1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. MÜSLÜMANLARIN “TARİH” SINAVI ?

MÜSLÜMANLARIN “TARİH” SINAVI ?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

– Kayıt Dışı Liderlik Krizi – – Sünni doktrinin Fetret Dönemi –

Müslümanların düşünce ve eylem tarihinde iki büyük kriz var:

Birincisi; Müslümanlar “Nebevi Dönem” sonrasında “İnsan” ve “Tarih” odaklı düşünme ve okumalar yerine; ” Tanrı-Din” üzere klasik metinler üzere “Mükerrer eğitim”i tercih ettiler. Dolayısıyla hayatı metne sığdırmaya; sığmıyorsa; sığacak şekilde “tekme-tokat tıkıştırmak” yöntemine başvurdular. O nedenle İslam düşünce atlasında ve gelenekli eğitimde “İnsan”a ve “Tarih”e yabancılaşma hep var oldu. Özellikle İnsan ve Tarih okumalarının zirve yaptığı modern zamanlarda Müslüman belleği hepten, tabir yerinde olacaksa , “Çuvallama” dönemine düştü… Girdiği çuvaldan çıkabilmiş de değil.

İkincisi; Müslümanlar “Gayr-ı Müslim Yönetimi”ne alışık değiller. O nedenle uzun süre gayr-ı müslimler tarafından yönetildikleri dönemlerde/bölgelerde “iktidar teorisinde kriz” yaşadılar. Kuşkusuz bu krizle beraber ikinci problematik çok daha köklü-sarsıcı etki bıraktı: ” Kusurlu ( Sıhhat şartları eksik) Müslüman Liderler” krizi…

Muvaiye-Yezid ile sembolleştirilen ancak Emevi-Abbasi’den Selçuklu-Osmanlı‘ya kadar bütün “Müslüman coğrafyada” iktidarların ve özelde Liderlerin/Sultanların özel hayatlarındaki “büyük günahlar” ve ” Fısk/Fitne içeren uygulamalar” konusu Fıkhın bile başat meselesi olmuştur.

“Kusurlu Lider” ve Sünni Teori: Osmanlı Örneği

Zaten “Sünni teori” tam da bu ihtiyaçtan doğmuştur: Kusurlu-Sıhhat şartları eksik olsa da Ululemr’e itaat doktrini…

Mesela; Osmanlı tarihi bile Sünni doktrinin “Osmanlıca”sından ibarettir. Hatta şu keskin cümleyi kurabiliriz: Anadolu Müslümanlığının iki aort damarı vardır: Osmanlı Sünniliği ve Osmanlı Tasavvufu

Osmanlı sultanların bazılarının Müslüman olarak kusurulu-sıhhat şartları eksik olma durumu “Namaz kılmamak; İçki içmek; Hacca gitmemek; Gece hayatı…” gibi durumlar bile Sünni doktrinin esnekliği ile örtülmüştür.

Hatta… Hatırlar mısınız: Kenan Evren gibi Din cahili ve Din hasmı bile “Ben Emirulmümin’im! Bana itaat edilmelidir! Sünnilik bunu gerektirir!” diye hezeyan savunmuştu. Daha doğrusu ona bunu üfleyen İlahiyatçılar oldu, O da ahmaklığına yansın, atladı bu söyleme…

Travmaların Kesişim Noktası: Cumhuriyet ve Atatürk

Müslümanların düşünce tarihinde konu ettiğimiz iki krizin-travmanın kesiştiği bir dönem ve lider var: Cumhuriyet ve Atatürk!


Müslüman kabulü noktasında: “Kusurlu-sıhhat şartları eksik özel hayat”ı tolere eden ve özellikle lider-sultan-halife için itaata engel sayılmayan klasik Sünni doktrin; Konu Atatürk olunca… tarihi seyrinde “dondurulmuş sünnilik” durumuna düşmüştür/düşürülmüştür…

İronik Travma: Atatürk’ün Özel Hayatını Paylaşamayan Laikçiler ve Şeriatçılar

Hatta… Çok daha ironik travma durumu var: Atatürk‘ün özel hayatı hem Laikçilerin hem Şeriatçıların cepheleşmede odak konusudur. Yani “Türkiye Laiktir; Laiklik kalacak!” mottosuna sığınanlar aslında kendi özel hayatlarını Atatürk‘ün özel hayatıyla meşrulaştırmak istemektedirler. Çünkü “Namazsız-Oruçsuz-Rakılı-Çapkınlı” özel hayatlarını “Hem Müslüman hem kusurlu-sıhhat şartları eksik” formda Şeriat ortamında kaim kılamayacaklarını düşünürler-bilirler…

Zaten “Kahrolsun Şeriat!” diyenlerin çok azı açıktan Allahsız-islam düşmanıdır. Çoğu bu saldırı ile aslında özel hayatlarını ancak Atatürk ile yaşatabileceklerine inanmaktadırlar. Hatta çoğu ” Atatürk olmasaydı… Biz hem Müslüman hem günahkar!” nasıl yaşayabilirdik!…” diye içgeçirmektedirler…

Osmanlı Yorumlu Şeriatçılığın Kırılması

Çok ilginçtir; Şeriatçılık taraftarları da Atatürk‘ün özel hayatına onun “Kurucu Lider” gerçekliğini yedirirler. Yani Şeriatçılık kültürü açısından, Atatürk‘ün gibi özel hayat durumu kabul edilemez görüldüğünden; onun liderliğine de hatta Kurucu lider oluşuna karşı da açıktan bir hazımsızlık var ve ” Talihsizlik durumu” diye de tasvir edilir…

Nitekim; Türkiye‘deki Şeriatçılık kültürü ( İslam ve hukukunun Osmanlı versiyonu ve Cumhuriyet öncesi durumu içerir… Değilse genel anlamı olan “İslam Hukuku”nu kastetmiyoruz bu bağlamda…) “Günahları ve kusurları ile birlikte Müslüman kalmak ve kabullenilmek” isteyen dindarlık anlayışına hem kapalıdır hem de bunu fıkhen çözememektedir.

Oysa aynı Şeriatçılık kültü ( Yine; Osmanlı usulü şeriatçılık geleneği kastedilmektedir…) özel hayattaki kusur-sıhhat şartları eksikliği; günahkarlık hallerini söz konusu lider-sultan ise; hem tolere etmekte hem de Uluemr oluşuna halel getirtmeden ona itaat edilmesinde ısrar etmektedir…

Daha keskin cümle kuralım: Osmanlı yorumlu şeriatçılık kültürü; sultanlarının özel hayatlarına gösterdiği esnekliği Atatürk‘ün özel hayatına göstermemiştir. Gerekçesi de tıpkı Kemalistler gibidir; ancak tersine işletmişlerdir: Hilafeti kaldırdı, dolayısıyla Osmanlı Sünnilik dönemini kapadı! Kapadığı şey ona neden müsamaha göstersin!” dendi/deniyor…

İşte bu Sünni doktirinin Osmanlı usulü versiyonu; Atatürk hakkında bir kırılma yaşadı; Çünkü tarihsel akış Anadolu topraklarında yüzlerce yıldır var olan Ululemr anlayışını Atatürk2ün operasyonları sebebiyle inkitaya uğradı. Çünkü Atatürk sadece özel hayatında “Müslüman” olmak açısından kusuru-sıhhat şartları eksik ( Çoğu sultan gibi…) olmakla yetinmiyor; bir de Din/İslam hakkında bir politika gütmeye kalkışıyordu.

Atatürk’ün Tercihi: Laisizm, Pozitivizm ve “Avrupai” Reform

Aslında tarihsel olarak biliyoruz ki; Atatürk İslam düşünce tarihine ve İslami ilimlere vakıf biri değildi. Yani “Din politikası” üzere strateji üretemezdi. Onun için iki seçenek vardı: Avrupa’daki Hristiyanlığın geldiği durum ve Laiklik üzerinden Din’e yönelik operasyonlar içeren proje olarak “Laisizm ve Pozitivizm“e yönelmek; İkincisi de İslam düşünce tarihine hakim bir Alim-Aydın sınıfa güvenerek; mevcut dindarlığın reformu edilmesine yönelmek.

Atatürk; Mehmet Akif Ersoy ve Elmalılı Hamdi Yazır gibi entelektüellere bazı ödevler verse de; Diyanet işlerini bizzat kursa da; hatta çok sevdiği Rakılı sofralarında mevcut dindarlığın İslamı temsil edemeyeceği ve bir “İhya” hareketine ihtiyaç olduğunu vaaz etsede; aslında Laisizm ve Pozitivizm yönüne çoktan yönelmiş ve Hristiyan dünyaya yönelik yapılan operasyonları aynı ile kopyalayıp İslam‘a uyguluyordu… Dindarların mevcut durumu gerekçe gösteriliyor; ancak operasyonların nihai hedefi Hristiyanlığa Avrupa’da çekilen operasyonların bir benzeri İslam‘a reva görülüyordu. Çünkü Laisizm ve Pozitivizm sadece Avrupai değildi; Cumhuriyetin kurucu kadrosu içinde yaygın bir kabuldü…

Kuşkusuz Asker ve Lider olarak hem Türk devletinin hem de zamanla halkın kabulüne mazhar olsa da; hatta Türkiye Cumhuriyeti‘nin “Kurucu Lider”i olarak vasıflandırılacak, tarihsel gerçeklik içinde açık ara Lider kalsa da; Atatürk‘ün Ulus devlet kurmak adına o günün dünyasındaki Ulusalcılık politikasını birebir ülkeye taşımak ve özellikle islam düşünce tarihine oldukça yabancı kalmasına rağmen Laisizm ve Pozitivizm üzerinde “Avrupai tarzda” bir reform çabasına girmesi; çok net bir finalle sonuçlanmıştı: “Atatürk ve İslam” ilişkisi hiç bir çevreyi ikna edemeyecek kadar “Karmaşık olağan şüpheler” listesine dönüşmüştü…. Kimse de “İşin aslı”nı ortaya koyamazdı.

Oysa… çok nettir: Sapla saman karıştırıldı/karıştırılıyordu. Anadolu Müslümanlığının İslam ile kurduğu ilişki formu; yani Osmanlı sünniliği ve Osmanlı usulü tasavvuf Cumhuriyet öncesinde hem teorik hem pratik olarak çökmüştü; Mehmet AKif Ersoy‘un SAFAHAT’ındaki bütün şiirler bu çöküşü resmeder…

Atatürk bu çöküşü gerekçe gösterip/araçsallaştırıp çok daha radikal bir reforma yöneldi: İslam‘a “Hristiyan Avrupası” ayarı çekmek istedi. Karizması ve Kuvva-i Milliye sonrası edindiği politik güç; ona bu cesareti verse de; Bu Atatürk‘ü aşan bir hamleydi. Zaten sonuç da alınamadı. İslam varlığını Anadolu topraklarında sürdürdü.

Fakat “Atatürk ve Din” başlıklı kim ne söylerse söylesin; herkesin elinde bir oyun hamuru gibi kalacak, isteyen istediği şekli verip:” Atatürk ve Din ilişkisinin gerçeği bu!…” diyecektir. Ancak tarihsel bir gerçekliktir ki; Atatürk Laisizm ve Pozitivizmim Avrupa’da Hristiyanlığa çektiği operasyon listesini eksiksiz-ardışık “İslam“a uygulamıştır… “Yeni Ulus Yapma” heyecanı ona bu cesareti verse de; İslam düşünce atlasının akış gücü onu bu tarzda opera etmek isteyenleri aşıp yoluna devam edecek kadar güçlüdür.


Kemalizm’in Kantarı: Özel Hayatı İdeoloji Yapma Çabası

Kuşkusuz; zaten karmaşık-karanlık bir dönem içeriyordu bu operasyon listesi… Bu yetmiyormuş gibi; Atatürk adına örgütlenen Kemalistler kantarın topuzunu iyice kaçırdılar; Özellikle Kemalizm, “Atatürk Devrimleri demek Atatürk‘Ün Özel hayatı demek!” diye ipe-sapa gelmez bir doktrin oluşturmak istedi. Yani Atatürk‘ün bireysel inanç dünyasını ve özel hayatını “Türkiye Cumhuriyetinin Devlet İdeolojisi ve Toplum Tipolojisi” kılmak istedi. Bu absürd bir projeydi; Çünkü ne İnsan ne de tarihsel karşılığı vardı. Zaten yürümedi de… Fakat ne ağır bedeller ödendi, ne kuşaklar harcandı…

Fakat bu arada: Bir gözlemi de paylaşalım: Kusurlu-sıhhat şartları eksik kalsa da; kendisini ısrarla “Müslüman Kimlik” içinde gören, ifade eden ve özellikle dünyada bunu koruyan bir dindarlık kültürü hem Atatürk‘ün Kurucu liderliğini özümsede hem de kendi kusurlu-sıhhat şartları eksik durumunu Atatürk‘ün özel hayatıyla meşrulaştırmaya yönelmeden; “Allah affetsin!…” formunda kıvamlaştırdı.

Ancak bu sefer de Anadolu Şeriatçılığı bunu kabullenmedi; tolere etmedi…

( Ara not: Atatürk‘ün özel hayatını ve inanç dünyasını kendisi için birebir kopyalayan ve özdeşleştiren; sonra da kalkıp bunu devlete ve topluma dayatan “Ahmak pagan”lar çıksa da; her zaman marjinal kaldılar…)


Sonuç: Çözülemeyen Paradoks ve “Kayıp Osmanlı Sünniliği” Krizi

Sonuç? Kritisk soru şudur: Bir kişinin özel hayatı devlet ideolojisi ve toplum için yaşam tarzı kılına bilir mi? Kemalistlere göre; ” Evet!.. İşte Atatürk!”. Peki Kemalistler bu absürd teoriyi ve projeyi hangi insan ve tarih gerçekliğine refere ederek izah ettiler: “Cumhuriyeti Atatürk Kurdu!” gibi çift anlamlı bir tezgaha yasladılar… Peki Osmanlı Şeriatçılığı Atatürk‘ün özel hayatına itiraz ederken; Atatürk‘ün “Kurucu Lider”ilk tahkimini nereye oturtular? Oturtamadılar…

Yüzyıldır bu paradoks sürüyor: Hem Kemalist usullü Laikçilerin hem Osmanlı Şeriatçılığının “Atatürk‘ün Özellikle Hayatı” ile “Cumhuriyetin Kurucu Liderlik Rolü” arasını nasıl telif edeceğini çözemeyişi sürüyor, hem de iki cephede Atatürk‘ün özel hayatını kendisi için düşmanlık gerekçesi kılıyor…

Dolayısıyla Osmanlı sultanlarında kendisini tolere eden Sünnilik doktrini; Atatürk konusunda güncelleyemedi kendini. Yani “Kayıp Osmanlı Sünniliği” krizi var!

Peki bu kayıp Osmanlı Sünniliği krizini kim çözecek? Diyanet mi? İlahiyat Fakülteleri mi? “Hocaefendi” kılıklı Sosyal Medya Youtuber’ları mı? Yoksa Atatürkçüler derneği ile Tarikatlardan oluşturulacak bir komisyon mu?

Sahi… Bu arada: Kenan Evren bile “Ululemr” ilan etti kendini! Müslümanlar bu kadar ahmak mı? Ya da bu ahmaklıkta kalan var mı?

Yoksa… Sünni doktrin yerini Turancılık/Kızıl elma’ya mı bıraktı? Yoksa bu krizi siyasal bilimciler mi aşar?

( Ara not: Sünni doktrinin Osmanlıcasında “Özel hayatta kusur-sıhhat şartları eksik de olsa, Müslüman kabul etmek” çizgisinin Sultanları tolere ederken; Cumhuriyet döneminde yaşananlar sebebiyle ( Hilafetin ilgası konusu bunu açığa vurdurdu…) Atatürk‘ün özel hayatında “Dondu” kaldı!… Atatürk‘ün özel hayatı ile Cumhuriyetin kuruluş ve sonrasındaki Atatürk‘ün rolü arasında süren karmaşa, ikilem; birini diğerine yediren karşıtlanmalar sürüyor… Yazımızın odak noktası da “Tarihsel gerçeklikler” karşısında KemalizmŞeriatçılık ikileminde kurulan bomba düzeneğini anlatmaya çalışıyoruz. Değilse… Odağımız “Atatürk ve Din” değil… Zaten, hem Facebook alanı yetmez, hem de herkes bildiğini okuyup geçer!

MÜSLÜMANLARIN “TARİH” SINAVI ?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.