1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. SURİYENİN YANINDA DURMAK?

SURİYENİN YANINDA DURMAK?

İnsan beyni organik bir bilgisayardır

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsan beyni organik bir bilgisayardır. Nasıl formatlanmışsa öyle çalışır. Beynini kullanmayı becerebilenler o formatın dışına çıkabilir, ya da hayatın akışı ve gerçeklik karşısında kendi kendini yeniden formatlayabilir. Bunu yapamayanlar oradan oraya savrulup yönünü şaşırır. Ancak resetleme kurtarır ama o tiplerde bu idrak bulunmaz.

Bazen öyle gelişmeler olur ki yerleşik ezberleri sarsar hatta bozar. Suriye’deki son gelişmeler böyle olaylardan biridir. Bu gelişmeleri anlayabilmek için feraset sahibi olmaya gerek de yok aslında. Suriye’de zorba bir iktidar var ve bunu değiştirmek isteyenler ‘muhalifler’ genel tanımı içinde bu iktidarı devirrmek için topluca harekete geçip kısa sürede önemli askeri başarı elde ederek neredeyse Şam’ın kapısına dayandılar.

Yok ‘’ABD ile Rusya anlaştı, filanca bu işe müdahil oldu, ‘cihatçılar’ bu işin içinde’’ gibisinden yaklaşımlar bu yalın gerçekliği sulandırmaktan başka işe yaramaz. ‘Cihatçılık’ konusu da ayrı bir konudur ama oraya girmeyeceğim. Yukarı Karabağ’ın işgalden kurtarılması sırasında da bazıları tarafından kullanıldı bu terim.

Bugün Suriye’de olanlar bizim Kurtuluş savaşımızın bir benzeridir. İşgale uğradığımız zaman ülkenin pek çok yerinde ‘çeteler’ adı altında pek çok direniş örgütü ortaya çıkmıştır. Farklı görüşleri olsa da bunlar zamanla Kuvayı Milliye olarak birleşmiş, düzenli orduya dönüşmüş ve ülkenin bağımsızlığını kazanmışlardır. Aralarında çatışmalar da olmuş, zaman zaman birbirlerine düşmüşler, bazıları elemine edilmiş, sonuçta amaca ulaşılmıştır. Bütün bunlar tartışmaya açıktır ama bir de reel durum söz konusudur.

Suriye direniş hareketi içinde onlarca grup var. HTŞ’nin içinde bile farklı gruplar var. Gelişmeleri yalnızca HTŞ’ye bağlamak, HTŞ’nin geçirdiği değişimi görmezden gelmek, tümünü ‘zararlı’ unsurlar gibi nitelemek sadece zorba Esad yönetimini kurtarma çabasıdır.

Karşımızda, kendi iktidarını korumak için halkını katletmekten, ülkeden sürmekten, yaban ellerde sığınmacı olmalarına sebep olmaktan çekinmeyen bir zorba azınlık yönetimi var. Bu yönetim halkının çoğunluğunun istememesine rağmen iktidarını sürdürmeye çalışıyor. Öyle ki bu uğurda ülkeye yabancıları davet etmekten, onlarla halka karşı iş birliği yapmaktan, katliamlarına ortak etmekten dahi geri durmadı.

Esad’ın Şebbihalarının Bosna’daki Ustaşi’den, Arkan Kaplanları ve Akreplerden farkı yoktur. Suriye muhalif grupları ‘cihatçı’ ‘terörist’ ‘El Kaide ya da ‘DEAŞ artığı’ ise İran’ın Haşdi Şabi’si, Fatımi Tugayı, Zeynebiyyunları neyin nesi? Bunların Suriye’nin içişine karışmak için hareketlenmesi nedir? İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü ne ya? Kudüs İran’da da biz mi bilmiyoruz. Onların komutanı Irak’ta Suriye’de ne işler çevirdi?

Çok uzadı, aslında söylenecek daha çok söz var ama artık bağlamalıyım. Bu turnusol ekseninde bir tek doğru var. O da Suriye halkının ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve esenliğinin ve bunu sağlamaya çalışanların yanında olmak. Olaylara bu açıdan bakmak.

Firuz Türker

SURİYENİN YANINDA DURMAK?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.