📝 Türkiye’nin KKTC’ye Hisar-O konuşlandırdığı iddiası Doğu Akdeniz’de askeri dengeleri sarstı. GKRY basını ve askeri çevreler, Türk hava savunma ağının bölgesel üstünlüğü değiştirdiğini savunuyor.
Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki askeri varlığını çok katmanlı hava savunma konsepti ile güçlendirdiği iddiaları Doğu Akdeniz’de yeni bir jeopolitik tartışmayı tetikledi. Daha önce KORKUT yakın hava savunma sisteminin konuşlandırıldığı KKTC’ye, bu kez Hisar-O orta irtifa hava savunma sisteminin yerleştirildiği öne sürüldü. İddialar, Türkiye aleyhine yayınlarıyla bilinen GKRY basını ve askeri analizleriyle tanınan Dr. Yiannos Charalambides tarafından kaleme alındı.
Haberdeki en dikkat çekici nokta, GKRY’nin İsrail ile sessiz sedasız imzaladığı savunma anlaşmaları ve Barak MX hava savunma sistemi sevkiyatının, Rum tarafınca “olağan”, Türkiye’nin KKTC’deki adımlarının ise “tehdit” olarak nitelendirilmesi oldu. Bu çelişki, bölgedeki güvenlik algısının ne kadar tek taraflı kurulduğunu bir kez daha ortaya koydu.
ÇELİKKUBBE İDDİASI: KKTC’DE YENİ SAVUNMA MİMARİSİ
Dr. Charalambides köşe yazısında, Türkiye’nin KKTC’de kurduğu savunma mimarisini açık şekilde “ÇELİKKUBBE’nin bir parçası” olarak tanımladı. Yazısında şu ifadeye yer verdi:
“Türkiye, adada, ÇELİKKUBBE’nin bir parçası olarak, KORKUT’tan sonra HİSAR-O hava savunma sistemini de konuşlandırdı.”
Bu değerlendirme, Türkiye’nin KKTC’yi yalnızca kara ve deniz unsurlarıyla değil, entegre radar-hava savunma-elektronik harp üçgeniyle koruma altına aldığı iddialarını güçlendirdi. Savunma konseptinin yalnızca savunmaya dönük olduğu vurgulanırken, GKRY cephesinden gelen tepkilerin tonu ise dikkat çekici biçimde sertleşti.
“H145M HELİKOPTERLERİ KULLANILAMAZ HALE GELDİ” İDDİASI
Charalambides’in en çarpıcı iddiası, Girne çevresine kurulduğu öne sürülen Hisar-O sisteminin, GKRY envanterindeki H145M helikopterlerini operasyonel açıdan etkisiz hale getirdiği yönünde oldu. Yazıda teknik karşılaştırmaya da yer verildi:
- H145M:
– Azami 7 km menzilli roketler
– 16 km menzilli Spike ER2 füzeleri - Hisar-O:
– 15 km, 25 km ve 40 km menzilli hava savunma füzeleri
Charalambides’e göre bu menzil farkı, GKRY hava unsurlarının KKTC hava sahasına yaklaşmasını fiilen imkânsız hale getiriyor. Ayrıca Hisar-O’nun yalnız olmadığı, sistemin KORKUT ve ŞAHİN hava savunma unsurlarıyla korunduğu özellikle vurgulandı.
KKTC’DE KURULDUĞU İDDİA EDİLEN SİSTEMLER
GKRY basınında yer alan analizlerde, Türkiye’nin KKTC’de konuşlandırdığı ileri sürülen sistemler şu şekilde sıralandı:
- TRS-22XX radarı – 500 km
- STR 700-G radarı – 250 km
- KALKAN-II radarı – 120 km
- STR 400-G – 25 km
- Hisar-O orta menzil hava savunma sistemi – 40 km
- KORKUT yakın hava savunma sistemi – 4 km
- VURAL REDET (radar elektronik destek ve elektronik taarruz) sistemi
- PUHU 3-LT V/UHF ED sistemi
Bu tablo, KKTC’nin sadece hava savunma açısından değil, elektronik harp ve erken uyarı kabiliyeti bakımından da ciddi bir şemsiye altına alındığı iddialarını güçlendiriyor.
GKRY’NİN İSRAİL HAMLESİ VE ÇİFTE STANDART
GKRY’nin kısa süre önce İsrail ile yaptığı savunma anlaşması ve Barak MX hava savunma sistemlerini Limasol Limanı üzerinden ülke içine konuşlandırması, Rum basınında neredeyse hiç tartışılmadı. Ancak Türkiye’nin KKTC’deki savunma hamleleri “dengeyi bozan tehdit” olarak sunuldu.
Bu durum, Doğu Akdeniz’deki askeri söylem ile fiili durum arasındaki çifte standardı net biçimde ortaya koyuyor. Türkiye’nin KKTC’de attığı adımlar, uluslararası hukuk açısından meşru güvenlik tedbirleri çerçevesinde değerlendirilirken, GKRY’nin İsrail merkezli askeri iş birlikleri çoğu zaman göz ardı ediliyor.
“TSK’NİN HAVA HAKİMİYETİ OPERASYONEL SORUN YARATIYOR”
Charalambides, yazısının devamında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hava gücüne de özel bir parantez açtı. Şu ifadeleri kullandı:
“Türk Silahlı Kuvvetleri’nin teknolojik üstünlüğü ve havadaki mutlak hakimiyeti ciddi operasyonel sorunlar yaratmakta. Bu da caydırıcılığı artırmak için kuvvetlerimizin daha da modernize edilmesini gerektirir.”
Bu sözler, aslında GKRY tarafının temel kaygısını açık biçimde ortaya koyuyor: Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de hava üstünlüğü kurması. Simerini gazetesi de benzer bir çizgide, KKTC’nin kuzeyinde geliştirilen hava savunma ağının GKRY askeri planlamasını zorlaştırdığını ve bölgedeki dengeleri değiştirdiğini yazdı.
DOĞU AKDENİZ’DE YENİ DENGE ARAYIŞI
Uzmanlara göre, Türkiye’nin KKTC’de çok katmanlı hava savunma ağı kurduğu iddiası, yalnızca askeri değil diplomatik sonuçlar da doğurabilecek nitelikte. Bu adımlar;
- GKRY’nin hava ve helikopter operasyonlarını sınırlandırıyor
- İsrail-GKRY askeri iş birliğini yeni planlara zorluyor
- Doğu Akdeniz’de caydırıcılık dengesini Ankara lehine güçlendiriyor
Bu çerçevede Türkiye’nin KKTC’deki hamleleri, salt askeri değil, jeostratejik bir mesaj olarak da okunuyor.
📣 ANALİZ VAKTİ GÖRÜŞÜ
Analiz Vakti – Savunma ve Güvenlik Analizi:
“GKRY basınındaki rahatsızlık, Türkiye’nin attığı adımların hedefe ulaştığını gösteriyor. KKTC’de kurulduğu iddia edilen hava savunma ağı, sadece savunma değil, aynı zamanda güçlü bir caydırıcılık mesajıdır.”
Analiz Vakti:
“İsrail’den sistem alan GKRY’nin, Türkiye’nin KKTC’deki hamlelerini tehdit olarak sunması, Doğu Akdeniz’deki güvenlik tartışmalarının ne kadar siyasallaştığını ortaya koyuyor.
Bu gelişmeler ışığında sizce Türkiye’nin KKTC’deki hava savunma hamlesi Doğu Akdeniz’de kalıcı bir denge değişimi yaratır mı?
Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.
Yayıncı Kaynak: Analiz Vakti Özel Haber






















