- Bir siyaset ocağı olarak Aile –
CB Erdoğan hemen hemen bütün katıldığı toplantılarda konuşmasını “Prompter”den yani konuşma metnini okuduğu “Cam ekrandan” yapar. Peki bu metinler nasıl “Hazır”lanıyor sizce? Ve Türkiye’yi Prompter’den okumak bir Lider için ne kadar riskli? Hatta uzun süre iktidarda kalan bir Lider için Prompter metinleri o lideri ne kadar gerçekleri görmekten uzaklaştırır? İşte bu bağlamda en deşifre edici örneklerden biri “Aile Yılı” toplantısında yaşandı. Sayın Erdoğan Prompter metnini okuduğunda… aslında bir çelişki yumağına hızla itildiğini; tuzaklandığını yani gerçeklikten hızla uzaklaştırılarak politik açıdan kendi kalesine gol attığını fark edemedi/etmedi/etmek istemedi…. Gelin bir Suflör olarak “Prompter siyaseti”ni deşifre edelim!…
Öncelikle Prompterde okunan metinleri hazırlayan bir “Metin yazarları” ekibi var. Yani nasıl Kabinede bakanlar, Genelmerkezde başkan yardımcıları, illerde il başkanları varsa; Metin yazarları ekibi de bir “Siyasetçi ekip” olarak Liderin takımı içinde yer alırlar. Siz onlara “Kamera arkası ekip” gibi bakabilirsiniz… Bu Metin yazaları ile Şiir, Roman, Köşe yazısı.. gibi “Yazar”var ile asla karıştırmamalısınız. Çünkü bu metin yazarları “Özgür ve Bireysel” konumda değiller. Bir Politikanın, bir siyasi hareketin ve hatta bir Liderin yazarıdırlar. O nedenle herkes bu takıma giremez!… Üstelik her gün onlarca konuşma yapan bir Lidere; Üstelik her cümlesi aniden ulusal gündem kılınabilir; her gün onlarca metin hazırlamak “marifetli akıllar/kalemler” gerektirir….
Peki bu kadar “kırılgan/rikkat” isteyen bir işi nasıl kendileri için kolay kılıyorlar? Bu işin de bir sırrı ve hatta deyim yerindeyse “Tatlı kurnazlığı” olsa gerek!… Evet bu sır var: Tekrar!
Prompter’den okunan metinlerin en az yarısı 22 yıldır aynı. Hatta cümlelerin çoğu birebir aynı… Yani CB Erdoğan’ın konuşma metinlerinin en az yarısı 22 yıldır aynı cümlelerden oluşuyor. Yani yarısı “tekrar”dan oluşuyor. Zaten bu ekibi başarılı kılan da bu tekrar etme sanatı!… Fakat asıl soru şu: Tekrar edilen ne? Ve bir ara soru daha “Tekrar ne zaman bir tuzak işlevi görür?
Her şeyden önce bu tekrarın içinde “Olması gereken cümleler” çoğunlukta. Yani duyulduğunda herkesin ortak kabulü olacak, ortak ihtiyaçlara seslenecek, ortak aklın çözüm olarak göreceği; hayatın rutinine uygun ve en önemlisi “umut veren” cümlelerden oluşuyor. Adalet, Kalkınma, Ahlak, Aile, Özgürlük, Verimlilik, Paylaşma, Millilik, Vatanperverlik, Değerler, Başarı, Bizim dönem, Demokrasi, İnsan hakları, Dava… gibi boltlaştıracağımız kelimelerin çok geçtiği cümleler. Fakat metin yazarlarının buradaki en büyük marifetleri bu kelimelerin çok geçtiği cümleleri 22 yıl boyunca aynı ile tekrar edilse bile; hem okuyan lider hem dinleyici ilk defa duyuyormuş gibi “umut ve heyecan veren” bir iklim oluşturacak tarzda süsleye bilme sanatlarıdır…
Fakat artık kendini tekrarlayan metinleri Lider okuya okuya kendini tekrarlamaya başlamaktadır! Hatta Lider bir tuzağa düştüğünün farkında bile değildir.
Oysa Liderin etrafındaki ekip yani “Aşılamaz Kale” işlevinde örgütlenmiş, Lideri kuşatmış ekip; sadece ikili ilişkiler üzerinden bir vesayet kurmazlar; bir de Liderin gördüğü, izlediği Türkiye ile gerçek Türkiye arasındaki farkı göstermeyecek, gerçek Türkiye’yi liderin gözünden, aklından, kalbinden kaçırabilecek ve hatta Liderin gördüğünü “gerçek bu!” diye sunabilme marifeti sergileyecek “Suflörlük” yapabilme becerisi gibi; Prompter metinleri de aynı suflörlük misyonuyla aynı algı oyununu yapabilmektedir. Tam da burada; asıl incelikli soru şudur: CB Erdoğan okuduğu gibi mi görüyor; düşünüyor ve hareket ediyor? Yani CB Erdoğan Prompter’den okuduğu metni “Gerçek Türkiye” diye algılıyor mu? Yoksa CB Erdoğan bu metinleri kendisi için değil biz duyalım; biz Prompter metnine inanalım ve oradan Türkiye’yi görelim diye mi okuyor?
Yani ortada bir “Prompter siyaseti” mi var? Dolayısıyla metin yazarları da daha çok bizlerin algısını yönetmek için mi bu tarz içeriklerde metinler hazırlıyorlar?…. Bu önemli bir konu.
Gelelim Aile yılında CB Erdoğan’ın düşürüldüğü tuzağa.
Birincisi; CB Erdoğan aile içi şiddet, evlilik yaşının yükselmesi, boşanma oranındaki hız, çocuk istismarcılığı, cinsiyetsizleştirme eylemleri, az çocuk… gibi olumsuzladığı bütün örneklemelerin son 22 yılda çok arttığını söyledi. Hatta şatafatlı düğünleri ( kendi çocuklarının düğünlerini unutarak) şikayet konusu yaptı. Bu Prompterden metin okuma tuzağına düşmenin ilk somut göstergesi oldu.
İkincisi; Önceki yıl “Gençlik yılı” idi şimdi de “Aile yılı” ilan ediliyordu. Oysa bu da bir tuzaktı. Bakanlıkların bu tarz “ilan” formülüyle “Mış gibi yapmak!” veya “Çok çalışıyoruz efendim!..” serenatları için artık bir “ajans taktiği” kullanması ve Prompterden istatiksel verileri CB Erdoğan’a okutmak… Bakanlıkların misyonuyla çelişen bir lansman türüdür. Kuşkusuz bi dünya gündemi olan CB Erdoğan’ın bu tarz etkinlikler yoluyla o konuyla ilgili konuşturulması işin en kolay yolu… Oysa gerçek Türkiye başka! Aile hakkında hayatın içindeki gerçekler bambaşka!…
Üçüncüsü; Prompter metinlerde bir de “Moda/Trend” cümleler olur… Mesela Dijital dünya, Yapay zeka gibi teknoloji trendleri… Veya çok fazla gündem olmuş aile içi cinayetler, cinsel şiddet örnekleri… Bu konularda da daha çok AK Parti sanki muhalefet partisiymiş gibi cümleler kurulur. Oysa bir iktidar kanalı olan ATV’deki sabah programları ( Müge Anlı en tipik örneği) aile içi sapkınlıkların bi dünya örneğinde ısrarla stüdyo getirilen kadınların ezici çoğunluğunun “Başörtülü” olması bir tesadüf değildir… Bir başka iktidarı tuzaklama örneğidir…ÖRnekler çoğaltılabilir.
Dördüncüsü; CB Erdoğan bu tekrardan şikayetçi değil!… gerçeği. Çünkü CB Erdoğan kendi seçmeniyle kurduğu tüm bağlar “Yenilik” üzere değil “Geçmiş gerçeklik ve Tekrarlanan duygusal zeka” üzerine kurmuş bir Liderdir ve her seçimde sonuca ulaşmaktadır. Dolayısıyla seçmen de bu “tekrar” ilişkiden rahatsız değil… Kuşkusuz bu tekrardan beslenen hatırı sayılır bir “Ekip” var… Bu ekibin bir birini kolladığı, kapalı devre çalıştığı ve aralarına yeni isimler almadığı da kesin!…
Fakat; hem hayatta hem tarihte bir gerçeklik var: Hayat da Tarih de akan nehir gibidir. Göz aynı suyu gördüğünü düşüne bilir. Oysa su akmaktadır…
İhtiyaçlar, talepler, korkular, umutlar ve dolayısıyla insan bizzat kendini tekrar eder!…
Ancak bu tekrar bir şeyin kendini “aynı” ile tekrar etmesi şeklinde değil; her değişimde kendini yaşatması anlamında bir tekrardır!
Ne insan ve ne de tarih metne sığmaz!…
Toplumun “Dindar veya “Muhafazakar” olduğu iddiası Prompter siyasetinin iddiasıdır. Oysa gerçek Türkiye bambaşkadır ve Aile kültürü de başkalaşmıştır!
Fakat “Şikayet etmeyenler” çoğunlukta ise… O zaman metin yazarları tatilde iken “Tekrar metinler” ile siyaseti beslemeye devam edecektir!…





















