Trump’ın yeni papazı kim?
Veya suya düşen kim? Neye sarılacak?
-Türk ekonomisinin yeni Papazı: Aile-
Dünyadaki gelişmeler açıkça gösteriyor ki; politik, askeri, ekonomik ve “ahlaki” açısından önümüzdeki her ay çok daha zor olacak ve de aşınma/dejenarasyon hızı-yaygınlığı artacak.
Türk Devlet Aklı söz konusu gelişmeleri okuyabiliyor ve kendi çapında tedbirler alıyor; ancak Toplum ( doğal uzantıları olan partiler ve STK’lar ) ne olup bittiğini hem okuyamıyor hem de kendi aklınca aldığı tedbirler yaşanacak zorlukları çok daha fazla işin içinden çıkılmaz hale getirecek içerikte. Hatta daha sert bir cümle kurayım:
“Toplum ve doğal uzantıları, kendi devletine ekonomide şantaj, ahlakta faili meçhul ve siyasette de provakatif davranmak noktasında pozisyon almış görülüyor. Yani toplum(sallaşma) devleti bir “yatırım aracı” olarak görüyor ve gelişmeleri bu yönde okuyor ve aldığı tedbirler de bu yönde.
Daha keskin bir cümle kurayım: Toplum(giller) artık “ekonomik değer” taşımadığı sürece devleti de dini de aileyi de artık “rasyonel” bulmuyor. Bu şu demek: Toplum “dindarlık” kültürünü geride bıraktı; Muhafazakarlığın ekonomik değerini düşük buldu ve geride tek seçenek kaldı: “Bir yatırım aracı olarak: Aile” fonuna yönelmiş durumda.
Aile kapitalizmin en önemli enstrumanlarındandır. Sekülerleşme ancak “Rasyonel aile” tipolojisi ile inşa olabilir. Gelenekçi/Maruf sicilinde ise aile maliyeti düşüren önemli bir ara sermaye idi.
İslam ve Aile ilişkisi/etkileşimi “kendine özgü bir model” olarak ( Ki, tek tipolojisi Nebilerin ailesidir.) modernite karşısında “tarihi miras” listesine alınmış ve Müslümanların kendi kişiliklerinden çok “Okutulan kart” gibi turnike geçişlerinde kullanılan “Geçiş referansı”na evrilmiştir. Bu şu demektir: Bir yatırım aracı/fonu olarak tarif edilen ve “sözleşmeye dayalı ortaklık” içeriğinde modellenen aile anlayışı; artık “Müslüman Aile”lerin de kabullendiği bir modeldir.
Bu noktaya gelişin müzakeresi ayrı bir bahis. Ancak biz dünyadaki gelişmelerin ve özelde Trump dönemiyle yaşanacak para savaşlarının ortaya çıkaracağı ekonomik süreçlerin zaten özünden kopmuş ve türedi hale gelmiş devlet-toplum-aile denkleminde/uyumunda yaşanacak krizleri konu etmek istiyoruz. Bizce söz konusu yaşanacak krizler şunlar:
1) Yastık altı para; aynı yastığa baş koyma kültürünü bitirdi. Toplumun aile anlayışı evrildi; Başlar sadece altında fon olan yastığa konulur oldu. Bu gözlemim; Merkez bankasında olan 128 milyar doların nasıl eritildiği tartışmalarında; Erdoğan’ın yastık altı paraları “Dolar güvenceli” hesaba yatırma çağrısına karşılık; vatandaşın açıktan “Devletime güvenmiyorum!” mesajı içeren tepkisinden anlaşıldı. Vatandaşı devletine ve geleceğine zarar verse bile; gözünü kırpmadan bir koyup iki alacağı başta Dolar ve Borsa olmak üzere yatırmakta ısrar etti. “Güvenceye almak” gerekçesi ile bunu yaptığını ileri sürse de toplum; aslında “Aileye Papaz muamelesi yapmak”ı tercih etti. Toplum devletine; tıpkı Trump’ın “Ver Papazı! Dolar kontrol altına girsin!” şantajı gibi şantaj yaptı. Devlet ise “Papazı/Maaşa zam” vermem; diyerek toplumu baskıladı. Şimdi bunun bedelini yıllarca ödeyeceğiz. “Kim suçlu?” tartışması bu süreçte abesle iştiğal olur. Çünkü bu karşılıklı baskılama bir “suç” olarak görülmedi; aksine yeni aile anlayışı bunu oldukça rasyonel bir davranış olarak görüyor ve devleti de artık bir “Fon/Yatırım” adresi olarak kabulleniyor. O nedenle “Muhafazakarlık” özü itibariyle ne toplumda ne de devlette var. Seçmen de zaten hiç Muhafazakar olmadı. AK Parti iktidarı süresince; Liberal Aile-Liberal Toplum-Liberal Devlet ilişkisi/zinciri vardı ve zayıf halka kopunca; krize düşüldü. EYT-Taşeronların kadrolaşması-Memur sayısının katlanması ve Ailelerin dolar-borsa tutkusu… Tüm bunlar bir “Fon hareketi” zihniyetinin yansımalarından ibaretti. Trump ile beraber hızlanacak para savaşlarına bizim ülkemizdeki aileler hazır değil; o nedenle “ailede çözülme” katlanacak ve “bir yatırım aracı olarak: aile” üzerine uzmanlar/koçlar çoğalacak. Zaten aileler artık “Fon koçu”na daha çok ilgi duyuyor.
2) Soğuk savaş önceki yüzyıl “İdeolojiler savaşı” idi. Trump “Artık ideolojiler dönemi bitti! Yaşasın para savaşları!” dönemini hızlandıracak. Bu şu demek: Anti emperyalist, anti kapitalist, anti Amerikancı tüm ideolojik hareketler artık toplum ve aile için bir “itibarlaşma adresi” olmaktan çıktı. Hatta Müslüman aileler bu adresleri kendi yatırımlarını riske eden, başa bela fantastik hareketler olarak görüyor. Maalesef bu ideolojileri itibarsızlaştırma kampanyasına bir de slogan bulundu: ” Kendisi ile ilgilenene Müslüman; kendisi dışındakilerin Müslümanlığıyla ilgilenene İslamcı denir!” diye absürt bir tarif geliştirildi. Üstelik bu cümleyi milletin ağzına sakız diye veren kişinin, çok marifetmiş gibi, Müslüman mahallesinde felsefe satan aklı başında birinin vermesi ayrı bir traji-komik durum. Aslında İslamcılık soğuk savaş döneminde “Devlet merkezli çözümleme” ve “Siyasallaşma parkurunda aydınlanma” kavgasıydı. İslamcılık tarihinin hiç bir yerinde kendisinden çok başkalarının Müslümanlığıyla ilgilenme dönemi olmamıştır. Fakat İslamcılığı başkalarının Müslümanlığıyla ilgilenme diye tarif etme ve istihza/aşağılama aracı kılma kampanyasına Müslüman ailelerin atlaması ve benimsemesinin sebebi şudur: Kendi Müslümanlıklarındaki açık ara dezanformasyonu gündem dışı kılmak. Yani “Özel hayat” kuyusuna Müslümanlığı atmak. Nitekim bunun en çarpıcı/trajik örneği “Başörtüsü” konusunda yaşanmaktadır. İslamcılığı istediği şekilde tarif eden bu zihniyet bir şey daha yaptı: “Saçları örtmek akide; giyinmek ise içtihat konusudur!” gibi absürt bir usul geliştirdi. Saçlarını örtmekte dikkatli; saç dışında herseyini teşhir etmeyi tarza-içtihada bırakan bir sergici/teşhirci kadın tipolojisi üretildi. Üstelik bu kadın tipolojisinin dolarcı-borsacı-foncu şehveti bir şeyi tetikledi: Kadın İstihdamı
Oysa “Kadın istihdamı” sadece ekonomik bir ihtiyaç değil aynı zamanda liberal-kapital paradigmanın aile tipolojisinin gereğidir.
Neyse; Trump ile beraber hızlanacak para savaşlarında; yastık altı paralarını kutsayan ailelerin nasıl bir tedbir içinde olacağını göreceğiz. Kuşkusuz vatandaşını bu savunma-saldırı hattına iten devlet politikalarının da rolünü unutmadan; gözlemleyeceğiz.
3) Son olarak; Trump her fırsatta “Papaz Brunsonu vermediler; biz de dolar üzerinden Türkiye’ye hasar verdik; hemen vermek zorunda kaldılar! Yine söz dinlemezlerse eğer; aynısını yaparım!” deyip duruyor. Yani yeni papazlar üretmekten söz açıyor. Bizimde günlük dilde kullandığımız ” Falanla Papaz olduk!” ifadesinin bir yorumu da tam da bu olsa gerek.
Dolar güvenceli yastık altı paraların ortaya çıkması – EYT- Emekliler- Yap-İşlet-Devret modeli- Eşcinsellik … Tüm bunların Aile yapısına etkisi vardı. Ancak bu etkiyi bizzat hasara çeviren bizzat ailelerin bu konulara olan ilgisi ve tüm bunları birer fon-yatırım aracı olarak görmesinden kaynaklanıyor.
Kuşkusuz “aile ekonomisi” bilinci önemli; Ailelerin kendi geleceklerine yönelik yatırım kültürü-görgüsü sahibi olması da gerekli, ancak biz de yaşanan bu değil!… Biz de yaşanan “Ekonomi ile Papaz olmak” durumu.
Türkiye’de boşanmanın artması, aile içi şiddetler, bitmek tükenmek bilmeyen aile bireylerinin bir birini fonlaması; özel hayat adı altında yürütülen çarpık ilişkiler…. Hepsi aslında yeni aile tipolojisinin yaygın olarak kabulünden kaynaklanıyor.
Yani muhafazakarlığı paranın değerini muhafaza etmek diye anlayan yeni bir aile tipolojisi ile karşı karşıyayız. Dindarlık gösterisi ise bu ailenin sadece turnike geçilerinde okuttuğu bir dijital kart gibi; sosyo-ekonomik aidiyetin üye kartı gibi.
Bu arada bir daha altını çizelim: “Kendi dindarlığıyla ilgilenene Müslüman; Başkalarının dindarlığıyla ilgilenene İslamcı denir!…” yalanı/buhtanı; İslamcılık tarifi olmadığı gibi; İslamcılığı anlamamak olduğu gibi; aklı sıra popüler sözlük armağan ettiğini vehmetmektir. Günahtır… Terbiyesizliktir.






















