– Trump-Putin-Şi-Erdoğan’a Diktatör diyen Küreselcilerin Kuklaları Kimler?-
-DEMOKRATİK KUKLALAR-
Fotoğraf hem büyük hem net!
Devletleri kendi hizmetlerinde kullanan KÜRESEL ŞİRKETLER oluştu. Bu küresel şirketlerin para gücü devletlerin kasalarından onlarca kat fazla. Fakat bu küresel şirketler hükümetleri satın alıyorlar ve devletlerin kendilerine hizmet etmesini sağlıyorlar. Fakat gelinen nokta o kadar tehlikeli oldu ki; Küresel şirketler artık kontrollerindeki hükümetler üzerinden halkların soyuna, genetiğine, biyolojisine ayar çekiyor!…
Fakat bu küresel şirketlerin bir çalışanı olmayı; bu şirketlerin taşeronu olmayı; kendine şeref, gurur bilen KÜRESEL KUKLALAR o kadar ama o kadar çoğaldı ki; artık şu cümle/zihniyet benimsendi: Devletler statükocu, liderler diktatör, hükümetler pasif ve halkların geleceği devletlerde değil; Şirketlerdedir!…
Küresel şirketlerin hakim olduğu endüstri, dijital mecralar ve en önemlisi hükümetlerin ihtiyacı olan rezerv para o kadar tahkim ve muhkem ki; sandıktan seçilerek gelen partiler; daha hükümetin ne olduğunu çözemeden; kendilerini küresel şirketlere muhtaç buluyorlar.
Küresel şirketler esir aldığı ABD üzerinden jeo-politik ağlarını; şimdi de Çin üzerinden üretim ağlarını etkinleştirdiler. Milyonlarca insan öldü ve binlerce devlet halkı ile beraber fakirleşti.
Küresel şirketler kendi planlarını bozacak/kafa tutacak kim olursa; ya satın aldı veya itibarsızlaştırdı. Bunda zorlanmadı. Çünkü halkların çoğunun yaşam tarzı ve bağlı olduğu model; küresel şirketlerin var ettiği endüstri ve siyasi modellerdi.
Kritik soru şudur: Devletler artık kontrol edemedikleri bu küresel şirketlerin tehditlerine karşı bir çözüm yolu peşindeler mi? Veya soru şu: Toplumu devletler mi yoksa şirketler mi yönetecek!…
Yapay Zeka bile Şirketlerin toplumları yönetme ısrarının bir ürünü.
Trump, Şi, Putin, Erdoğan tipolojilerine “Diktatör!” diyen dil ve zeka; Küresel şirketlerin algı stratejisi. Küresel şirketlerin halkları teslim alma programı. Bu kesin!…
Fakat “belirsiz” gözüken şu: Trump, Şi, Putin, Erdoğan gibi tipolojiler acaba devletlerin kendilerini koruması için kullandığı aktörler mi? ve “Halkı şirketler değil; devletler yönetecek!” stratejisinin görünen yüzleri mi?
İddiamız şudur: Dünyayı bekleyen büyük fırtına; Üçüncü dünya savaşı: Devletler ve Şirketler savaşıdır!
İddiamızı “Hadi canım; sen de!” dedirtecek ölçeği taşıyalım: Trump, Şi, Putin, Erdoğan tipolojileri arasında kesinlikle “danıışıklı dövüş” ve/veya “iyi-kötü polis” rolleri içinde bir “Devleti Şirketlere karşı yaşatalım!” ittifakı var.
O nedenle Devletler kesinlikle “Post Ulusalcılık” vitesini yükseltiyor; Trump, Şi, Putin, Erdoğan tipolojileri bizzat devletlerinin kesin kararı olan ödevli/rol sahibi aktörler.
Trump, Şi, Putin, Erdoğan tipolojilerine “diktatör” diyenler; küresel şirketlerin devletleri teslim alma enformasyonunun “oltadaki yemi”ni yiyenlerdir!…
Oysa; iddiamız şudur: Trump, Şi, Putin, Erdoğan tipolojileri devletlerin şirketlerin elinden kurtulmaları için mayın tarlasına sürülmüş aktörlerdir.
Fakat şu soru da elden bırakılmamalıdır: Şirketlerin elinden kurtula bildikleri oranda devletler; yani “Post Ulusalcılık” aşamasına geçildiğinde; ne kadar “demokratik” alan bırakacaklar!… Çünkü bu risk var!…
Bizden söylemesi:
* “Demokrasi” diyenler liberal ise; kesinlikle küresel şirketlerin taşeronlarıdır.
* “Demokrasi” diyenler milliyetçiler ise; kesinlikle “Ulusalcı” lejyonlardır.
* “Demokrasi” diyenler istihbaratçılar ise kesinlikle “Post Ulusalcı”lardır.
* “Demokrasi” diyenler muhafazakarlar ise kesinlikle ” Devlet-Şirket ortaklığı”nı savunanlardır.
* “Demokrasi” diyenler İş insanları ise kesinlikle “Küresel şirket şubesi” olmayı isteyenlerdir.
* “Demokrasi” diyenler gençler ise kesinlikle “Küresel şirketlerde iş bulmak” isteyenlerdir.
* “Demokrasi” diyenler “Demokratlar” ise kesinlikle “Darbeci”lerdir.
Dolayısıyla “Demokrasi” bir “Oyun kurma hamuru”dur. El becerisine göre şekil alır.
Birlikte göreceğiz: Trump, Şi, Putin, Erdoğan tipolojileri tarihe “Şirketlerin ellerinden devletlerini kurtarmak isteyen liderler” diye geçecek!… Sonuç alabilirler mi?
Yüzyıldır Türkiye’de şirketlerin (çoğu küresel şirketlerin şubesidir.) elinden devletini kurtara bilen bir dönem görmedik!… Bunu hayal eden ve adım atanlar olsa da; ya asıldılar, ya zehirlendiler, ya kazaya kurban gittiler!… En uzun dayanan Erdoğan çıktı!…
Hadi iși iyice Abartalım: Cumhur İttifakı ” Küresel şirketlerin elinden devleti kurtarma” ittifakıdır. Millet İttifakı ise “Küresel Şirketlerin Devleti yönetmesini gelecek gören” İttifaktır!…
Unutmayın; Küresel şirketlere devletini teslim etmeyi gerçekçi bulanların en fazla kullandığı kelimeler şunlardır: Demokrasi, Hukuk, Ekonomi, Evrensellik!…
Dikkat! Bu kelimeler hepimizin bildiği kazanımlar olan; Demokrasi, Hukuk, Ekonomik kalkınma, Evrensellik! değildir. İsim benzerliğinden ibarettir. Evet, çok ama çok benziyorlar; Fakat orijinal değiller; orijinal tablo yerine konulan sahtesi gibidirler!…
Nereden anlayacağız orijinal mi; sahte mi? Zor ama; ip ucu bulmak mümkün: ” Devleti yaşat ki; Halk “Millet” olarak kalsın!”a mı hizmet ediyor yapılanlar; yoksa ” Dünya seni kabullensin ki; Halk “Dünya vatandaşı”” olabilsin!”e mi hizmet ediyor!
Diyeceksiniz ki; Türkiye’de tartışmalar; fotoğrafın büyüğünü gören ve üçüncü dünya savaşının getireceklerini öngören bir “seviyede/algıda” değil ki!…
Doğru! Ne yapalım: İmamoğlu’na ülkeyi teslim etmekten söz açan bir seviyede, algıda; fotoğraf nasıl büyüsün; geliyorum diyen sonuçlar nasıl kendini anlatsın!…
Yine bir başka doğru! Erdoğan’a posta koymayı “seviye” kabul eden bir muhalefet sözlüğünde; fotoğraf nasıl netleşsin; gelecek olanlar nasıl konuşula bilsin ki!..
Sahi “Diktatör” ile “Devlet Adamı” arasındaki 7 fark neydi?
Yazar: Servet Hocaoğulları





















