Yayıncı: Analiz Vakti Özel Haber
Yayın Tarihi: 2025-09-18
📝 KISA AÇIKLAMA ÖZET
İsrail’in ısrarla talep ettiği Siloam Yazıtı, Kudüs’ün tapusu değil; Osmanlı’dan Türkiye’ye kalan bir miras. 2.700 yıllık bu taş, Ortadoğu diplomasisinin en sessiz ama en güçlü oyuncularından biri.
İstanbul – 18 Eylül 2025 – 12.00
1880 yılında Kudüs’te bir çocuk su kanalı içinde eski bir yazıt keşfetti. Bugün Siloam Yazıtı diye bilinen bu taş parçası, kısa sürede Osmanlı yetkililerinin dikkatini çekti ve İstanbul’a getirildi. O günden bu yana da İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde korunuyor.
Bu taşın üzerinde, yaklaşık MÖ 8. yüzyıla tarihlenen bir metin var. Metin, Kudüs’ün su ihtiyacını karşılamak için kazılan Şiloah Tüneli’nin nasıl inşa edildiğini anlatıyor. İşçiler iki yönden tüneli kazıp ortada buluşmuş ve suyu şehre akıtmış. Yani aslında bir mühendislik başarısının hikâyesi… Ama işin içine siyaset girince bu taşın anlamı çok farklı bir yere oturuyor.
Kudüs’ün Tapusu mu?
İsrail uzun süredir bu taşı istiyor. Gerekçe şu: Yazıt eski İbranice ile yazılmış ve Kudüs’te bulunmuş. Dolayısıyla “Yahudiler bu şehirdeydi” demenin en somut kanıtlarından biri. İsrail’in gözünde bu taş, adeta Kudüs’ün tapusu.
Oysa tarihçiler net konuşuyor:
Bu yazıt mülkiyet belgesi değil, bir şantiye kaydı. İçinde “krallık”, “tapınak” ya da “mülkiyet” vurgusu yok. Sadece işçilerin karşılıklı tünel kazması ve birleştiğinde duydukları sevinç var.
Osmanlı’nın Mirası
Yazıt keşfedildiğinde Kudüs hâlâ Osmanlı topraklarındaydı. Arkeolojiye meraklı Osmanlı bürokratları, bu taşı Müze-i Hümayun’a gönderdiler. O gün bugündür de İstanbul’da, Türk müzelerinin en değerli eserlerinden biri olarak sergileniyor.
Bu nedenle yazıt sadece bir arkeolojik buluntu değil; aynı zamanda Osmanlı’nın dünya mirasına sahip çıkışının kanıtı. Bugün Türkiye için bu taş, hem kültürel kimliğin hem de müzecilik tarihinin simgesi.
İsrail’in Israrı Nereden Geliyor?
İsrail açısından mesele üç boyutlu:
- Tarihî Meşruiyet: Kudüs’ün kadim Yahudi şehri olduğuna dair “elle tutulur kanıt” sağlamak.
- Kimlik ve Propaganda: İbranice yazılmış en eski metinlerden biri olması, ulusal kimlik anlatısını güçlendiriyor.
- Diplomasi ve İmaj: Dünyaya “tarih bizim yanımızda” mesajını taşımak.
Netanyahu, 1998’de Mesut Yılmaz’dan bu taşı talep etmişti. Daha sonra da farklı zamanlarda iade girişimleri oldu. Türkiye her defasında reddetti.
Türkiye’nin Tavrı Neden Sert?
Türkiye açısından bu yazıt, birkaç açıdan vazgeçilmez:
- Meşru Sahiplik: Osmanlı döneminde resmi yollarla İstanbul’a getirildi. Uluslararası hukukta da “bulunduğu ülkenin mülkiyeti” ilkesi geçerli.
- Arkeolojik Prestij: Dünyadaki en önemli İbranice yazıtlardan birinin İstanbul’da bulunması, Türkiye’yi bilim dünyasında ön plana çıkarıyor.
- Diplomatik Koz: İsrail’in yıllardır almak istediği bir eseri elinde tutmak, Ankara için stratejik bir güç unsuru.
- Milli Hafıza: Kamuoyu, bu tür eserleri “bizim tarihimiz” olarak görüyor. İadesi, ciddi bir tepkiye yol açabilir.
Dünya Kütüphanelerinde Siloam Yazıtı
Londra’dan Berlin’e, Washington’dan Kudüs’e kadar pek çok akademik kütüphane Siloam Yazıtı’nın kopyalarını, çizimlerini ve çevirilerini barındırıyor.
- British Museum kataloglarında detaylı bir çizim mevcut.
- Library of Congress, yazıtın Fenike alfabesi ve erken İbranice bağlantılarını inceliyor.
- Jerusalem Hebrew University ise bu yazıtı modern İsrail kimliği açısından özel bir sembol olarak ders kitaplarına taşıyor.
Ama orijinal taş hâlâ İstanbul’da. Bu da Türkiye’nin elini akademik camiada güçlendiriyor.
Uluslararası Hukuk ve UNESCO Boyutu
UNESCO’nun 1970 tarihli “Kültür Varlıklarının Yasadışı İhracının Önlenmesi Sözleşmesi”, eserlerin bulundukları ülkede korunmasını şart koşuyor. Siloam Yazıtı da Osmanlı toprağında keşfedildiği ve meşru şekilde İstanbul’a getirildiği için Türkiye’nin hakkı.
Yani İsrail’in talebi, uluslararası hukuk açısından dayanak bulamıyor. Bu yüzden de mesele daha çok politik söylem düzeyinde kalıyor.
📣 Uzman Görüşleri
Prof. Dr. İlber Ortaylı (Tarihçi):
“Birileri Netanyahu’nun kulağına fısıldamış. Bu taşın iadesi söz konusu olamaz. Tarih, diplomasiye bu şekilde malzeme edilmez.”
Prof. Shlomo Ben-David (İsrailli Arkeolog):
“Yazıt, Kudüs’teki Yahudi varlığının en somut kanıtlarından biridir. Bizim için bu, bir kültürel kimlik meselesi.”
Dr. Ayşe Karaman (Türk Arkeolog):
“Bu yazıt, Osmanlı’nın arkeolojiye bakışının simgesidir. Türkiye için yalnızca bir taş değil; tarihsel bir prestij unsuru.”
Halkın Dilinde
Bir taş düşünün… İçinde işçilerin kazı hikâyesi var. Ama bugün, bu taş üzerinden devletler koz oynuyor. İsrail için “Kudüs’ün tapusu”, Türkiye için “Osmanlı’nın mirası”.
Gerçekteyse bu taş, ne tapu ne de siyaset belgesi. Ama doğru ellerde tutulduğunda, bir ülkenin diplomatik gücünü gösterecek kadar değerli
Görsel: İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Siloam Yazıtı’nın yazısız, net çekim bir fotoğrafı (600×300 jpg)
Yazar: Analiz Vakti Haber Ekibi






















