1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. Şehir ve Kent Farklı Zihniyetlerin Hayat Tarzıdır-Sevet Hocaoğulları

Şehir ve Kent Farklı Zihniyetlerin Hayat Tarzıdır-Sevet Hocaoğulları

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Bu100denTürkiye” Müzakereleri

“Şehir ve Kent Farklı Zihniyetlerin Hayat Tarzıdır-

*** SONRA BETON VE AŞK

– Fetih Şenliklerinin Arka Planı-

Türk siyasetinin iki büyük sermayesi vardır: TBMM (İktidar) ve YEREL YÖNETİMLER ( Kent Rantı).

Bütün siyasi partiler/örgütler ( Türk siyasetinin statükosu budur) üç imkan için siyasallaşır: İHALE-ATAMA-RANT

İHALE: Yasal hizmet alım kulvarıdır. Profesyonel kargodur; adrese teslim becerisidir.

ATAMA: Örgütlenme kuluçkasıdır ve siyasallaşmanın hasadıdır. Zahmet çekenlerin tekelleşme otağıdır.

RANT: Kazancın paydaşları demektir. Sadık olanlara “kurasız teslim” ağıdır.

Türk Milletinin/Anadolu Medeniyetinin iki büyük sermayesi vardır: VAKIFLAR ve SİVİL/GÖNÜLLÜ KANAAT ÖNDERLERİ

Bütün vakıflar/Sivil-Gönüllü Kanaat önderleri üç ödev için vardır: FİKİR-AKSİYON-PROJE

FİKİR: İslam-Millet-Devlet yüceltmesi ve Ahlak-İman-Amel rehberliği için düşünce işçiliğidir.

AKSİYON: Adalet ve Sanat için örgütlenme becerisi ve uygulama sözlüğüdür.

PROJE: Eser ve Fetih projeksiyonudur.

“İstanbul’un Fethi” ve/veya “Bursa’nın Fethi” kutlamaları ise ÜÇ-GEN(KÖK) arayışı sonucu başladı; Fakat her yıl “açık hava nostaljisi”ne evrildi ve finalde ise “Canlandırma Tiyatrosu”na evrildi. Neden? Çünkü; FETİH-FATİH “Geçmişin anahtarı” diye anlaşıldı; asla “”Geleceğe açılan Bab/Kapı” görülmedi!

Peki, Fetih kutlamaları neden Fetih-Fatih ruhuyla çelişik-inkarcı uygulanır? Çünkü Kent yüceltilir; Şehir ise “Mezar ziyareti” gibi “Ölmüş hayat tarzı” kabul edilir. Yani Fetih kutlamaları aslında “Şehre okunan Yasin suresi” gibi kalmıştır.

Bursa Fetih Şenlikleri vesilesiyle “Kritik arka plan”ı az-öz resmedelim.

1- Şehir bir medeniyet iddiasıdır. Türkiye’de siyasi partilerin kısmi ideolojileri olur; Ve bu “Bir dönemin yüceltilmesi” seansların ibarettir. AK Partinin 1453 ve CHP’nin 1923 kadrajı bir “Medeniyet ayracı” olarak değil; “Partinin ideolojik referansı” olarak tarif edilir. Karşıtlanmış bu iki kronoloji son dönemlerde ( CB Erdoğan’ın özel gayreti ve Bahçeli’nin desteği önemli rol oynamıştır…) “Devamlılık” esaslı algılansa da; ideolojik referans araçsallığı devam ediyor. O nedenle CHP ve AK Parti yönetimindeki bütün yerel siyaset kodu: İhale-Atama-Rant üçgeninin toplamı olan KENTLEŞME eksenlidir. Milli Görüş-AK Parti kronolojisi “Şehir-Medeniyet” söylemiyle bir müddet yürüse de; “Şehre Yasin suresi okumak / Fetih Şenlikleri / Panorama” eşiğini aşamamıştır.

2) Fikir-Aksiyon-Proje aslında toplumun sivil yüzüdür. Ancak siyasi partilerin daha çok “devlet ideolojisi” tercihleri olur. Örneğin Türkiye’de “Solcu” da “Sağcı” da bir “devlet ideolojisi” sözlüğünden ibarettir. AK Partinin “Muhafazakar”lığı da bir devlet ideolojisi denemesidir. Çünkü Fikir-Aksiyon-Proje üç-genindeki “Sivil yüz” bireylere/vatandaşlara terk edilmiştir. Siyasi partilerin sivil yüz stratejisi şundan ibarettir: Fikir-Aksiyon-Proje emeği verenlere “Devlet Ödülü” vermek ve etkinliklere sponsor olmak. Kısmen de popülizm gereği kültür merkezlerine isim yarışına girmek. “Etkin ve Sivil” toplumun kimliğidir; Ancak toplum da İhale-Atama-Rant üçgenindeki payının peşine düşmüştür.

3) 1923’de toplum ikiye bölünmüştür. Osmanlı’yı hafızadan ve hayatından çıkararak yoluna devam etmek isteyenler ve Osmanlıyı elden bırakmadan Cumhuriyet ile sentezleyerek yoluna devam etmek isteyenler. Birincisinin radikal adresi CHP’dir. İkincisinin ise dönemsel olarak adı değişse de muhafazakar milliyetçi halkın çoğunluğudur. CHP’nin vitrine koyduğu sivil yüzlerin tamamı Osmanlı-İslam ile açık-gizli düşmanlıklarını elden bırakmıyor; esneklikleri ise politik takiyyecilik üzere kalıyor. AK Partinin sivil yüzü ise “Kırık aynaya bakmak” gibi; Parçalı bir yüz görüntüsü veriyor: Çünkü Ulusalcılık-Milliyetçilik-Muhafazarlık eklektik olarak duruyor. Osmanlı-İslam referansı ise Dindarlığı gibi: Politik dindarlık sözlüğü taşıyor.

4) SON OLARAK; Osmanlı-İslam medeniyeti ilişkisini “Şiir”, “Okul”, “Panorama”, “Ödül”, “Yola-Binaya isim vermek” gibi; Tarih mezarlığında aşır okumak-telkin de bulunmak gibi; daha çok “Kültürel tören” kıvamında. Bunun ana nedeni Kentleşmenin rantına talebin yoğun olmasıdır. Kat-İmar- Ruhsat ( “KİR”)lenmenin şehvetidir.

Türkiye’de hiç bir il yoktur ki; İmar-Kat-Ruhsat konusunda iktidar-muhalefet iş birliği olmasın!… Daha doğrusu bu toplumun baskısı/talebi ile siyasetin bir “alış-veriş” türüdür; ve karşılıklı rıza vardır. Dolayısıyla burada “Siyasallaştırma” becerisi aslında topluma daha yakın düşmektedir.

Siyasetçi profillerinin yaygın tipolojisinin: “Atatürkçülük bir rant kuluçkasıdır.” pozisyon alışında olması: “Siyasetçiyim; Müslüman olmama öncelerim!…” kültürünün dindarlığın parçası kılınması: “Ahiretsiz kentleşme” vizyonu”nda bütün partilerin kaynaşması; ve en önemlisi “Sandık amel defterini yer!” becerisinin kabul görmesi… Hepsi şuna delildir: Kentler Şehirleri esir almıştır! Toplum da devlet de; aracı partiler de artık “Şehir hafızası”na ve mümkünlüğüne inanmamaktadır.

Fakat… Biz “Şehir elçileri” olmakta ısrarlıyız. Türkiye’nin en büyük zihinsel-hafıza krizi olarak şunu görüyoruz/tespit ediyoruz: Kenleşme şehveti ve Şehir alzaymırı olmak!

CHP’nin sicili Şehir düşmanlığı ile doludur. AK Parti ise “Şehre Yasin okumak” anlamına gelen; ödül verme, isim koyma, nostaljik tören eşiğini aşamamıştır. Kentleşme AK Parti döneminde altın çağını yaşamıştır…. CHP’nin yönettiği iller Kentleşmeyi bile başaramamıştır.

Fetih-Fatih “Açmak-Açan” diyoruz; Fakat bütün anma biçimlerimiz “Geçmişe doğru kapı açmak” şeklinde kalıyor. Oysa Fetih de Fatih de “geleceğe açmak” anlamına gelir.

Bir de beni en çok acı acı gülümseten: Kent yöneticilerin kendilerine “Şehr-i Emin” demesidir; Şehirden önce yöneticinin kendisinin elinden-dilinden-belinden emin değilken…

Bu arada: Kent yöneticisi ” Ahiretsiz siyasetçi” olmayı “reel politik” kabul eder. Şehir yöneticisi ise “Ahirete şehirle taşınmayı” kendine şiar beller!… Kent yöneticisi eleştiriye “politik fitne” der; şehir yöneticisi eleştiriye “Nasuh tevbe” diye iltifat eder. Kent yöneticisi “geldiği yeri inkar ederek kişilik oluşturur”; Şehir yöneticisi ise “gideceği yeri erkene alarak” karakter belirler.

Kenleşme: İhale-Atama-Rant panayırıdır. Şehir ise Fikir-Aksiyon-Proje şenliğidir!…

Tüm bunlardan kastımız; “Kültürel İktidar olamadık!” salvosu değildir. Veya “”İktidarın kültürü rantçıdır” tespiti de değildir. Aksine söylediğimiz çok açıktır: Şehri terk edenler; Kente yönelenler “Ahiretsiz hayat” peşindedirler!… Zaten Kentleşme dediğiniz şey “Tanrısız İnsan” tasavvurunun yol haritasıdır!..

Kimbilir belki de; “Önce Kül ve Aşk” ve ardından “Sonra Beton ve Aşk” yazısından sonra bir yazı daha yazmak lazım: ” Tanrısız İnsanın kalesi: Kent”

Şehir ve Kent Farklı Zihniyetlerin Hayat Tarzıdır-Sevet Hocaoğulları
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.