1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. Türkiye’de “Siyaset Yangını” Kaç Can aldı?

Türkiye’de “Siyaset Yangını” Kaç Can aldı?

Otel yangının sebeplerinin gerçek raporu-56 yaşındayım; bu yaşa kadar hafızamda kalan tüm afetlerde olduğu gibi; Otel yangını yaşanırken ve sonrasında yapılan tartışmalarda değişen hiç birşey yok; Cümleler birebir aynı; toplumun, siyasetin, devletin "gerekçeli" izahı aynı…Aranan suçlu ve/veya kurban profilleri aynı

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

  • Otel yangının sebeplerinin gerçek raporu-

56 yaşındayım; bu yaşa kadar hafızamda kalan tüm afetlerde olduğu gibi; Otel yangını yaşanırken ve sonrasında yapılan tartışmalarda değişen hiç birşey yok; Cümleler birebir aynı; toplumun, siyasetin, devletin “gerekçeli” izahı aynı…Aranan suçlu ve/veya kurban profilleri aynı. Bu şu demek; Siyaset kültürümüz artık toplumu zehirliyor ve devleti boğuyor. Muhalefet-İktidar tercihinde yaşanan çarpık bağımlılık artık bütün partilerin seçmenini öldürüyor. Siyasalaştırmadan konuşamayan; siyasi hasımlığa evriltmeden yaşayamayan bir halk olduk. Ölmeye…Öldürmeye devam. İşte bizi bu hale getiren ve asla çözülmeyen; bizi zehirleyen siyaset tuzakları; iktidar ve muhalefetin üstünde tepindiği iflah olmaz ana sorunlarımız:

1- Yasal düzenlemelerde “Yönetmelik” oyunları; İmar, Denetim, Ruhsat, İşletme vergilendirmesi, İzinler…konusunda istisnasız bütün yönetmeliklerde sürekli değişiklik yapılır. Neden? Çünkü iktidarsanız muhalefete ait illerde o yerel yönetimin yetkisinde kalmış rant veya erklik gücünü parçalamak için yönetmelik değişikliğiyle yetkiyi bakanlıklara devredersiniz. Yok eğer bakanlığa ait bir yetki ise ve bu muhalefetin yönettiği kurumlara devredildiğinde o yerel yönetim işi yüzüne gözüne bulaştıracaksa; o yetki yerel yönetime devredilir… Bir şehirde rant mı var; fakat yetki bakanlıkta ve siz o rantı yönetemiyor musunuz; o zaman o rantı paylaşacak kesimler ( hem iktidar hem muhalefet yanlıları el ele verir) yetkinin yerel yönetimlere devri için kampanyalar yürütürler. Sonuç; iki yılda bir “Yönetmeliklerde düzenleme” adı altında sürekli bir siyasi oyun döner durur. Hep birlikte göreceğiz; Otel yangını sonrası “Yetki kimdeydi? Sorumlu kurum kim? Yönetmelik neden net değil!… Tartışmaları sürüp gidecek. Fakat hiç bir şey değişmeyecek; çünkü toplumun kendisi de siyasetle ilişkisini rant-çıkar-fayda üzere yapılandırmış ve bundan şikayetçi değil. Afet durumlarında da “Kalan sağlar ile yola devam!…” denilmektedir. Bu durumun sadece son kırk yılına ben tanığım.

2- Denetim aslında kirli bir oyun; Herkes “Kuralı aşmak” üzere iş birliği içinde. Fakat istisnasız herkes “Kuralsız” davranmak için dayanışma içinde. Denetim yapacak resmi kurumların istisnasız hepsi denetlemeye gitmeden önce denetleyecek kurumu arar bir kaç gün önceden “Sizi iki gün sonra denetleyeceğiz!… Hazırlıklarını yapın!” denir. Rüşvet, iltimas, siyasi referansla kusur görmeme, kuralı çiğnemek noktasında ara formül bulmak hem seçmenin hem de siyasetçinin ortak kültürü. Kurala uymak isteyen ama rüşvetsiz yapmak isteyen olursa veya farklı bir siyasi görüşten iseniz; mobing, zorlaştırma, şantaj alıp başını gider. Sahada gerçek bu. Ayrıca “Denetim” derken kastedilen “Güvenli yaşam şartlarında kontrol” değildir. Ya yasal evrak veya teknik ortamdan ibarettir. İş güvenliği toplumun en nefret ettiği kalemlerden biridir. Kırk yıldır onlarca afet gördüm; hikaye aynı.

3- Afetlerde ölümlerin birinci dereceden sebebi “Ortamı terke edebilme yani Tahliye olma” organizasyonudur. Asla eğitim yok; Organizasyonu yapacak ekip/tiim asla bulundurulmuyor. Tahliyeyi kolaylaştıracak fiziki koşullara riayet edilmiyor. Afet sırasında yönlendirecek ne kişi var ne de levhalar. Ve tahliyeyi zorlaştıracak her ne varsa inadına yapıyoruz: Dikey mimari; Çünkü “Yüksek kat” tahliyeyi en fazla zorlaştıran bina türü; Fakat rant var diye inadına sürdürüyoruz. Yanan Otelin en fazla yanan tarafı arkası ve yamaç kenarı olduğu için itfaiye araçları arkasına bile gidemiyor. Bina yapılırken bile bu facia herkesin önünde yükseliyor…Binalarda yanıcı herşey daha ucuz diye kullanılıyor. Betonda hile, demirde hile, ahşapta hile… Dolayısıyla depremde binalar tabut; yangında tabut; selde tabut… oluyor. Fakat “tabut kent” fikrinden de asla vazgeçilmiyor. Çünkü vatandaş kendisi bizzat bu hileyi besliyor siyasetçi de popülizm-oy adına göz yumuyor; sadece karşılıklı nasihatler yapılıyor…

4- En büyük algı oyunu ise; “Sorumlu olanlar cezalandırılacak!…” denilerek; sorumlu sadece olay mahalinde aranıyor; suçlunun parmak izi sadece olay binada, mahalde aranıyor. Veya resmi imzalarda veya o bina-mahalle ilgili geçmişte dentçi, sorumlu kişilerde aranıyor. Oysa asıl parmak izleri Yönetmeliklerde; Dikey mimaride; Rant çetelerinde; Rüşvetçi bürokratlarda ve sorumsuzca hareket edebilen bizzat bizde!.. Hepimizde. Sadece canı yananlar fark ediyor süreçte ve hakkını ararken; tüm bu tuzakları; fakat acısıyla kalıyor sadece. Oysa Otel yangını tek başına bakılsa; sorumluluğun sadece olay süresince ve olay mahalinde aranmaması gerektiğini hemen fark eder. Bu sorumluluk daha doğrusu sorumsuzluk şudur: Türkiye’de siyaset kültürü ( seçmeniyle partileriyle; iktidarıyla ve muhalefetiyle bir bütün olarak) artık toplumu zehirliyor ve devleti boğuyor!… Bu gerçekle yüzleşmek şart. Denetim, Yönetmelik, Organizasyonsorunları işin sonucu sadece; Kökün kendisi siyaset kültürümüzde ve rant hırsında.

5- Hepimizde üç kimlik var; Seçmen, Vatandaş ve Müslüman. Seçmen olarak yönetilme sürecimizi belirliyoruz. Ve bu aşamada bağımlı, fanatik ve tarafgiriz. Tamam… Fakat insanın malına, canına, ırzına kastedilecek her ihmalde hepimiz bir “Vatandaş” olarak hareket etmeliyiz. Parti gözetmeden; iktidar-muhalefet tarafgirliğini o konuda bırakarak; Vatandaş olarak doğru olan için gerekli tavrı koymalıyız; varsa vatandaş olarak bize düşen onu yapmalıyız. Fakat… Unuttuk! Vatandaş olmayı unuttuk!… O kadar seçmen olmak ile içimizi zehirledik ki, artık Vatandaş olarak tüm melekelerimizi kaybettik. Vatandaş olarak doğru olanı görüyor; fakat ya iktidara yarayacak diye kulp takıyoruz veya iktidar yıpranmasın diye doğruyu dillendirmeyi, tavrı erteliyor hatta suçu başka alanlarda arıyoruz…. Siyaset kültürümüzde Vatandaş olmak öldü!… Müslümanlık konusuna hiç girmeyelim.

Son olarak; Otel yangını yukarıda zikrettiğimiz acılarımızın ana kaynağını yerinde çözüme kavuşturmak için ders olacak mı? .Hayır! Bir ay sonra herşey unutulacak mı? Evet!…. Hiç mi çözülmeyecek bir durum?

Hadi Müslümanlıktan bir söz “Siz kendinizi değiştirmeye kalkmadıkça; çabanız olmadıkça! Allah değişmenize yardımcı olmaz!…” Rad suresi.

Aslında deprem binalarla; Yangın otellerle canımızı almıyor. Aslında asıl yangının kaynağı “Siyaset Yangını”, “Siyaset fay hatları”, “Siyaset yatağı”dır. Asıl ihmal “Rant” peşinde olmayı meşru gören halk ve siyasetçi iş birliğinde, yani özümüzde; bizdedir… Birey olarak bu ilişkinin dışında kalmak yetmiyor; çünkü yaşadığımız evi, tatil yaptığımız oteli bu rant inşa ediyor!

İktidarlar da Muhalefetler de gelip geçer. Fakat bizzat toplum ve devlet kalıcıdır… Eğer sorunların kaynağı bizzat toplum ile devletinin rantta buluşma kültürü ise ve karşılıklı çıkar üzere bir hayat inşa edilmişse; Siyaset tarzı artık zehirliyorsa hepimizi; “Yüksek dozda siyaset kullanma” öldürüyorsa… o zaman iktidar ve muhalefet çözüm adresleri olmaktan çoktan çıkmış; bizzat rantın, çıkarın paylaşılması için bir mücadele ve vardiya mesaisi haline gelmiş demektir…

O nedenle; Suçlu ayağa kalk! dendiğinde; hepimiz, istisnasız hepimiz; vefat edenlerin musalla taşının yanında ayağa kalkalım! Af dileyelim ve değişmek adına bir adım atalım!

Yoksa, eli kulağında Deprem bizi bekliyor. İstanbulda, Sakarya’da, Bursa’da…Milyonu aşkın ölümüz, milyonlarca yaralımız olacak; Ülke diz çökecek; Ölülerimizin naaşlarına haftalarca ulaşamayacağız!…

Soralım kendimize; bu Deprem an meselesi… İktidarıyla ve Muhalefetiyle ve halk olarak tek bir tedbir, denetim, eğitim, tatbikat; afet ekipleri, tahliye levhaları, rezerv alanlar… ortada mı? Yok! bir dakikada çökeceğiz! En ufak bir tetikte olma, tedbir telaşı var mı? Hayır!.

Ne diyordu bir ayet: “Cennete gideceğinizden eminseniz! Ölümü dileyin de görelim! Hala akıllanmayacak mısınız?!.

Dualaşalım ve fiili dua için ikinci bir deprem ve yangın beklemeden; bizi zehirleyen şeyin aslında siyaset kültürümüz ve rant şehvetimiz olduğunu görelim.

Analiz:Servet Hocaoğulları

Türkiye’de “Siyaset Yangını” Kaç Can aldı?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.