar. Oysa insanın gerçek yüzü “Robotik”tir; yani kendini tanrısallaştırma parkurudur!
İnsanların bir kısmı “Elçi var!” der; ancak bunu ölüm karşısındaki acziyeti sebebiyle yapar. Oysa insanın gerçek yüzü hayatı robotlara bırakmasında gizlidir.
İnsanların çoğu “Din lazım!” der; ancak bunu istediği hayatı yaşayamadığı için kabullenir. Oysa insanın gerçek yüzü istediği hayatı robota yüklemesindeki hırsında belirginleşir.
İnsanlık tarihi ana damar olarak “Münafıklık Tarihi”hidir; Yani insanoğlunun sicili “İki yüzlülük” hikayelidir!. Robotun insanın ikinci yüzü olması ondandır.
Münafıklığın üç temel kodu/eğilimi/uyumu vardır:
Birincisi; Güce yönelir ve ondan görünür. Yüzü güce göre şekil alır!
İkincisi; Kabulleri, Dili, iddiaları “Özde kabul edilmiş/ikna olunmuş” değildir; Yani yaygın-kalabalık diline eklemlenir.
Üçüncüsü; Dindarcılık oynar! Yani dini onun sahih, salih inançlılarına bırakmaz; öndedir ve görünür bir dincilik oynar!…
Keskin bir cümle kuralım: Dijitalleşme aslında bir “Münafıklık seferberliği” çağ(ısı)ıdır!….Çünkü;
Dijital ortamda herkes kendi ikinci yüzünü/avatarını üretme imkanı buluyor. Dijitalde pazarladığı yüzü ile gerçek yüzü aynı değil!… Yani insan kendisinin münafığı olmak gibi bir fırsatı tadıyor!… Mesela Youtuberlik alanı “Bedevi Münafıklığa” çok uygun bir alan. Bu alana en fazla dindarların üşüşmesi de ayrı bir ironi.
Dijitalleşme “görünür olma” ve “algıya oynama” imkanı verdiği için; eşya da, olay da münafıkça ortaya konuyor!… Yani münafıklık eşyaya da bulaştırılıyor. Dini hiç bir ibadet, miras, ritüel, obje yoktur ki; dindarı tarafından tezgaha mal olarak konulmasın veya kariyerine hizmet ettirilecek şekilde kullanılmasın!…
“Kanalıma hoş geldiniz!” kaldırılıp “Mezhebime hoş geldiniz!” dense olan fotoğraflanmış olacak. Dindar koçluğuna soyunmuş bütün tiplerin ardından iban numarası vermesi, kitap satışı tezgahını örgütlemesi, para toplaması… söz konusu iki yüzlülüğün sadece “görünen yüz”üdür!
Dini konu etmeseler, arkadaş bile bulamayacak tipler, dijitalde “Hocaefendi” veya “Felsefeci”, “İlahiyatçı” diye “ekmek teknesine din mazotu” modunda etkinleşmekteler.
Bir de tabi “Dini iktidar yaşatsın!” gibi kulluğu tüzel kişiliğe çevirme kurnazlığında olanlar da var. Dijitalde “Kulluk starları”… Devlette de “Kulluk Noterleri” gibi özü “Teslim olduk deyin! İman ettik demeyin!… Çünkü iman kalplerinize girmedi!” ayetinin muhatabı olunacak bir “Münafıklık atlası” oluşturulmuştur…
Müslüman mı?
Dijitalleşme karşısında afallamış durumda!…
yazar analiz: Servet hocaoğulları






















