Netanyahu’nun İran’a karşı takıntısı, 1995’te Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen hükümetleri devirmenin bu grupları etkisiz hale getirmenin tek yolu olduğuna dair bir teori geliştirmesiyle başladı. Bu teori, Irak, Suriye ve İran’ı hedef alıyordu.
Netanyahu’nun bu takıntısı, 2003’te ABD’yi Irak’ı işgal etmeye ikna etmesinde etkili oldu. Ancak işgal, bölgeyi istikrarsızlaştırdı ve IŞİD’in yükselişine yol açtı.
Netanyahu, Suriye’de de benzer bir yaklaşım izledi. 2011’de Suriye iç savaşının başlamasından bu yana, Netanyahu, Esad rejiminin devrilmesi çağrısında bulundu. Ancak bu yaklaşım, bölgeyi daha da istikrarsızlaştırdı ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açtı.
Netanyahu’nun İran’a karşı takıntısı, 2015’te İran nükleer anlaşmasının imzalanmasıyla daha da yoğunlaştı. Netanyahu, anlaşmanın İran’ın nükleer silah geliştirmesini engellemede yetersiz olduğunu savundu. ABD’yi anlaşmadan çekilmeye ikna etti ve İran’a karşı yaptırımları yeniden uygulamaya koydu.
Netanyahu’nun İran’a karşı takıntısı, bölgeyi istikrarsızlaştırdı ve milyonlarca insanın hayatını mahvetti. Ayrıca ABD’nin Orta Doğu’daki itibarına da zarar verdi. Netanyahu’nun İran’a karşı takıntısı, bölge için ciddi sonuçlar doğurmaya devam ediyor.
Trump’tan Netahyahu’ya küfürlü paylaşım
“Durum şu ki; Netanyahu 1995’ten itibaren, Hamas ve Hizbullah’tan kurtulmanın tek yolunun bu gruplara destek veren hükümetleri devirmek olduğuna dair bir teori geliştirdi. Bunlar Irak, Suriye ve İran’dı. Takıntılı biri. Ve hâlâ bizi İran’la savaşa sokmaya çalışıyor.”























