Tam 954 yıl önce Sultan Muhammed Alparslan, Karahıtayların baskınları ve yağmasından yılmış Türkmen obalarına yeni bir yurt açmak amacıyla 30 bin kişilik bir Selçuklu ordusuyla Anadolu topraklarına girdi. Bunu haber alan Bizans İmparatoru Romanos Diyojen de 200 ila 300 bin arası bir kuvvetle onu karşılamak üzere yola çıktı.
Bizans ordusunun gücünü öğrenen Alparslan, kuvvetlerine takviye yapmak için Diyojen’in üzerine yürümek yerine güneye yöneldi ve Mervanilerden 6 ila 10 bin olmak üzere Kürt savaşçısıyla, çeşitli başka kavimlerden de yaklaşık 10 bin savaşçı daha derleyip yeniden Anadolu’ya döndü.
Bizans ordusu Malazgirt ovasına gelmiş, karargâh kurmuş onu beklemekte idi. Yaklaşık 50 bin kişilik ordusuyla ovaya hâkim bir tepede o da karargâhını kurdu. Ertesi gün tarihin tanıdığı çok çetin savaşlardan biri gerçekleşti. Bizans ordusundaki Balkanlara yerleşmiş Turani kavimlerden paralı askerler, Peçenekler, Kıpçaklar ve Gökoğuzlar karşılarında kendi soylarından bir ordu olduğunu anlayınca saf değiştirerek Selçuklulara katıldı ve akşama doğru Bizans ordusu büyük bir bozguna uğradı. Bu savaş tarihin akışını hızlandırmıştır. Bizans bir daha asla eski gücüne kavuşamadı ve günden güne adeta eridi. Yüzyıllar süren haçlı savaşlarından sonra onun yerine daha adil ve daha stabil bir düzen kuruldu.
O düzen 100 yıl önce bozuldu ve Ortadoğu yüzyıldır karmaşa içinde yaşayarak emperyalist saldırganlık altında yağmalanıp, insanları katledilip durdu. İşte şimdi Ortadoğu’da yeni bir güneş doğuyor. Türkler, Kürtler, Araplar ve diğer kavimlerden her etnisiteden, her dini inançtan Ortadoğulular yeniden bir savunma duvarının inşasına başlıyorlar. Ortadoğu’nun tarihi ve makûs talihi değişiyor. Öcalan’ın ‘silah bırakma ve PKK’yı fesih etme çağrısı’ bu açıdan tarihi bir öneme sahiptir. Bu açıklama Ortadoğu halklarının tıpkı haçlılar karşısında olduğu gibi birleşmesinin önünden bir engel kaldırıyor. Malazgirt ruhu yeniden doğabilir.
Suriye’nin kurtuluşu, Türkiye’nin buradaki rolü, Irak-Türkiye ilişkilerinin iyileşmesi bu yolu açtı. Daha Mısır da gelecek. Ürdün, Körfez, Umman, Yemen ve Suudiler de gelecek. Bin yıl önceki tarih tekerrür edecek. Ve Ortadoğu’da kan akıtmaya kolay kolay kimse cesaret edemeyecek. Ortadoğu, Ortadoğuluların olacak. Gelecek olan da ancak misafir olarak gelecek.






















