Hazreti Davut Peygamber;
Günah işlemekten titizlikle kaçtık mı.
Peki Allahı çokça andık mı.
Salih amele düşkün olduk mu.
Eee tamam da ne yüzle Rabbin huzuruna gideceğiz.
Bir el emeğiyle yaralar sardık mı.
Allah düşmanları seni düşman sandı mı.
Hayata dair savaşlara atıldık mı.
Eee tamam da ne yüzle Cenneti düşlersin.
Rabbine sıgınıp en azgın düşmana karşı gittik mi.
İmkanlar içindeki düşmana imkansızlıklarla direndik mi.
Bir sapan taşıyla bu devrin Calutlarını yendik mi.
Eee tamam da ne yüzle merhamet beklersin.
İlmi derecenle cehalete direndik mi.
Hikmetleri nasibin bilip adaletli bilindik mi.
Güzel konuşmak için küfre bilendik mi.
Eee tamam da ne yüzle Rabbi seversin.
Peygamberi bir ahlakla ahlaklanmalı bu hayatın çivisi çıkmış. Peygamberler de nizamı bozulmuş yere nizam taşımış. Bu bahsettiğim nizamın devrimcisidir Davut Peygamber. Devriyle bu devir arasında ne fark var. Zalimler nizamı bozuk süreçte Calutlar türetiyor. Onlar Calutlar inşaa ediyor da bizler Davudi bir üsluba bürünebiliyor muyuz. Calutların karşısına sapan taşlarıyla direnebiliyor muyuz.
Oysa Davut Peygamberin karşısına dikilen azgın kavim dünyayla kirlenmişlerdi. Haksızlık edip,dünya nimetlerini karınlarına doldurmuşlardı.
Oysa sen doğru yolda yürü. Ardından Caluta fırlatacagın sapan taşı seslenir.
Rabbin o taşı dile getirir. Dile getirir de gözüne gönlüne iliştirir.
Sen dünyaya tenezzül etme. Rabbin sana İbrahimden seken taşı Davudun ayaklarına getirirdigi gibi. Senin elinde de şefkati diriltir.
Nasıl ki Davut Peygamber Caluta giderken ayagına İshak Peygamberden de emanet getiriyorsa Rabbin. Senin de gönlündeki merhameti sevdirir.
Sen gözyaşınla ilerlerken Caluta karşı Yakup Peygamberden bir emanet getiriyorsa Rabbin. Senin de aklındaki Yusuf’u özletir.
Ve bu gidişin sonunda ilk koalisyon bekler seni.
Talut öyle demedi mi.
“Calutu kim öldürürse kızım ona helal,tahtımın yarısı hakkıdır.” diye.
Sen davada doğru ilerle,zulme karşı dur,nefse esir olmazsan şayet. Rabbin sana bir ihtişam bahşeder.
Calutun gurur kibrine karşı çok mutevaziydi Davut. Calutun dünyalık nefsi vardı. Davudun herşeyin sahibi olan Allahı. Calut zırhına kalkanına güveniyordu. Davut Allah’a.
Allah şöyle derdi.”Nice az topluluklar nice çok topluluklara galip geldi.” Bu mümkün müydü peki. Allah’a iman noktasında baktığında mümkündü tabi.
Sinekle Nemrudu yenmedi mi.
Hayatın bize verdiği manayı Peygamberlerimiz üzerinden okumak lazım. Dünyanın zevklerine kapılan nefsin en ihtişamlı halini mütevazi ama samimi mücadele ile yenebiliriz. Burada önemli olan şey zalimin zulmü değil senin duracagın yerdir.
Sorgu şu;
Zulmü alkışlamayı mı ögrendik.
Zalimi sevmeyi mi.
Zulümler artarken nedir bu nefis terbiyesi.
Nefis terbiye edecegim derken şahsımız terbiyesiz olma yolunda ilerliyor.
İlerlemesin.
Dur diyebilelim.
Gençler;
Söyleyin nesile aşık olmaya ara versin biraz.
Çünkü namlusunu çevirmiş kahpe evlatlarına pırlanta yüzük atılmaz…





















