📝 Suriye yönetimi ile YPG arasında varılan ateşkes ve entegrasyon mutabakatı sahada yeni bir denge yarattı. ABD’nin geri çekilmesi, İsrail’in yalnız kalması ve aşiretlerin pozisyonu sürecin seyrini belirleyecek.
Suriye’de yıllardır süren çatışma dinamikleri, ilk kez bu kadar net biçimde merkezi devlet lehine dönmüş durumda. Şam yönetimi ile YPG/SDG arasında duyurulan ateşkes ve kademeli entegrasyon mutabakatı, sadece askeri bir düzenleme değil; bölgesel dengeleri doğrudan etkileyecek stratejik bir kırılma anlamı taşıyor.
Bu gelişme, “YPG sahadan siliniyor mu?” sorusundan çok daha fazlasını barındırıyor. Asıl soru şu: Suriye’de vekil yapıların dönemi gerçekten kapanıyor mu, yoksa yeni bir evreye mi giriliyor?
Şam’ın Sahaya Dönüşü: Bu Bir Operasyon Değil, Tasfiye Süreci
16 Ocak’ta Fırat’ın batısında başlayan ve kısa sürede doğuya yayılan Suriye ordusu operasyonları, klasik bir askeri harekâttan ziyade devlet otoritesini yeniden tesis etme hamlesi olarak okunuyor. Özellikle aşiretlerin aktif desteği, YPG’nin sahadaki meşruiyetini fiilen bitiren en kritik faktör oldu.
Rakka ve Deyrizor’dan çekilme şartı, sınır kapıları ve enerji kaynaklarının Şam’a devri, kamu kurumlarının merkezi yönetime bağlanması… Bunlar geçici düzenlemeler değil. Bu maddeler, YPG’nin kurumsal varlığının sona erdirilmesini hedefleyen bir tasfiye çerçevesi.
Sahadaki çatışmalar ise anlaşmanın kırılganlığından değil, örgüt içindeki parçalanmadan kaynaklanıyor. Zira YPG/SDG içinde herkes bu entegrasyona razı değil.
ABD Neden Geri Çekildi? Asıl Kırılma Burada
Bu sürecin en kritik başlığı ABD’nin pozisyon değişikliği. Washington, yıllarca YPG’yi “DEAŞ’la mücadele ortağı” olarak sahada tuttu. Ancak bugün geldiğimiz noktada ABD, işleyen bir merkezi hükümetin varlığını gerekçe göstererek bu ortaklığı fiilen sonlandırdı.
Bu, bir vazgeçiş değil; hesaplı bir çekilme. ABD artık Suriye’de doğrudan vekil yapı yönetmenin maliyetinin, getirisinden fazla olduğunu görüyor. Bunun yerine Şam’la kontrollü temas, istikrarlı bir merkez ve sınırlı işbirliği tercih ediliyor.
YPG tabanında yükselen “ABD bizi sattı” tepkisi, aslında gerçeğin geç fark edilmesinden ibaret. Vekil yapılar için büyük güçlerin sadakati daima şartlıdır.
İsrail Neden Devreye Giremedi? Beklenen Destek Gelmedi
YPG’nin İsrail’den medet umması, sahadaki çaresizliğin açık göstergesi. İsrail basınına yansıyan temaslar ve “destek arayışı” açıklamaları, Tel Aviv’in sözlü açıklamalar dışında somut bir adım atmadığını gösterdi.
İsrail açısından mesele net:
YPG, İsrail için stratejik bir müttefik değil, sadece geçici bir baskı unsuruydu. Şam yönetiminin sahaya dönmesi ve ABD’nin geri çekilmesiyle birlikte İsrail, YPG üzerinden oyun kuramayacağını gördü.
İsrail basınında hâkim görüş şu yönde:
“Suriye’de merkezi otorite güçleniyor, bu da İsrail’in manevra alanını daraltıyor.”
Bu yüzden İsrail, doğrudan çatışmaya girmek yerine sınır güvenliğini tahkim etme yolunu seçiyor.
PKK Etkisi Biter mi? Yoksa Biçim mi Değiştirir?
En kritik başlıklardan biri bu. YPG’nin entegrasyonu, PKK etkisinin tamamen bitmesi anlamına gelmiyor; ancak açık alan hâkimiyetinin sona ermesi demek.
Bundan sonra PKK çizgisinin;
- Silahlı yapıdan çok,
- Hücre tipi örgütlenmeye,
- Sosyal ve ideolojik alanlara,
- Yeraltı faaliyetlerine kayması beklenir.
Ancak bu, eski etki gücünün çok altında bir kapasite demek. Çünkü:
- Aşiret desteği yok,
- Enerji ve sınır gelirleri yok,
- ABD koruması yok,
- İsrail’den açık destek yok.
Bu tablo, PKK/YPG için geri dönüşü zor bir gerileme anlamına geliyor.
Suriye Halkı ve Aşiretler Ne Diyor? Sahadan Gelen Sessiz Mesaj
Suriye’nin doğusundaki aşiretler bu süreci rahatlama olarak görüyor. YPG döneminde yaşanan zorunlu askerlik, ekonomik baskılar ve ideolojik dayatmalar, özellikle Arap aşiretlerde ciddi rahatsızlık yaratmıştı.
Şam yönetiminin geri dönüşü, halk nezdinde:
- Güvenlik,
- Ticaretin açılması,
- Enerji gelirlerinin paylaşımı,
- Keyfi uygulamaların sona ermesi
gibi beklentileri güçlendirdi.
Bu nedenle, entegrasyon sürecine tabandan ciddi bir direnç yok. Direnç, daha çok örgüt çekirdeğinde yoğunlaşıyor.
Irak Basını Süreci Nasıl Okuyor? Endişe mi, Fırsat mı?
Irak basınında bu gelişme iki farklı cepheden okunuyor.
Bağdat merkezli yorumlarda öne çıkan vurgu şu:
“YPG’nin gerilemesi, Irak’ın kuzeyindeki dengeyi de etkileyecek.”
Özellikle Sincar hattı ve sınır geçişleri açısından, Suriye’deki bu değişimin Irak’taki PKK varlığını da baskılayacağı değerlendiriliyor. Bu nedenle Bağdat yönetimi süreci temkinli ama olumlu izliyor.
İsrail Sınırına Yakın Bölgede Yeni Bir Süreç Başlar mı?
Kısa vadede hayır.
Uzun vadede ise düşük yoğunluklu gerilim ihtimali masada.
Şam yönetimi, İsrail’le doğrudan çatışma istemiyor. Öncelik iç istikrar ve devlet kontrolünün sağlanması. Ancak İsrail’in sınır ötesi müdahaleleri sürerse, dolaylı gerilim alanları oluşabilir.
Bu noktada dikkat çeken detay:
Şam, bu bölgelerde yerel unsurları öne çıkararak denge kurmayı tercih ediyor. Bu da büyük çaplı bir çatışma ihtimalini düşürüyor.
📣 ANALİZ VAKTİ GÖRÜŞÜ
Analiz Vakti – Ortadoğu Masası:
“Bu mutabakat, YPG’nin kazandığını değil, zaman kazanmaya çalıştığını gösteriyor. Sahadaki gerçeklik, örgütün stratejik olarak kaybettiğini ortaya koyuyor.”
Analiz Vakti:
“Suriye’de vekil savaşları dönemi kapanmıyor ama alan daralıyor. Artık sahada ideolojik projeler değil, devletler konuşuyor.”
Okuyucuya Not
Bu süreç henüz tamamlanmış değil. En kritik aşama, entegrasyonun uygulama safhası olacak. Sahadaki küçük çatışmalar büyük resmin yönünü değiştirmez; ancak süreci sabote etmeye yönelik provokasyonlara dikkat edilmeli.
Sence bu mutabakat Suriye’de kalıcı bir istikrar mı getirir, yoksa yeni bir çatışma evresinin başlangıcı mı?
Yorumlarda görüşünü yaz, tartışmayı birlikte büyütelim.






















