1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. Naci Görür de!… Görmez çok!

Naci Görür de!… Görmez çok!

Naci GörürDepremi Kim Görür?-Veya eli kulağında büyük trajedi-6 Şubat depreminde Kahramanmaraş'ta amcamı ve kuzenimi kaybettim; enkazdan kuzenim ve yeğenimiz saatler sonra çıktı

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Naci Görür
Depremi Kim Görür?
-Veya eli kulağında büyük trajedi-

6 Şubat depreminde Kahramanmaraş’ta amcamı ve kuzenimi kaybettim; enkazdan kuzenim ve yeğenimiz saatler sonra çıktı. Amcamın cansız bedenine bile ulaşamadık… Deprem bölgesinde aylar süren her türlü acıya tanık oldum. Son bir yıldır deprem bölgesi illerde çalışmalar yürütüyorum….

Deprem sadece ev yıkmıyor; yüzbinlerce insanı öldürmüyor; evlerle beraber ekonominin belini kırıyor; öldürdüğü her insanla beraber bir aileyi, bir tecrübeyi, bir istihdamı, bir evin direğini veya umudunu, çiçeğini koparıyor… Geride bıraktıklarının hepsi “engelli hayatlar” yaşıyor…

Hepimiz yaşıyoruz bu acıyı ve hepimiz depreme dair sürekli bir yakınma içindeyiz…. Fakat değişen birşey yok. Buna dair de ayrı bir serzeniş içinde oluyoruz… Naci Görür İstanbul’u bekleyen tehlikeyi anlatıp durur; onun bile açıklamalarını muhalefet iktidar aleyhinde kullanmak için konuşlandırır…. Bu da ayrı bir gerçeğimiz.

Fakat; bu vesileyle; bir kaç konuyu paylaşmak istedim:

1) Bir dakika sürecek bir depremle; Türkiye 60 saniyede diz çökecek. İstanbul-İzmit-Sakarya-Bursa-Tekirdağ yani bir bölge komple diz çökecek; Ardından tüm ülke diz çökecek. Belimizi doğrultmamız asgari elli yıl… Üstelik eli kulağında bu trajedinin. Fakat iktidarıyla, muhalefetiyle, devletiyle, vatandaşıyla birlikte topyekün “Yaşansın… Olacak olsun!…” psikolojisindeyiz. Oysa onlarca yıl iç savaş yaşasak; olmayacak hasar yaşanacak bir dakikada.

Büyükşehir nüfuslarının bir kısmının bir strateji-plan içinde tekrar Anadolu illerine dağıtılması üzerine onlarca proje çalıştık; ilgili yetkili mercilere sunduk. Verilen cevaplar, tutumlar insanın aklını ve kanını donduran cinsten. Can derdinde 6 Şubat depreminden elde edilmiş tecrübeleri raporladık; ilgili mercilere verdik; zahmet etmişsin.. deyip; hasır altı ettiler…. Muhalefetin ilgisi ise çok daha vahim; işin iktidar aleyhinde olmak histerikliği içindeler…

En üzücü olanı ise; bizzat vatandaşın tutumu. Vatandaş bu işin bedelini ödeyecek olan kişi olmasına rağmen; ne yerel yönetime ne devlete bu konuda “baskı-talep-yönlendirme” içinde değil… Tek şeyin peşinde; “Kaç daire vereceksiniz bana!…” eşiğinde.

2) Deprem sonrası için hazırlık mı? Organizasyon mu? Öncesinde tatbikat mı? Kimin ne yapacağına ilişkin önceden eğitimi verilmiş koordinasyon merkezleri mi?… Yardımların gerçekçi-faydalı olması için doğru kişi-doğru yardım modeli mi? Evlerde yaşam alanı oluşturacak çözümler mi? Yok… Kimsenin de umurunda değil. Herşey göstermelik ve resmi prosedürü “Mış.. gibi yapmak” üzere bildik hallerimiz… Bir de çarpık “Kader” yorumu yok mu; o zaten ölmekten daha beter… Kader “kural,ölçü,doğası” demek iken; yani tedbir bizzat Kaderin özü iken; onu bile “tedbir dışı takdir” diye yorumlayan çarpık dindarlık halleri…

6 Şubat depremi sonrası hala devam eden sosyolojik sorunları bile “görmez”den gelip; varsa yoksa “Toki evi” eşiğinde çözüm ürettiğini düşünen yaklaşımlar… Üstelik deprem sonrası yeni inşa sürecini bile “Yaşanabilir şehir modeli” üzere değil, sadece yanaşık düzende “Evsel dönüşüm” ile sınırlı imar anlayışı… Oysa inanılmaz hızda ve çabada binlerce ev yapma marifetimiz var; Mesele depreme dayanıklı barınaklar yapmaksa; TOKİ’nin marifeti artık rutin. Oysa “Yeni yerleşim alanı” modeli penceresinden bakılırsa; Çoğu sadece ev hakkında… İnsan, hayat, gelecek kurgusu; şehir modeli… noktasında; işler de içler de acınası…

“Yeni yerleşim yeri” diye ortaya konulan sadece daireler mi olmalı; evden çıkınca orada nelerin yaşanabileceği, solunacağı önemli değil mi?…. Çok mu zor; Yeni yaparken bir imarlaşmayı; herseye ile bir şehir modeli ortaya koymak… Çok mu zor?

3) Siyasallaştırılmış deprem…. gerçeğimiz var bir de. Depreme hazırlığı erteleyen; kirleten… Süreki bir partizancı anlayış sürekli ya iktidar ya da muhalefete yarayıp yaramadığına dair tutumlar… İflah olmaz; deprem üzerinden iktidarı uzatma veya devirme dili…

Oysa eli kulağında depremin. Bir dakika içinde ülke diz çökecek. En az elli yılımız ipotek altında kalacak.

Sen, Suriye için hesap yaparken; Enflasyon az sonra düşecek… derken; Herşey hızla normalleşiyor olacak.. derken; Yok muhalefet her an iktidara gelecekmiş.. falan tafraları atarken; bir bakmışsın 60 saniyede ülke diz çökmüş; iktidar-muhalefet ayrımı yapmadan; parti ayrımı yapmadan; milyonlar ölmüş… Aylar süren acılar göğü delmiş…

Naci Görür de!… Görmez çok!

Naci Görür de!… Görmez çok!
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.