Yayıncı: Analiz Vakti Özel Haber
Yayın Tarihi: 2025-09-21
📝 KISA AÇIKLAMA
Michael Rubin, Erdoğan–Trump görüşmesine ve F-35 pazarlığına sert çıkıştı. Zirve NATO, bölgesel güvenlik ve savunma sanayii açısından kritik sonuçlar doğurabilir.
WASHINGTON – 2025-09-21 – 12:00
Eski ABD Başkanı George Bush’un danışmanlığını yapmış olan Michael Rubin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasında yapılacak görüşmeye tepki gösterdi. Rubin’e göre, Trump’ın Erdoğan’a F-35 konusunda destek vermesi, Amerikan dış politikasında “zaaf” göstergesi olacak. Bu görüşme sadece iki liderin kişisel diplomasisi değil, NATO dengeleri, bölgesel güvenlik ve teknoloji paylaşımı açısından da kritik önem taşıyor.
Rubin’in Benzetmesi — Tarih ve Siyaset
Rubin, 1980’lerdeki Rumsfeld–Saddam görüşmesini örnek göstererek, Washington’un bir kez daha aynı hataya düştüğünü savundu. Ona göre Trump, Erdoğan’a güvenerek ABD’nin çıkarlarını riske atıyor. Rubin, “diktatörlerin bir el sıkışmayla fikirlerinden vazgeçmeyeceklerini” iddia etti.
Analiz: Tarihsel benzetmeler güçlü bir retorik sunsa da, Türkiye’nin NATO üyesi olması, savunma sanayii iş birlikleri ve ekonomik bağları dikkate alındığında, bu kıyaslama oldukça abartılı görünüyor. ABD-Irak ilişkilerinin koşulları ile Türkiye-ABD ilişkilerinin çerçevesi birbirinden farklıdır.
Meselesinin Derinliği
Trump’ın “yakında bir F-35 anlaşmasını sonuçlandırmayı beklediğini” açıklaması Rubin’in eleştirilerinin merkezinde yer aldı. Türkiye, 2019’da programdan çıkarılmıştı ancak Ankara bu konuda uzun süredir diplomatik girişimlerde bulunuyor.
Analiz:
- Teknik Risk: F-35, yüksek teknolojiye dayalı bir platform. ABD tarafında güvenlik kaygıları var. Ancak denetim ve kullanım şartları, riskleri büyük ölçüde azaltabilir.
- Siyasi Risk: Rubin’in söylediği gibi uçakların “müttefiklere karşı kullanılacağı” iddiası varsayımsal. Asıl mesele, bu uçakların Türkiye’nin bölgesel caydırıcılığı nasıl etkileyeceği.
Erdoğan’ın Pazarlık Gücü – Trump’ın Hesabı
Rubin, Erdoğan’ın ABD başkanlarının “egolarından faydalandığını” öne sürdü. Trump açısından ise bu görüşme hem F-35 gibi büyük anlaşmalar hem de “barış elçisi” imajı için fırsat.
Analiz: Erdoğan, hem savunma hem de ticaret alanında kazanımlar hedeflerken; Trump ise iç siyasette “başarılı lider diplomasisi” vurgusu yapmaya çalışıyor. Ancak bu süreçte NATO dengeleri, Yunanistan ve İsrail gibi müttefiklerin pozisyonları da belirleyici olacak.
Kritik Gelişme 1 — Görüşmenin Tarihi
Trump’ın Erdoğan’ı 25 Eylül 2025’te Beyaz Saray’da ağırlayacağı kesinleşti. Bu görüşmede F-35 ve F-16 başlıkları ile ekonomik işbirliği konuları masaya yatırılacak.
Diplomatik Arka Plan
Rubin’in yazısı, ABD’de Türkiye’ye yönelik kuşkucu çevreleri yeniden harekete geçirdi. Ankara ise F-35 konusunu hem milli caydırıcılık hem de prestij unsuru olarak görüyor. Bu karşıt algılar, görüşmenin sadece bir liderler buluşması değil, aynı zamanda iki ülkenin uzun vadeli ilişkilerinde dönüm noktası olabileceğini gösteriyor.
📣 UZMAN GÖRÜŞLERİ
Prof. Dr. Ahmet Yılmaz – Uluslararası İlişkiler Uzmanı:
“Rubin’in benzetmeleri provokatif ama uyarı değeri taşıyor. Sorun, bu tür anlaşmaların ne kadar şeffaf ve denetlenebilir olacağı.”
Dr. Leyla Karaca – Savunma Sanayii Analisti:
“F-35 gibi sistemler denetim olmadan teslim edilemez. Türkiye’nin programdaki rolü tekrar açılırsa, güvenlik protokolleri ve ortak bakım ağı kritik olacaktır.”
Sonuç ve Öneri
Rubin’in sözleri sert olsa da, dikkat çektiği nokta önemli: teknoloji transferi ve askeri satışlar sadece siyasi jestlerle değil, denetim mekanizmalarıyla güvence altına alınmalıdır.
Erdoğan–Trump görüşmesi, yalnızca iki liderin fotoğraf karesi değil, NATO dengelerini ve bölgesel güvenlik hesaplarını etkileyebilecek stratejik bir hamledir.
Okuyucuya tavsiye: Önümüzdeki günlerde görüşmeden çıkacak somut kararlar, Türkiye’nin savunma politikası ve ABD’nin bölgedeki varlığı açısından belirleyici olacaktır.
Muhabir: Analiz Vakti Haber Ekibi



