Neymiş? Eski günler çok iyiymiş! Herkes evine çuvalla şeker, teneke teneke yağ alırmış! Şimdi kilo ile bile alamıyorlarmış!
O günleri biz yaşamasak, bu paylaşımlara bakıp belki biz de o günlerin iyi olduğuna inanırdık.
Mevzu şudur efendim.
Eskiden “Kışlık zahra” diye bir olgu vardı
İnsanlar 1 çuval şeker, üç beş teneke vita yağı, bir iki çuval bulgur, makarna, salça, tarhana, kuruluk ve bir de durumu olanlar üzümden yapılan şekerli yiyeceklerden stoklardı.
Kış boyunca tek yediğimiz bu stoklardı.
Kış boyu bir daha markete uğramazdık.
Dışardan yemek siparişi vermezdik. İnternet, telefon, elektrik vb gibi fatura masraflarımız da yoktu.
Okul harçlığı diye bir şey bilmezdik.
Servis zaten yoktu.
Pirinç pilavı lükstü.
Kışın manav masrafı da şimdiki gibi olmazdı. Yoktu çünkü.
Durumu iyi olanlar sabahları fırından ekmek alır, olmayanlar yazdan hazırladığı ekmeği yerdi. Fırından aldığımız ekmeğin adı “Çarşı ekmeği” idi.
Fırının yanındaki marketten de ara sıra poşette yoğurt ve külahda zeytin alırdık.
O günlerde kahvaltıda iki çeşidi durumu iyi olanlar, ikiden fazlayı ise sadece zenginler yerdi.
O günleri yaşayıp da, bu günlerin o günlerden daha kötü olduğunu söylemek nasıl bir akıl tutulmasıdır?
Bunadınız mı?
Ben ilk okulda okurken sınıf arkadaşlarımın bazılarının evinin kapısı ve penceresi dahi yoktu. Pencerede naylon, kapıda kilim olurdu.
1 mahalleye neredeyse 1 televizyon düşerdi.
Çamaşır makinesi, buzdolabı çocukken görmedim.
Oturma grubu görmedim.
Benim babam haftalık alan bir işçiydi
Evimizde,
Tahtadan somye vardı.
Yiyecekler için Telden dolap vardı.
Ailece Tek odada yer/içer, oturur, kardeşimle beraber yan yana hep birlikte tek odada yer yatağında yatardık.
Bu günün en fakiri bile o günün zengininden daha iyi yiyip içiyor, daha lüks yaşıyor.
3 tane marketin şube sayısı 35 bin. Kimse bir şey alamıyor ise bunların iflas etmesi gerekir.
Bence bir daha düşünün.
Ya da bir doktora görünün.






















