Tarih bilimi, araştırma ve yoruma dayanan bir bilim dalı olarak diğer bilimlerden ayrışmaktadır.
Tarih ve gerçek, ikiz kardeş gibidir. Gerçeklerin dili, tarihle açığa çıkar. Tarih insanın gerçekle buluşması , varoluşunu algılayıp bilince çıkarmasıdır. Bu nedenle, tarih yolculuğunu önemsiyor, geçmiş ile günümüz arasındaki köprünün inşasında vaz geçilmez harç malzemesi olarak bakıyorum.
Tarih, yalın anlamda bizim insani, toplumsal ve Evrensel gerçekliğimizdir. Gerçeklikten kopuk yaşamlar olamayacağı gibi, gerçeklerden kopuk Halklar da ” hayali bir topluluk ” olmanın ötesine geçemezler. Tarih- gerçek denkleminin çelişki halinde olduğu Tarih ve inkar olayları da dikkatle ele alınması gereken bir olguyu oluşturmaktadır.
Sonuç olarak, Tarih bilimi, gerçeğe ulaşmayı esas alırken, gerçeğin inkarını da deşifre etmeyi önüne görev olarak koyar.
Benim, Tarih yolculuğumda, ışık olan, Arkeologlar’ lara ve Tarihçilere, minnettarım…






















