“Terörsüz Türkiye” Çağrısının Perde Arkası
Ahmet Türk ne diyor: “Türkler ve Kürtler bin yıldır kardeşti. Son yüzyılda ilişki bozuldu. Yeniden kardeşlik için “Barış”ta buluşmak için yola çıktık…!”.
Ne diyor Sırrı Süreyya Önder: “Bir sarılma ile barış olur. Çözüm ise uzun, derin müzakere işidir. Biz Barışa katkıda bulunmak istiyoruz!…”.
Şimdi ve öncelikle daha önce izlediğimiz bir film var karşımızda. Yeni bir “durum” yok!…. Olmayacak da. Peki o zaman kim hangi satrancı oynuyor? Çok net: Türkiye Kuzey Suriye’deki PKK/PYD’ye büyük bir askeri harekat başlatacak. Hazır…
Üstelik Esad gitmiş; Yeni Suriye Hükümeti kuvvetleri de Türkiye ile birlikte bu askeri harekat için hazırlanıyor. Askeri harekat kaçınılmaz.
Peki bu askeri harekatın sonucu ne olacak? PKK/PYD büyük kayıp verecek; gömülecek gerçekten. Ve Kürt halkı ile “Kürtçülük”e liderlik yapan İdeolojik örgütler arasında makas hızla açılacak. Meşruiyet alanları ve etki alanları sıfırlanacak. Ayrılıkçı Kürtçülerin önlerinde tek seçenek var. Zaman kazanmak!… Kazanılan zaman içinde diplomasi işletmek; yeniden örgütlenmek ve mevcut güç rezervini sürdürülebilir kılmak. Zamanı kazandıracak tek imkan var: Barış…
Fakat Ayrılıkçı Kürtçülerin “Barış”tan anladığı iki şey var; Yani onlar “Barış” dediklerinde iki şeyi kastederler: Ateşkes süreci ve Siyasi muhataplık.
Yani Türkiye’nin askeri operasyonunu erteletmek; buna “Barış” diyorlar… İkincisi Siyasi açıdan muhatap alınmak!
Peki Dem siyasi açıdan Türkiye’deki Kürtçülerin mi; Yoksa Suriye’deki Kürtçülerin mi temsilcisi? Yoksa hepsinin mi?
Kesin olan bir gerçeklik var artık: Silahlı Terör güçleri zaten Suriye’de. Yani PKK artık Suriye’de kamp kurmuş durumda. Ve artık iki büyük adres yok etmeye yemin etmiş: Türkiye ve Suriye Devletleri… Bu şu demek: Terör eylemleri yapmak dışında PKK/PYD için “Butik Devlet” ihtimali bitti. Başka bir tarihi koşula kaldı artık….
Peki Türkiye “Barış” derken ne kastediyor? Çok açık:
Devlet açısından; Suriye’yi her açıdan inşa etmek ödevi varken; sorun istenmiyor!…
Hükümet açısından; Erdoğan’ın iktidarının uzaması ve Cumhur İttifakı ile iktidarın ömrünün sağlama alınması…
Hem Devlet hem hükümet açısından “Kazan Kazan” durumu var.
Peki Kürtçüler için bir avantaj var mı? Var! PKK yükünden sıyrılırsa eğer hem Türkiye’de hem Suriye’de siyasal güç olmak!…
Peki hem Suriye Devletinin hem Türk(iye) Devletinin Kürtçülerin siyasi güç olmasına yol verme ihtimali var mı? Var. Fakat PKK ile yol yürümüş Kadro ile değil!… Yeni “Kürtçü Siyasetçi” bir Kadro ile geçiş sürecini yönetme ajandası var. Yani yeni aktörler… planlanıyor.
Bu şu demek: Kürt halkına açık mesaj var: PKK/PYD yükünden kurtul!… Bölgede hayat standardını yükselt; Kürt kültürünü zenginleştirecek barış ikliminde yaşa!… “Kürdistan Devleti” için tarihi konjonktür bir kez daha uygun olmadı… Kabullen; ve Türklerle önceki bin yılda yürüttüğün kardeşlik sürecine benzer bir süreçle varlığını koru!… Mümkün mü?
İmkan dışı değil. Fakat Kürtçülerin bir B planı var?
Nedir?
Bölgesel güç olmak!… Üstelik bir “Kürt Diasporası” ile!…
ABD-AB bu B planına sonuna kadar destek verecek!
Yani Türkiye’nin A planına karşı şu formül işletilecek
A=B






















