1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. Suriye için “Gündüz” Dürbünü?

Suriye için “Gündüz” Dürbünü?

Suriye için "Gündüz" Dürbünü-Türkiye Suriye için örnek mi?-CHP İktidarında İsrail işbirliği nasıl gelişirdi?Türkiye'nin mevcut durumu hakkında analiz yapmaya gerek var mı? Yok

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Suriye için “Gündüz” Dürbünü
-Türkiye Suriye için örnek mi?-
CHP İktidarında İsrail işbirliği nasıl gelişirdi?

Türkiye’nin mevcut durumu hakkında analiz yapmaya gerek var mı? Yok. 14-28 Mayısta Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı olsaydı; bugün Esad-Kılıçdaroğlu ile gelişecek ilişkilerde; Suriye tablosu bu olacak mıydı? Kesinlikle Hayır. Suriye’deki bu gelişmelerden sonra zaten “Ya tutarsa” iklimi olan “İmamoğlu mu Mansur mu?” diye Cumhurbaşkanlığı “Toto”su oynanır mı? Yine kesinlikle Hayır.
Peki “Cumhur İttifakı” iktidarı son gelişmelerle etkinliğini güncelledi mi? Kesinlikle Evet.

Peki önümüzdeki her ay enflasyondan güvenliğe; iç politikadan dış politikaya her konuda hızla bir iyileşme, normalleşme yaşanacak mı? Hayır.

İyileşme ihtimali çok az. Fakat iyileşme için gerekli olan “Kontrol” artacak. Yani Türkiye’de “Kontrollü iyileşme; kontrolde iyileşme” ivmesi artacak. Şimdilik “Esad gitti!…” müjdesi/umudu kutlanıyor… Ve asıl Suriye halkı için gerçek sınav başlıyor: Devlet, Millet, Rejim ve Sistem sahibi olmak.

Türkiye’de iki kişiden biri “Erdoğan düşmanlığı” yapmaya devam ediyor. Suriye’deki gelişmelerin Erdoğan lehine olmasından duyacağı keskin nefret sebebiyle; Suriye’de gelişmelere olumlu katkı koymaya yanaşmak bir tarafa yine dezanformasyona devam edecektir. Türkiye’deki iki seçmenden biri ABD-İngiltere-İsrail politikalarına destek vermeye devam edecektir. “Erdoğan ile Cumhuriyetimiz işgal altındadır; Erdoğan “Siyasal İslamcıdır ve HTŞ kafasındadır…” diye onca yıldır tempo tutan Halk TV, Sözcü, Oda Tv, Tele1 başta olmak üzere diğer tüm Erdoğan düşmanı medya Suriye’deki bu gelişmeden yani Esad’ın gidişinden o kadar rahatsız oldular ki; adeta Erdoğan’ı devirmek için ellerindeki en büyük koz olan “Suriyeliler gitsin!…Herşeyin ana sebebi Suriyeliler!” karapropagandası malzemesi ellerinden kayıp gitti. Büyük ihtimalle tüm bu kanallar yeni sürecin sarpa sarması için; işlerin daha da fazla karışması için sadece “dua” etmiyor ayrıca bu yönde ellerinden geleni yapmaya yeminliler…

Buna karşılık; “Yaparsa Erdoğan yapar!… Bak yine yaptı; yapacağını!… ” diyen seçmen kitlesinde ise olup biteni anlayamamak-okuyamamak gibi esaslı bir “algı şaşılığı” var. Yani iki seçmenden bir diğeri olan Cumhur İttifakı seçmeni “Esad gitti!…” ikliminde heyecanlanıyor ( ki, heyecanlanmak gerekir) ancak hem 12 günde ne olup bittiğini ve asıl önemlisi Suriye’yi ve Türkiye’yi bekleyen zorlukları, operasyonları görmüyor, görmek istemiyor; duymuyor, duymak istemiyor…

( Kutlama atmosferinde gerçeklerin konuşulmasını istememek genel kitle psikolojisidir…. anlaşılır zamanlar ve davranışlardır. Ancak bu arada “herkes kutlamaya katılmasın; bazıları tedbir alsın!” kuralını işletmekte fayda var… Biz de onu yapmaya çalışalım.)

1) Türkiye halkı siyasal olarak “Bölünmüş sosyoloji” durumunda. Suriye’deki gelişmeler Erdoğan düşmanlığına ahdetmiş iki seçmenden birinin fikrini, zikrini değiştirmeyecek; aksine nefretinin volülümünü artıracaktır. Suriye halkı ilişkilerinde Erdoğan karşıtları daha fazla radikal davranacaktır. Hatta öncekine kıyasla “İşte Esad gitti!.. Daha ne işiniz var burada!” diye hırçınlaşacak; provakasyonlarını çoğaltacaktır. Çünkü bu kitlenin asıl derdi Erdoğan.

Üstelik Suriye halkının onlarca yıla ihtiyacı varken; CB Erdoğan’ın yaşı ortada ve Cumhurbaşkanlık ömrü de ( her yol denense bile) parmakla sayılı yıllar. Yani Erdoğan sonrası için de Suriyeliler konusu Türkiye’nin iç-dış politikasında hiç gündemden düşmeyecek. O nedenle CB Erdoğan’ın enerjisi ile Suriye halkının geleceği için gerekli enerji arasındaki beslenme iki fazlı: Erdoğan ile ve Erdoğan’sız yıllar…

O nedenle; kutlamalar devam ederken; herkes gerçeklere karşı aklına mukayyed olmalı… Geleceğe yönelik tedbirli olmalı. Katkı koymak adına fikirler, projeler geliştirilmelidir.

2) Türkiye’de “Biz de Butik-Federatif-Ulus devlet modellerinden birini istiyoruz!” diyen “Ayrılıkçı Kürtçüler” var. Bu Kürtçülerden “Siyasal yolla bunlardan birini elde edelim!…” diyen “seçmen” kitlesi olduğu gibi; “Silahla, tehditle mesafe alalım!..” diyerek “Terör yöntemleri”ni benimseyenler var. Yani “Kürtler” denildiğinde tek bir anlayış-yapı yok karşımızda. Elli yıldır süren malum sorunlar, krizler zinciri var; söz konusu Kürtçülük/Ayrılıkçılık üzere örgütlenmiş sosyal dokular var.

Şimdi bu sosyal doku elli yıldır Türkiye’ye enerji, moral kaybı yaşatıyorken ve bunu “Kazanım” sayarken; şimdi de “Suriye’deki kazanımlarımızı koruyacağız!…” diye sırtını PKK/PYD’ye yaslamış olanlar; Suriye’deki gelişmelerin sarpa sarması adına her türlü oyunu-tezgahı kuracaklardır. Gerekirse “Barış-Demokrasi” maskesi kullanarak ABD-İsrail iş birliklerini hem ülkemizde hem Suriye’de hızlandıracaklardır.

O nedenle, kutlama devam etsin… Fakat kutlama bir kaç ay içinde bittiğinde “Asıl şimdi başlıyor, herşey…” denilecek muazzam siyasi, ekonomik, sosyolojik süreçler başlayacak. Üstelik Esad zamanında “Zalim-Mazlum” sözlüğü ile bu sosyolojik gerçekler sonraya bırakılıyordu. Ancak artık yüzleşme zamanı.

Suriye halkını onca yıl bağrına basanlarla her fırsatta duyduğu rahatsızlığı dillendirenler; yeni süreçte ortak hareket etmeyecektir. Yine ayrılık-gayrılık sürecek. Sadece “Bak.. İşte gidiyorlar!…” atmosferi sebebiyle süreç kendi içinde zaman kazanmış olacak. Süreç doğru yönetilmezse eğer; “Kürtler” üzerinden yapılmak istenen “Kürtçülük” oyunları gibi bir “Araplar” üzerinden “Arapçılık” ile yüzleşeceğimzi bir çok olay yaşayacağız.

3) 15 Temmuz yaşanalı kaç yıl oldu ki? Erdoğan’ı Suriye’deki terör örgütlerine ( HTŞ gibi yapılara) silah desteği veriliyor gerekçesiyle “Erdoğan! yargılanacaksın!…” diye CHP başta olmak üzere Altılı masa partilerin tehditleri üzerinden kaç ay geçti ki? 31 Mart gecesi tablosunda halkın verdiği mesajın buğusu üstünde dururken; ekonomik iyileşme, enflasyon konusunda kontrol beklenirken; hayat zorluğu ortada iken; Esad’ın gidişi ile beklenen iyileşmenin haftalar, aylar içerisinde geleceğini sanmak; kendini kandırmaktır.

Aksine Esad’ın gidişi ile beraber Türkiye’nin her alanda yükü iki katına çıkmıştır. Kuşkusuz “Terör koridoru” hesabı yapanların oyunu bozulmuştur. Sırtını PKK/PYD’ye yaslayıp parmak sallayanların parmakları kırılmış, diz çöktürülmüştür. ancak şehirlerde terör eylemi riski aynı oranda artmıştır.

O nedenle Suriye’deki gelişmeler “Güvenlik-İstihbarat” açısından çok daha etkin ve bizim kontrolümüzde olan bir süreçtir. Ancak ekonomi, siyaset açısından iç politika daha fazla kaynayacaktır. Çünkü “İktidara yürüyoruz!..” diye tafra yapan CHP ve muhalif medyası “Şok”a girmiştir. Bu şok hali yeni sürece katkı koymak yerine sorun çıkaran pozisyona girecektir.

4) “Zafer” algısı halklarda “kontrolsüz gelecek rüyaları” görmeye sebep verebilir. Milliyetçilik duygusuyla başka ülkelerin topraklarındaki illere plaka numarası çakılabilir. Marşlar, kutlama konfetileri olan “hamaset” tempoları tutulabilir… Hepsi hep tarihte yaşanmıştır.

Ancak Cumhuriyet kutlaması yapmış bir halk olarak son yüzyılda yaşadığımız darbeleri, faili meçhulleri, asılan ve mahkum edilen başbakanları, halkına kurşun yağdırabilmiş askerleri, bir birine kırdırılan gençliğimizi, inancından ötürü eğitim hakları alınan kuşakları… bizzat yaşamış bir toplumuz. Yani bin yıllık Devlet-Millet olma vasfımıza rağmen; Cumhuriyet kutlamaları sonrası onlarca yıldır üzerimizde oynanmış oyunları hatırlıyorken…

Devletsiz,Milletsiz, Rejimsiz, Sistemsiz Suriye halkını daha çok oyunlar bekliyor….

O nedenle; yaşadıklarımızdan ders çıkarmış olarak, tedbir üzere okumalıyız olup bitenleri… Süreç; slogan, rüya, komplo, nara atma ile ne süreç anlaşılır ne de gelecek faydamıza olur….

Esad rejiminin ne olduğu belli(yidi). Suriye Esad’tan daha zalim devletlerin oyuncağı olmasın diye “Esad’ı destekleyelim!” tercihine yönelmiş basiretsizliğin bize yaşatacağı zulümler çok daha fazla olacaktı. Doğrusu halkın özgürlüğü idi; Oluyor…

Fakat biz İngiltere-ABD-İsrail gibi işgalci ve sömürgeci değiliz. Suriye halkını “Size baktık, sömürme sırası bizde!…” tiynetinde değilizi. Kardeşçe, özgürce birlikte komşuluk yapacağız. Fakat Devlet,Millet,Rejim,Sistem sahibi olmak… sıcak savaştan çok daha fazla strateji işidir. Maden öyledir; gereğini stratejik ölçekte yapmalıyız.

Şimdi “Ekmek-Battaniye” değil “Akıl-Proje” desteği zamanı.

Trump tipik ABD oyunlarını sürdürmek adına bizi övüyor. Biz övgünün sarhoşluğuna kapıldığımızda; çoktan kontrol ABD ve İsrail’dedir. Dikkat!…

Suriye için “Gündüz” Dürbünü?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.