- Bir Parti Stand-up ile AYAKTA DURMA’yı neden karıştırır-
- Seçeneksizliğin kralı: Erdoğan mı?-
Türk siyasetinde, tamamen şahsi gözlemimdir, iki büyük müzakere alanı var: “Sosyolojik Fetret Dönemi” ve ” Erdoğan Kilidi”. Biz bu iki müzakere alanını daha sert fırça darbesiyle şu şekilde de resmedebiliriz: Birincisi: Yüzyıllık “Bölünmüş Sosyoloji”nin yığdığı ve aşılamayan Sosyolojik Fetret Dönemi yaşanıyor; İkincisi de: Türk siyaseti Erdoğan kilidini açamıyor! Yani Erdoğan dışında siyaset seçeneksizlik girdabında.
Oysa; Erdoğan bir beşer ve ecel takdir olunca ölecek. Dolayısıyla Erdoğan öldüğünde siyaset seçeneksizlik sendromunda kalırsa/bırakılırsa toplum; ortada en hafifiyle siyasal bir basiretsizlik; çokça ifadeyle “Ahmaklaştırılmış Politizasyon” var demektir.
Erdoğan’a rakip iddiasıyla; AK Partiye alternatif salvosuyla ve Erdoğan sonrası için millete liderlik modeli ufkuyla ortalıkta dolaşan neredeyse bütün muhalefet partilerinin ve liderinin aynı yöntemde ısrar etmesi tuhaf: Stand-Up
Aslında “stand-up” demek “Ayakta durmak!” demek; Fakat aynı zamanda “Ayakta gösteri yapmak!” demekle ünlendi.
Kesintisiz 23 yıl iktidarda olan bir parti karşısında “Ayakta durmak” için; Erdoğan hayatta iken onun siyasi satrancı karşısında “Ayakta durmak” kalabilmek için; ve tabi aziz milletin geleceğini ayakta tutmak için “Stand-up” gösterisi yapmaktan çok daha fazla şeylere muktedir olunduğunu göstermek gerekiyor.
Özgür Özel’den Yavuz Ağıralioğlu’na kadar “Gösteri sanatları” formunu aşamamış “Ayakta Muhalefet” yelpazesinden; Gelecek partisi “derin hocası” Ahmed Davutoğlu’ndan Zafer partisi ” Faşist hocası” Ümit Özdağ’a kadar akademisyen titrini aşamamış; Ekonomi dışında neden anladığını halka anlatamamış Deva partisi ekonomisti Ali Babacan’dan Erbakan Hoca’nın evladı olmak dışında hangi senaryoya sahip olduğuna kamuoyunun tanık olamadığı Yeniden Erbakan vesayetine kadar…. Yani “Seçeneksizliğin yüzleri” albümü etkisinde; bırakın iktidara yürüyen muhalefeti; muhalefetinde muktedir kalamayan karneleriyle… Muhalefet “Erdoğan depresyonu” içinde KamuTerapi görüyor.
Dolayısıyla “İktidar muhalefete operasyon çekiyor!” efsanesi aslında muhalefetin ayakta duramamasını örtme çabasından ibaret. Bir de Stand-Up yöntemiyle/eşiğiyle/formatıyla Erdoğan hakkında menkıbe-skeç-hikaye-mizah yapmak da nedir yahu!
Parti Lideri-Teşkilat ilişkisini İzleyici-Stand-Up gösterisi serisine-turnesine indirgemek nasıl bir vizyondur!… Daha doğrusu “Muhalefet”i bir turne-gösteri sanatlarına mahkum etmekte nedir?
Erdoğan vefat ettiğinde Türkiye’de saymakla/sayıklamakla bitiremeyeceğimiz “Kusursuz Operasyonlar Dönemi” başlayacak! Üstelik ve zaten “Erdoğancı Teksascı Grup” yeterince bu operasyonlar dönemine malzeme taşıma gafletinde iken;
Muhalefetin Erdoğan sonrası için hazırlıklı olması gereken başat konularda “büyük kadro-büyük vizyon” ve “yüksek siyaset-yükseltilmiş modeller” programı üzere hareket etmesi ve buna halkı eşlik ettirdiği “Müzakereler Serisi” içinde etkinleşmesi gerekirken; varsa yoksa “Erdoğan konulu stand-up turnesi” eşiğinde politik eğlence seansları düzenlemek de nedir yahu!…
Bu Stand-Up modasına girmeyen muhalefet partisi kalmadı.
Oysa…
CB Sayın Erdoğan’ın yaşı-başı ortada; 2028’de devlet aklı programı gereği tekrar seçilse bile; en fazla beş yıldan söz açıyoruz yahu! Beş yıl!
Erdoğan’ın vefatıyla başlayacak operasyonlar dönemi ve Türkiye üzerinde opera edilecek seri projeksiyonlar dikkate alındığında; özellikle Erdoğan’ın ismine sığınmış; Erdoğan soyadını kendi yelkenine rüzgar yapıp İHALE-ATAMA-RANT limanları arasında seyrü sefer dışında becerisi kalmamış geniş bir profesyonel kütlenin Erdoğan sonrasına dair zaten yapabileceği bir şey yokken; siyasetin doğası gereği toplumlar uzun süren iktidar yerine muhalefet/yeni seçenek odaklı pozisyona geçerken…
Satand-Up turnesinin adını “İktidara yürüyen muhalefet” koymak da nedir?
Zaten CB Erdoğan’ın onca dünya meseleleri içinde yeterince odaklanmış yoğunluktan kaynaklı; sosyolojik olarak koptuğu ve istese de yeniden restore edemeyeceği sosyolojik akış içinde; tek tesellisi de bu: tüm muhalefet parti liderlerinin Stand-Up ile Liderliği karıştıran halleri değil mi?!
Türk devlet aklı ve Milletin Yarını hiç Stand-Up ile ayakta durur mu?
Siz takılmayın aşağıdaki afişe!
Muhalefetin tamamı “Ayakta” modunda! Fakat Stand-Up tercümesi olarak!
Siz takılmayın; Erdoğan’ın her konuşmasına “Parti Amigocu”luğu alışkanlığıyla gidene; O da bir tür Stand-Up kültürüdür!
Asıl odaklanmamız gereken: “Ayakta Durmak” nasıl mümkün olacak!
Yani Erdoğan’ın vefatıyla ( zaten içinde olduğumuz ) çok net yaşayacağımız “Operasyonlar dönemi” ve “sosyolojik Fetret Dönemi” içinden çıkıp; nasıl ayakta duracağız!
Değilse; zaten 23 yıl gibi kesintisiz iktidar döneminde; mizah da artar Stand-UP tipolojileri de!.






















