Son yıllarda, ve hele son aylarda bir savaştan söz edilir oldu bu ülkede!
Ne bu ülkesi, tüm dünya ülkelerinin eli kulağında bir savaş beklentisi içinde!
Herkes hazırlıklarını çok yakında start alacak bir dünya savaşına endekslemiş, tüm stratejik, ekonomik ve siyasi manevralar buna göre yapılıyor!
Kimilerine göre de, çoktan başlamış bir savaşın içindeyiz!
Ne diyecektik;
Savaş halinde bu ülkede Oğuzlu Türkleri cepheye sürülür.
Bu durum tarih boyunca böyle süregelmiş ve ‘gelenek’ halini almıştır!
Ülkenin kaymağını ise ‘Beyaz Türkler’ yer!
Beyaz Türkler deyip geçeriz hep..
Kimlerdir bu Beyaz Türkler?
Beyaz Çerkezler, Rumeli’liler, Ermeniler vs.
Cumhuriyetin ilk yıllarında dışarıdan getirilip Boğazın her iki yakasına konuşlandırılan Baronlar,
Marmara, Ege ve Akdeniz sahillerine yerleştirilmiş Ticaret Erbabı,
Bünokrasinin tüm yönetim kademeleri uhdelerine verilmiş bulunan Sabetayistler!
Bugün savaş çıksın, yine cepheye çağrılacak olanlar gariban Oğuzlu Bozoklu Türkler olacak,
Savaş bitince ülkenin kaymağını ise Türk ve Müslüman olmayan Beyazlar yemeye devam edeceklerdir!
Demek ki neymiş?
Bu Vatan Savaşta Fakir Oğuzlu Müslüman Türklerin,
Barışta Zengin Gayrımüslim Beyaz Türklerinmiş!
Biz diyoruz ki;
Tamam, savaş halinde bu vatan bizim olsun..
Yani cephede biz savaşalım, kabulümüzdür!
(Parantez içinde söylemekte yarar var;
O beyazlar cepheye sürülürse biz karaları zaten arkadan vururlar!
Parantezi kapatıyoruz!)
Ne dedik?
Cephede savaşmak kabulümüzdür!
Cephede biz savaşalım,
Bu vatan toprakları bizim kanımızla sulansın,
Toprağa biz düşelim,
Vatanı biz kurtaralım..
Lâkin kaymağını sadece Beyazlar tıkınmasın!
Şöyle mi benzetme yapalım illâ;
“Bu Ülke Büyük Bir Çiftlik, Biz Boğaz Tokluğuna Ter Döken Marabayız!”
Öyle mi?
Bakın Ey Beyazlar!
Ve Aklınızı Başınıza Devşirin;
“Ulan Öküz Anadolulu!” aşağılamasına muhatap olmayacağız artık, bilesiniz!
Yazar: Mahmut Çetin






















