1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. Küresel güçlerin Ortadoğu’daki “Bomba” Düzeneği?

Küresel güçlerin Ortadoğu’daki “Bomba” Düzeneği?

Küresel güçlerin Ortadoğu'daki "Bomba" Düzeneği -1-SİYASAL BOMBA DÜZENEĞİMersin-Hakkari bölgesinde; Kürtler ve Suriyeliler odaklı altı yıldır okumalar yaptığımız ve bölgeye yönelik proje-aksiyon aldığımız için; Esad'ın neden gönderildiğine dair tespitlerimiz/bilgilerimiz var

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Mersin-Hakkari bölgesinde; Kürtler ve Suriyeliler odaklı altı yıldır okumalar yaptığımız ve bölgeye yönelik proje-aksiyon aldığımız için; Esad’ın neden gönderildiğine dair tespitlerimiz/bilgilerimiz var. Bunları kodluyoruz. Kodlarımız üzerinden okumakta ısrarlıyız; çünkü odaklandığımız yeri sağlam tuttukça olup-bitenlere şaşırmıyor ve olası senaryoların izini sürebiliyoruz. İşte odaklandığımız; dönüp dönüp odağa koyduğumuz bilgiler/tespitler/kodlar:

SİYASAL “BOMBA” DÜZENEĞİ:

Birinci ve ikinci dünya savaşının galiplerinin ( İngiltere-ABD başta) Osmanlı coğrafyası üzerinde kurdukları bir düzenek/sistem/bomba düzeneği var. Ayarlanmış vakit gelince bomba patlıyor. Bu bombaları imha edebilecek; kurulu bomba düzeneğini çözümleyecek bakışaçısı/uzmanlık henüz Müslümanlarda gelişmiş değil. O nedenle iki yüz yıldır patlayan bombaların acısına ağıt yakmak; bazıları patlamasın diye ödün vermek; veya düzeneği yanlış okuduğumuz için müdahale ederken kendi ellerimizle patlatmak… ile sonuçlanıyor süreçler; Sonuç aynı tablo.

Siyasi bomba düzeneği şudur: “Butik Devlet ( Tek dil üzere bir bölgeyi devlet ilan etmek)”; “Federatif Devlet ( Çoklu dil ve katışık ilişkiler bölgesine yönelik sözleşmeye dayalı özerk-kanton yorumlu devlet); Ve “Kurucu/Ana dil ve Kurucu halk liderliğinde/lokomotifliğinde; fakat başka dilleri de kuşatan/vagon yapan “Ulus Devlet””… modelleri. Yani bomba düzeneğindeki kablolar ve hat üç renk üzere: Butik, Federatif, Ulus.. devlet.

Osmanlı coğrafyası yüzyıl önce bu düzenek üzere üç ayrı devlet modelleri üzere parçalandı. Bu parçalı yapıyı elde tutmak adına siyasi bomba düzeneğini kuran galip güçler, siyasi, askeri, ekonomik, eğitim, kültürel ve zihinsel alanlarda söz konusu ülkelerde örgütlendi; halkı taraftar kıldı.

Özellikle halkın bir kesimi, yerel unsurlarla, ikna edilerek ve hatta halkın bir kesimi büyük fotoğrafı görmeden sadece kendisine gösterilen gelecek tablosunu gerçek vehmederek bu bombayı “elbise” diye giyinebiliyor…

Nitekim “Arap Baharı“ndan bu yana; bu coğrafyadaki bu üç modeli güncelleme kararı alındı: Güncellemeye zorluk çıkaran ülkeler giydikleri/giydirilen elbise üzere bir diğer modele hızla itiliyor.

Irak, Lübnan, Libya, Mısır, Yemen… ve diğer tüm ülkelerde gördüğümüz göçler, darbeler, iç savaş bu düzeneğin “vakit geldi!..” aşamasında; siyasi, askeri, ekonomik patlamalardan oluşuyor.

Şimdi de Suriye için “Vakit geldi!…” ve biz bir “Patlama” ile karşı karşıyayız.

Soru şu: Butik, Federatif ve Ulus modellerden hangisi hedef olarak seçildi ve mutabakatla 12 günde rejim devir teslim süreci başladı? Her ülkenin yeni süreçteki devlet model teklifi farklı olabilir; ancak Halkın yavaş yavaş itileceği bir model olacak bu süreçte. Hangisi?

Görünenler şu:

Butik “Aynı dili konuşan bölge” için bir model. PKK/PYD bunun peşinde. Birden fazla butik devletler olsun.

Federatif ( Çok dilli-Sözleşmeye dayalı model/ Dayton sözleşmesi üzere Bosna-Hersek örneği) model ( Gözlemim o ki, İsrail-ABD-AB bunun peşinde. PKK/PYD buna da razı.

Ulus devlet “Kurucu ana dil ve halk üzere ama diğer dilleri-etni siteleri kuşatan model. Türkiye’nin peşinde olduğu model.

Eğer geçen yüzyılda Butik-Federatif-Ulus modellerin nasıl inşa edildiğini incelerseniz; hangi enstrumanların devreye sokulduğunu; halkın hangi modele hangi yöntemle itildiğini çözmüşseniz; Suriye’de tüm olup bitenlerin hangi hedefe/Şah’a doğru hamleler olduğunu takip edebilirsiniz.

Butik-Federatif-Ulus devlet kuruluş sürecinin kodlarına hakim değilseniz; o zaman iki şeyi/yorumu çok yaparsınız;

Ya iç politikada hangi siyasi görüştenseniz; o siyasi görüşü konu üzerine boca eder ve çoğu zaman “kurgusal-uyduruk” senaryolar ve yorumlar yaparsınız.

Veya “Dış politika” alanında hangi devlete hangi yakınlık ve husumetiniz varsa; ezberlerinizi yorum-analiz adı altında topluma dayatırsınız.

Biz üç modelin oluşma sürecinde kullanılan enstrumanları özellikle Mersin-Hakkari hattında takip ettik; ediyoruz…

Bu bağlamda; Bahçelinin APO çağrısı ve Erdoğan2ın bir ay önce “Tüm sınır boyunda güvenlik ve kalkınma müjdelerini yakında vereceğim!” ifadesi; izlediğimiz Suriye’deki sürecin aydınlatma fişeği idi. Bu şu demektir:

Türkiye’nin kendi Ulus devletini yaşatması için Suriye’yi Ulus devlet yapması gerekiyor. O nedenle Türkiye küresel güçlerin “Federatif” modeline itiraz ettikçe; “Suriye Ulus Devleti” çabasında risk aldıkça; Türkiye kendi İç politikasında ekonomik krizler ve Ulus devlet tartışmaları içinde kalacak; ve bunu İngiltere-ABD-israil örgütleyecektir. Muhalefet partileri de bu politikaya destek verecektir.

O nedenle

Türkiye’deki halkın ve Suriye halkının yavaş yavaş neye ikna edildiğini/edileceğini izlemek gerekiyor.

Bizim Mersin-Hakkari hattında bu bağlamda gözlemlerimiz var. Hazırladığımız raporlar var. Devlet modellerinin her birinin getireceği senaryolara ilişkin iki ülke halklarının enforme edilmesi var. Ara ara face ortamında paylaştığımız yazılarımız ve rapordan kesitler; bölgedeki müzakereci arkadaşlarımızla mektuplaşmak hükmünde olsa da; “Türkiye’nin Güney Raporu / Milli Cumhuriyet” kitabımızın fragmanı gibi olmuş oldu…

O nedenle, hasılı… Siyasi Bomba düzeneğine; kabloların hattına dikkat etmeliyiz.

Türkiye, “Bomba Uzmanı” sıfatıyla şimdi bizzat düzeneğin başında ve saat tik takları arasında operasyonda.


EKONOMİK BOMBA DÜZENEĞİ

Birinci ve İkinci dünya savaşı galipleri Osmanlı coğrafyasını sadece askeri-siyasi olarak parçalamadılar. Sadece siyasi, askeri açıdan kendilerine bağlı/bağımlı Butik-Federatif-Ulus devlet inşa etmediler. Aynı zamanda “Ekonomik Bomba Düzenekleri” kurdular. Ekonomileri de kendilerine bağlı/bağımlı kıldılar.

Tıpkı “Butik-Federatif-Ulus” gibi üç model üzere çalıştılar: Geçim Ekonomisi, Standart Ekonomisi ve Fon Ekonomisi.

GEÇİM EKONOMİSİ; İnsanların ana ihtiyaçlarını giderebildiği ekonomidir: Gıda-Barınma-Güvenlik ihtiyacını öz kaynaklardan giderme ekonomisidir. Özellikle TARIM politikası bu ekonomiyi önceler ve güvenlik altına alır. Bir ÜRETİM modelidir. Geçim ekonomisinde dışa bağımlı olmak; “Bağımsız hayat” yoksunu olmak demektir.

STANDART EKONOMİSİ; İnsanların asgari/haceti asliye hayat koşullarını zaten sağlamış; üstüne bir de hayatın her alanında “Standart”lar geliştirmiş ekonomidir. Özellikle SANAYİLEŞME politikası ile elde edilir. Bir Kent ekonomisi de olan bu modelde; Bireyler geçinmekle yetinmeyen; Kent nimetlerinden yararlanmak isteyen “Özel tüketici / Standar Abonesi” olan bireylerdir. Bir YATIRIM-GİRİŞİM ekonomisidir. Standart ekonomisi dışa bağımlı olan toplumlar hem hayatları hem toprakları bağımsız değildir.

FON EKONOMİSİ: Geçim ve Standart ekonomisini aşmış; tüm dünyanın ekonomisine hakim; ekonomik değer/endeks adresi olmuş ekonomilerdir. Küresel ekonomidir. Paranın alım gücü-değeri ve rezerv ekonomisidir. Küresel FON yani kapital modeldir.

İngiltere-Amerika başta olmak üzere küresel güçler Osmanlı coğrafyasında gerçekleştirdikleri ( Tüm dünyada da yapıyorlar tabi) bütün Butik-Federatif-Ulus Devlet modellerin hepsinin geçim ekonomisini kendilerine bağımlı; Standart ekonomilerini sadece Tüketici/Taşeron ve FON ekonomisini ise kendi paralarına bağlı kılmışlardır.

Türkiye de bir Ulus devlet olarak aynı operasyonu yemiştir. Tarımdan koptuğu için geçim ekonomisi dışa bağımlıdır; Sanayileşmesi taşeron eksenli olduğundan girişimciliği-yatırımcılığı dışa bağımlıdır ve Türk lirası Dolar bağımlısıdır.

Geçim ekonomisi ile ilgilenenler artık yok denecek azdır. Geniş kitleler Standart ekonomisi adına büyük şehirlerde ömür çürütüp Dolar endeksli hayatlar sürmektedir. Yeni nesil ise ortada geçim ve Standart krizi varken bile; ne üretmeye ne de Girişimci-Yatırımcı emeğe niyetlidir. Kısa yoldan zenginliğe yelken açmış; elindekini de “FON’culuk” üzere harcamaktadır. Durum bu iken…

Suriye mi?

Hem devlet hem ekonomi modeli kapkaranlık bir derinliğe yuvarlanmaktadır. Türkiye gibi ülke bile Ulus Devlet modeli ve Geçim-Standart-FON modelleri içinde krizlerle uğraşırken; Suriye etkileşimi bu süreci derinleştirecektir.

Dolayısıyla Suriye konusu “Esed gitti!…” ikliminde çok ama çok daha uzun ve karmaşık bir sürece/operasyonlar zincirine girecektir. Karşımızda bir “Fetih” filmi yoktur. Aksine bir büyük küresel oyun sahası var…

Suriye’nin gerçekçi geleceği öncelikle Geçim Ekonomisindeki bağımsızlığıdır. Fakat daha devlet modeli netleşmiş değil!…

Bomba düzeneği karmaşık ve saat tik tak çalışıyor. Üstelik bombanın patlama süresi azaldı.

Küresel güçlerin Ortadoğu’daki “Bomba” Düzeneği?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.