- Çaresizliğin Kahramanı Kim?-
Gazze’de “Canlı yayınlanan soy kırım” trajedisi var. Soykırıma uğrayanlar kimlik olarak Müslüman!… Fakat “Soy kırım” bir insanlık suçu, tüm insanlığa saldırı olduğu için; soykırımı durdurmak da “Kimlikler üstü/İnsanlık şemsiyesi” etkinliğinde olmalı!… Bu bağlamda; soykırıma yönelik her türlü çözüm odaklı tepki, protesto, çaba, organizasyon, gayret, girişim bir vicdan ve onur çabasıdır; ve desteklenmelidir… Kırk ülkeyi aşkın ve yüzlerce “Gemi filosu”dun yola çıkılmasını öngören organizasyon da vicdan ve onur filosudur. Her açıdan desteklenmelidir. Filodaki her nefes de barışın nefesidir!…
Kritik soru şudur: Organizasyonun Türkiye ayağındaki muhatap şu cümlenin altını çiziyor: ” Hiç bir devlet, grup, cemaat, büyük isim veya güç adına organize edilmiş değil!… Tamamen gönüllü, sivil bir organizasyon!…” diye ısrarla altını çiziyor. Ve hedefi de net bir cümle ile kodluyor: “Ablukayı delmek!….”.
Kritik soru şurada: Hiç bir devlet, güç, cemaat, grup, lobi, büyük isim…. olmadan ve adına hareket etmeden; yola çıkmak mümkün… Teknik açıdan da mümkün. Peki “Ablukayı delmek!…” mümkün mü? Değil!…
“Ablukayı delmeye cesaret etmiş küresel/Global gönüllü insanlar” hareketinin vicdan ve onurdaki yüceltilecek durumu başka; sözcünün açıklamaları başka!
Sözcü kardeşimiz diyor ki; “Biz zaten aynı hedefle karadan yine global bir ablukayı delme girişiminde bulunduk!…. Sonuç alamasak da; sesimiz duyuldu; vicdanlar hareketlendi!…”. diyor. Katılacak gönüllüleri listelemekten; akredite olmaktan ve gitmeden önce verilecek eğitimden bahsediyor!… Yani profesyonel bir organizasyondan söz açıyor!…
Global organizasyonların kendilerini “Devlet, güç, cemaat, lobi, adres dışı…” ilan etmeleri hareketin “Sivil” karakterine vurgudur; yani politizasyondan uzak durulmasını sembolize eder. Ancak ortada bir “akıl” bir “organize iş” ve “etkinleştirmek” var!… Yani gönüllü insanları eğiten ve yönlendiren profesyoneller var demektir…
Şimdi…. Dünyanın gözü önünde alçakça bir soykırım işlenirken ve başta Müslüman devletler olmak üzere neredeyse dünyadaki tüm devletler “Ablukayı delmek!” fotoğrafını açıktan vermiyorken/veremiyorken…
Bu organizasyonun bütün devletlerin yapmadığı/yapamadığı/yapmadığı iddia edilen… “Ablukayı delme fotoğrafını”… bu organizasyona vereceklerine dair ihtimal var mı? Yok!…
Hatta kritik soruyu derinleştirelim: ” Kırk ülke demek… Kırk devlet demek… Devletlerin vatandaşlarına yönelik vicdani, ahlaki, yasal ve uluslararası sorumluluk”u var. Yani bir birey/vatandaş “Devletime rağmen ben savaş bölgesine giderim! Organizasyonu mu yaparım!… Kimse de beni engelleyemez! Devletim engellerse eğer; onu da soy kırımın gizli-dolaylı destekçisi sayarım!…” diye bilir mi? Hayır!…. Bunu devletlere rağmen yürüte bilir mi? Kesinlikle hayır!…
O zaman şu tespiti yapmak durumdayız: Her “Sivil” organizasyonun arkasında bir değil onlarca devlet olur!… Yani sürecin bizzat parçası devletler olur!… Zaten vatandaşlar ülke dışına çıkacaklar!… Kaçak iltica olmayacağına göre; devletten izin alınacak! Kaptanlar, mürettebatlar yasal izinleri alacak!… Çünkü Devlet izin verdiğinde yola çıkmaya… vatandaşının canından sorumlu olacak!…
O zaman değerli Türkiye sözcüsü kardeşimizin vicdanı ve onuru yücelten girişimi kadar; bu tarz organizasyonların “Kimin kontrolünde” seyredeceği noktasında da sağlıklı bilgilendirmek ve oyunun aslında nasıl kurulduğuna ilişkin doğru/güvenilir bilgilendirme yapmak gerekir. Devletlerin baypas edildiği bir organizasyonu kimse yapamaz zaten… Zaten bu organizasyon da her türlü resmi başvuruyu kırk ülkenin devletleriyle paylaşılıyor…
( … Türkiye’de “Mavi Marmara” girişiminin; vicdani ve onursal kıymeti su götürmez iken; şehidleri onur duyacağımız şehitler iken; sürecin sonrasında yaşananları ” Devlet ve Sivil/Aktivist” ilişkisinin nerelere vardırıldığını da hatırlayalım. Dolayısıyla en kritik soru “İsrail gemileri durduru mu?” değildir: Kırk ülkenin hangisinde devletler gemilerin yola çıkmasına izin verecek?”….)
Gazze soykırımının ekrandaki tablosu karşısında; bırakın gemi ile yola çıkmayı; vicdanlar, bütün devletlerin/özelde Müslüman ülkelerin devletlerinin askeri müdahale dahil her yolu denemesi gerektiğini düşünecek, bekleyecek kadar yanıyorken; soykırımın artarak devam etmesi…. şu duyguyu yüceltiyor: “Devlet yapmıyorsa! Biz yapalım!…”.
Karşımızdaki trajedi o kadar büyük ki; değişmiyor da… “Artık devleti bekleyemeyiz! Biz başımızın çaresine bakalım!” feryadı doğal olarak yükselebiliyor…
“Devlet yapmıyorsa; biz yapalım!…” cümlesi, duygusu eğer kırk ülkeyi kapsayacak şekilde organize edilmek isteniyorsa; iki ihtimal var;
Birincisi; Çaresiz kalmış vicdanların feryadı, arayışı…
İkincisi, Veya Devletlerin organize ettiği bir B planı bu!…
Zaten içinde devletlerin (istihbaratlarının) aktif olmadığı, eşlik etmediği ve devletlerin kendi kontrolleri dışında bir organizasyon olmaz’olamaz’oldurmazlar….
Nitekim Türkiye sözcüsü kardeşimiz aynı organizasyonu karadan denediklerini ve bir çok ülkenin devlet bürokratlarıyla/resmi kurumlarla birlikte hareket ettiğini; ancak son günlerde destek alamayınca… hatta operasyon yiyince akamate uğradığını söylüyor…
( … Tabi, bir de, AK Parti hükümetinin ve hatta Türk Devletinin Gazze konusunda üstüne düşeni yapmadığını; “Devlet yapamıyorsa; biz yaparız!…” kadrajında yürütülen “”örgütlü politizasyon”lar da var….)
Ancak; bir gerçeklik ortada duruyor: Devletler sivil/gönüllü bireylerin organizasyonlarıyla kıyaslanmayacak kadar; işin hem sorumlusu hem de çözecek muhatabıdır!…
Gazze tablosunu dünya/devletleri sonlandıramadığına göre; ortada büyük bir insanlık trajedisi olduğu da çok açık!… O nedenle bu tarz-mod girişimler de şart!…
Yani; “Devletler çözemiyorsa; insanlık ölmedi!… Biz varız!” diye feryat edecek; birşeyler yapma gayretinde olacak kiş, grup, örgüt çıkacaktır!… Çıkmalıdır da!… O nedenle bu organizasyon da sonuç alsın veya almasın; bu girişimiyle insanlığın onurunu yüceltmektedir!… Katılan, emek veren her nefesi, kalbi, aklı öpüyoruz ve başımızın üstüne koyuyoruz!…
Ancak; sözcü kardeşimizin beyanı sebebiyle hatırlatıyoruz: Çünkü kendisi bir çok şeyi kamuoyu ile paylaşamayacaklarını; İsrail’in tedbir almaması için; paylaşmadıklarını da beyan ediyor!….
İsrail’den tedbir almaması amaçlı gizlenecek her ne olacaksa; yolda olasılıklara karşı her ne tedbir alınacaksa; kırk ülkeden gelen her vatandaşın iznini verecek ve canını korumaktan sorumlu olacak da devlet olacağından… Söz konusu gizlemeler ve tedbirler zaten devletsiz organize edilemez.
“Hiç bir devlet olmadan… tamamen gönüllü organizasyon” kadrajı eksik/iyi niyetli ama gerçekçi olmayan bir resmetme biçimi kalır!
Doğrusu şu olsa gerek: “Bizler her şeyi devletten beklemeyelim! Bizler de gönüllü elimizi taşın altına koyalım! Çözüm üretelim!… Devletimiz de olsa her türlü vicdani, insani görevimizi sonunu kadar yerine getirelim!… Biz yola çıkalım Allah için; mazlumlar için… Devlet de bu vicdani hareketin önünü açsın!…”.
Zaten sözcü kardeşimizin de niyetini ve iradesini böyle anladım!… Allah hepsinden razı olsun. O zaman bir hakkı da teslim edelim: Bu niyet ve girişimi enine boyuna ölçecek bir devlet de var! En az yola çıkacaklar kadar ablukayı delmek adına her yolu deneyen bir çaba da var!…
Gerisi bir strateji, denge, oyunu doğru kurmak, sonuca ulaşacak şekilde tedbirler almaktır…
Fakat kesin olan bir şey var: Bu organizasyona niyet etmiş ve fiilen katılmış tüm insanlar hepimizin vicdanı, onuru olmuşlardır! Varolsunlar!






















