Küresel güçlerin Türkiye üzerindeki en büyük operasyonlarından biri olan “Ayrılıkçı Kürtçülerin” desteklenmesi ve nihayetinde ( Satrançta bütün hamlelerin amacı bir ŞAH’a yaklaşmak ve “MAT!..” demektir.) mutlaka bir “Butik Kürt Devleti” kurdurmaktır. Eğer, Butik Devlet kurdurulamazsa; Özel kuvvetleri-Polisi-Jandarması olan “Özerk/Federatif” bir yapı kurdurmaktır. Şimdi bu planlarını Türkiye’nin güneyinde bunu gerçekleştiremeyen küresel güçler; alternatif olarak Suriye’yi seçtiler. Ve PKK/PYD örgütüne hem silah yığdılar hem de Suriye’nin tamamına hükmede bilecek bir “Ana askeri güç” ve “Anayasal düzeni kuracak ideoloji” olmaları adına her türlü desteği verdiler….
Nitekim PYD eş başkanı Müslim de bu projeyi kabul ediyor, destekliyor ve hatta Suriye halkının genelinin kendilerine olan desteğini verdiği röportajlarda şu cümlelerle açıkça ifade ediyor:
Şöyle diyor Müslim: “Esad’ı deviren, Suriye’nin tamamını hem askeri hem demokratik olarak yöneten biziz. Suriye’deki bütün halkları PYD tarafından korunmayı ve yönetilmeyi istiyor. Çünkü bütün halklar PYD ile birlikte hem Esad’a özellikle Daeş’e karşı savaştı. Şimdi ise…. Özerklik olmak şartıyla bazı ağır silahları bırakabiliriz; ama özerk bölge olmak kaydıyla, güvenliği sağlayacak kadar özel milisler, polisler olmak koşuluyla …. HTŞ ve diğerleri şimdilik “Türkiye’nin çeteleri”dir. Değiştiklerine dair konuşuyorlar; Fakat pratiklere bakarız… Eğer “Suriye’yi Suriye halkı yönetecek!” derler ve bizimle iş birliği yaparlarsa ve şartlarımıza uyarsa; o zaman anlaşırız!… Demokrasi, Toplumsal sözleşme gibi anayasal kültür bizde var; herkes bizden etkileniyor…”.
Müslim röportajında üç iddiayı da ısrarla tekrarlıyor: Erdoğan yönetimi ve HTŞ “Cihadçı” kafasındalar. Türkiye devleti yayılmacıdır; Suriye topraklarının bir kısmını kendi topraklarına katmak istiyor. Kürtlere karşı düşmanlık var, hem Türkiye’de hem Suriye’de. O nedenle anlaşamazsak; savaşacağız!…
Tüm bu cümleleri, detaylı neden aktardık. Çünkü Müslim aslında ABD, İsrail başta olmak üzere küresel güçlerin projesinin sözcülüğünü yapmak adına yol haritasını “Prontör”den okur gibi aktarıyor.
Biz birkez daha hatırlatıyoruz: Mersin-Hakkari hattındaki illerde Suriye’de bugün yaşanan süreci hesaba katarak zaten ABD, İsrail ve AB uzun süredir çalışıyor. Suriye’deki her gelişme Mersin-Hakkari hattındaki iller başta olmak üzere çoğu illerimizde askeri,ekonomik,kültürel “hareketlenmeler/fay hatları” kırılmaya çalışılacak. Yani “Olup bitenler sınır ötesinde; Suriye’de yaşanacak…” değil. Aksine “birleşik kaplar” gibi artık Suriye sosyolojisi nehri ile Güney illerimizdeki sosyoloji nehri iç içe akacak…. Zaten son yıllarda katışıyordu.
Suriye halkı “Devletsiz-Milletsiz-Rejimsiz-Sistemsiz” haldeler ve bunların kurulması “Askeri marifetle” gerçekleşemez. Çok yönlü ve bütüncü süreçleri yönetmek gerekiyor.
Suriye’deki ayrılıkçı Kürtçülerle Türkiye’deki ayrılıkçı Kürtçüler birikte/Organik hareket ediyorlar. Daha önce Türkiye’deki ayrılıkçılar ne demişti: “Biz sırtımızı PYD’ye yasladık!…”. Şimdi ise Müslim “Sırtımızı Türkiye’deki Kürtçülere yaslayacağız!…” demeye getiriyor.
O nedenle “Esad gitti!… Devrim gerçekleşti. Suriye hızla kuruluyor!…” demek için çok ama çok erken.
Bütün taşlar “Ya Özerklik/Federatif ya da İç Savaş!..” formatında diziliyor. Taşları tek tek izlemek gerekiyor…
Biz de izliyoruz; Fakat bir de Mersin-Hakkari hattındaki İllere etkisini de takip ediyoruz.






















