Kandil’in savaş baronları Bahçeli’nin açtığı, Cumhurbaşkanının ve Cumhur İttifakı bileşenlerinin desteklediği ‘barışma’ önerisini elinin tersiyle itti.
‘Önderimiz’ dediği Öcalan’a bile itibar etmeyeceğini belli etti. ‘Örgütü feshetmeyeceklerini ve silah bırakmayacaklarını’ ilan etti. DEM Partiyi de çözümsüzlüğe çekmeye çalışıyor.
Ne bekliyorlar, silahlarıyla Ankara’ya gireceklerini mi umuyorlar? Onlar terörden başka yol bilmiyor. Kürtlerin, Türkler başta olmak üzere Türkiye’nin diğer halklarıyla birlikte yaşamasını dinamitlemekten yanalar. İşlerine bu geliyor. Ağalıklarını sürdürüp kin, nefret ve kanla emellerine ulaşabileceklerini sanıyorlar.
Halbuki bu yolda devam ederlerse onları bekleyen son belli. Irak’ta ‘kilit kapandı’. Suriye’de de hızla yalnızlaşıyor, zemin kaybediyorlar. SDG dedikleri suni yapı çöküyor. Yanlarına çektikleri Arap aşiretleri onları terk ediyor. Dahası taşla-sopayla kovalıyor. Esad rejiminden aldıkları silah ve mühimmat ellerinde patladı. Ne yapacaklarını bilemez duruma düştüklerinden şaşırıp Amerikan SİHA’sını vurdular.
Türkiye’den çok Kürtlere zarar verdiler. Gencecik insanları, hatta çocuk yaştakileri kendi emelleri uğruna ölüme gönderdiler. Kürtlere hizmet edebilecek, yaşamlarını kolaylaştıracak kaynakları terör tutkuları yüzünden heba ettiler.
Suriye’de Amerika’nın desteğine güvenip kendileri gibi eli kanlı Esad rejimi ile iş birliği yaptılar. Artık Esad yok. Amerika da gidici. Bu siyasete aldanıp kapılanlar aklını başa alacak ve onları kinli ve intikamcı kanlı oyunlarıyla baş başa bırakacaktır. Ama onlar Esad gibi sığıntı olabilecekleri bir yer bile bulamayacaklar.






















