-1-
- Suriye’de Yeni Rejimin Anatomisi-
12 günde “Planlı Operasyon” sonuç aldı. Planı kimler yaptı? Planın devamı ne olacak? ABD ve İsrail Planın parçası mıydı?
“Esad Gitti!… Rejim Çöktü!” cümlesi bir planın başladığını ifade ediyor. Peki 13 yıldır Suriye’nin içinde kimler vardı ve planları nelerdi?
İran; Haritaya bakarak; Soldan yukarıya; Filistin-Lübnan-Suriye ve ardından Irak-Yemen hattı ile aşağıya doğru devam eden “Askeri Hilal Cephesi” kurmuştu. “Hilal’den Dolunaya” projesi çöktü.
Rusya; Sıcak denizde konuşlanmak ve Ortadoğu masasında aktör olmak adına Suriye hamiliği yapıyordu. Esad’ı iktidardan alan Rusya; ve bundan sonraki sürecin öznesi olmaya devam edecek. Suriye’nin Deniz kısmının kontrolü Rusya’da olacak. Fakat “Suriye Federasyonu” modelini uygulayarak; odağını Ukrayna’da sürdürecek.
ABD; İŞİD/DAEŞ ile mücadele adı altında “Truva atı” yöntemiyle; Ortadoğu’yu ( Türkiye’yi de Ortadoğu görüyor) sömürmeye devam ederek; “İsrail’in Güvenliği”ni sağlamak istiyordu.
Bunun için en büyük engel İran’ın Ortadoğu’daki güçlü “Şii Hilali” askeri hattıydı. Çökerttiler. Fakat bir büyük engel daha var: Türkiye’nin Suriye’deki etkisi, gücü…
ABD ve İsrail Türkiye’ye büyük ekonomik operasyon yaparak zayıflatacak ve askeri masada elini güçlendirmek isteyecek. “Kürtleri korumak” iddiasıyla “Suriye Federasyonu” modeli içinde “Özerk Kürt bölgesi” elde etmek için her yolu deneyecek.
Fransa; Osmanlı dağılırken Irak-Suriye-Lübnan hattında konuşlanmış ve ekonomik sömürüsünü sürdürüyordu. Savaş boyunca “Gizli güç” idi. Yine işin sömürü kısmında.
İngiltere; Tipik “İngiliz Oyunları” buralarda “Hayalet Politika” olarak sürüyor.
Türkiye?
Türkiye 13 yıldır şunu biliyordu: “Suriye’de er ya da geç “Federatif/Özerk” model oluşacaktı. O nedenle bütün hamleler, askeri konuşlanmalar, mülteci politikası ve son olayların tamamında “müdahil” sıfatıyla “Türkiye’nin güney sınırına paralel “Güvenlik koridoru” oluşturmak istiyordu ve aynı bölgenin “Türkiye’nin sosyolojik arka bahçesi” olması sebebiyle; Türkiye-Kuzey Suriye entegrasyonu…hesaplandı. Yani başından beri “Federatif/Özerkli model” finalini hesaplıyordu.
( Not: Federasyon/Özerk/Kanton modeli toprak bütünlüğünü yok eden bir model olmadığından; küresel güçler bu modeli dayatacaklardır… Türkiye bu modelin en güçlü ve kalıcı olduğunu da görüyor… Çünkü Ulus devlet olma ihtimali çok zor Suriye’nin. Meclise her etnik yapıdan temsilci almak “rejim” değildir!… Bu konuyu ayrı bir yazıda detaylandıracağız inşallah…)
Peki, Esad’ın gitmesi; HTŞ’nin Şam’a girmesi… yukarıda zikrettiğimiz ülkelerin hesaplarına ne kadar zarar verecek veya ne kadar fayda sağlayacak?
Bu sorunun en kritik alt sorusu şu: HTŞ neden başından beri Türkiye dahil tüm ülkelerin “Terör Örgütü” listesinde yer alıyordu?
Yani söz konusu ülkelerin hepsi HTŞ örgütünü “Terör Örgütü” listesine alırken; bugünlerde devreye alınacak plan için “baştan ön alma” mıydı?
HTŞ örgütü bizzat kendisine “Terör Örgütü” diyen ülkelerle birlikte plan yapmış ve öyle hareket etmiş olabilir mi? Çok net anlaşılıyor ki; Şam’a bizzat HTŞ’nin girmesi istendi.
O zaman HTŞ örgütünün deşifre edilmesi çok önemli?
Bu deşifre bize “Ortadoğu’da İhvan-ı Müslimin yerine “Benzer” fakat “Paralı milisler” mi yerleştiriliyor? sorusunun cevabını bulmamızı sağlayacak ve de / veya “Ortadoğu’da “Cihad Örgütleri”nin uluslararası ilişkilerini netleştircektir.
O nedenle; “Esad gitti! Barış ve Çözüm geldi!…” demek için çok erken. İkinci bir iç savaş gelebilir. Çünkü yukarıdaki ülkelerin hepsi ( Türkiye hariç) ancak iç savaş riski devam ederse istediklerini elde edeceklerdir…
( Kuşkusuz iç politikada “Suriyeliler gidiyor!…” iklimi iktidarın manevra alanını genişletmiş olacak…
Ve… en kritik soru: Hava sahası hakimliği ne olacak? Büyük ihtimalle BM kontrolünde; gizli olarak NATO müdahil olmak isteyecek; ancak benim kanaatim Türkiye en büyük “Garantör Ülke” yapılacak…. Hatta “Suriye Kürtlerin de hamisi Türkiye” dili yayılacak… Neyse;)
O zaman biraz HTŞ’ye odaklanalım!
Servet Hocaoğulları






















